Yılın büyük bölümünde yurt dışı fonlarda konuştuğumuz ana hikâye değişmedi: Yapay zekâ, çipler ve teknoloji. Bu temalara yatırım yapan fonlar güçlü getiriler sağladı ve doğal olarak yatırımcı ilgisinin önemli bölümü de buraya yöneldi. Ancak son haftalarda teknoloji hisselerinde gördüğümüz dalgalanma bize portföy yönetiminin temel kurallarından birini yeniden hatırlatıyor. Tek bir tema ne kadar güçlü olursa olsun, bütün portföyü aynı hikâyeye bağlamak doğru değil.
Peki, teknoloji tarafında soluklanma olduğunda portföyde ne olabilir?
Ben bu noktada bir süredir sağlık fonlarını yakından takip ediyorum. Geçen hafta Moderna ve Merck'in kanser aşısı çalışmalarına ilişkin gelişmeler de sağlık temasının yeniden gündeme gelmesini sağladı. Üstelik bugün sağlık dediğimizde artık sadece klasik ilaç şirketlerinden bahsetmiyoruz. Biyoteknoloji, genetik, medikal teknolojiler ve yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçleri de bu temanın önemli parçaları haline geliyor.
Sağlığı benim için ilginç hale getiren bir diğer nokta ise teknolojiyle olan ilişkisi. Wall Street Journal'da son dönemde yer alan değerlendirmelerde büyük sağlık şirketlerinin teknoloji hisseleriyle zaman zaman ters yönde hareket etmeye başladığına dikkat çekiliyor. Teknoloji tarafında satış geldiğinde sağlık hisselerinin daha güçlü kalması, bu temayı portföy açısından değerli hale getiriyor. Yani sağlık fonlarını sadece "defansif fon" olarak değil, teknoloji ağırlıklı bir portföyün dengeleyicisi olarak da düşünmek mümkün.
Türkiye'de işlem gören fonlarda da benzer bir tablo görüyoruz. Örneğin Ak Portföy Yeni Teknolojiler Yabancı Hisse Senedi Fonu ile Ak Portföy Sağlık Sektörü Yabancı Hisse Senedi Fonu arasındaki korelasyon son bir ayda belirgin şekilde negatife dönmüş durumda. Bir aylık veriden kalıcı bir sonuç çıkarmak elbette doğru olmaz. Ancak teknoloji fonlarıyla birlikte sağlık fonu taşımanın çeşitlendirme açısından neden anlamlı olabileceğini gösteren güzel bir örnek.
Sağlık fonlarında getiriler ne diyor?
Son bir aylık performanslara baktığımızda sağlık fonlarındaki hareket daha net görülüyor. Hedef Portföy Sağlık Sektörü Değişken Fon %13,87 ile öne çıkarken, Yapı Kredi Portföy Sağlık Sektörü Serbest Fon %10,95, Rota Portföy İlaç ve Medikal Teknolojileri Değişken Fon %10,70 ve Ak Portföy Sağlık Sektörü Yabancı Hisse Senedi Fonu %10,15 getiri sağlamış durumda. Garanti Portföy Sağlık ve Genetik Teknolojileri Değişken Fon, Deniz Portföy Sağlık Sektörü Değişken Fon ve İş Portföy Sağlık Şirketleri Karma Fon'da da pozitif performans görüyoruz.
Ancak burada yine benim sık sık vurguladığım noktaya geliyoruz: Fonun adına değil, içine bakmak gerekiyor. Çünkü "sağlık fonu" dediğimiz fonların tamamı aynı sağlık temasına yatırım yapmıyor.
Fon içeriklerinde Eli Lilly, Johnson & Johnson, AbbVie, UnitedHealth, Merck, AstraZeneca, Pfizer, Gilead ve Regeneron gibi büyük sağlık şirketlerini birçok fonda görüyoruz. Bunlar sağlık temasının daha defansif tarafını oluşturuyor. Ekonomik büyüme yavaşlasa da insanların ilaç, tedavi ve sağlık hizmeti ihtiyacı ortadan kalkmadığı için sağlık sektörü ekonomik döngülere teknoloji gibi sektörlere göre daha az duyarlı olabiliyor.
Fonlar arasındaki asıl fark ise bu ana omurganın yanına ne koyduklarında ortaya çıkıyor.
Ak Portföy Sağlık Sektörü Yabancı Hisse Senedi Fonu daha çok küresel sağlık şirketleri ve sağlık ETF'leri üzerinden ilerliyor. Bu nedenle yabancı teknoloji fonlarının yanına konulabilecek daha doğrudan bir çeşitlendirme aracı olarak değerlendirilebilir.
Rota Portföy İlaç ve Medikal Teknolojileri Değişken Fon'da ise yerli ve yabancı ilaç şirketlerinin yanında medikal teknoloji ve biyoteknoloji tarafı da bulunuyor. Dolayısıyla klasik sağlık temasının biraz daha büyüme odaklı tarafına yatırım yapıyor.
Garanti Portföy Sağlık ve Genetik Teknolojileri Değişken Fon'da genetik teknolojileri ve biyoteknoloji etkisi daha belirgin. Fonun son bir yılda %57'nin üzerinde getiri sağlaması da sağlık temasının yalnızca "piyasa düşerken koruma" hikâyesinden ibaret olmadığını gösteriyor.
Yapı Kredi Portföy Sağlık Sektörü Serbest Fon ise daha konsantre ve yerli sağlık şirketlerinin de ağırlık taşıdığı bir yapı sunuyor. Deniz Portföy Sağlık Sektörü Değişken Fon'da sağlık ETF'leri, diğer sağlık fonları ve yerli-yabancı şirketlerin birlikte kullanıldığı daha geniş bir sepet görüyoruz. İş Portföy Sağlık Şirketleri Karma Fon'da ise sağlık şirketlerine sigorta ve emeklilik şirketlerinin eşlik etmesi fonu diğerlerinden biraz daha ayrıştırıyor.
Dolayısıyla yatırımcı "sağlık fonu aldım" dediğinde aslında ne aldığını bilmek zorunda. Bir fon büyük ilaç şirketlerine yatırım yaparken diğeri biyoteknolojiye, bir başkası genetik teknolojilerine veya yerli sağlık şirketlerine daha fazla ağırlık verebiliyor. Doğal olarak riskleri ve piyasa koşullarına verdikleri tepkiler de aynı olmuyor.
Sağlıkta hikâye güçlü ama risk yok değil
Tabii sağlık sektörünün önünde sadece olumlu gelişmeler bulunmuyor. Trump yönetiminin ilaç fiyatlarını aşağı çekmeye yönelik baskısı, Medicare harcamalarına yaklaşımı ve tarifelere ilişkin söylemleri yıl içinde sağlık ve ilaç şirketleri üzerinde baskı yaratan başlıklardan oldu. Dolayısıyla sağlık fonlarını "teknoloji düşerse kesin yükselir" şeklinde okumak da doğru olmaz.
Ben sağlık fonlarını daha çok portföydeki rolleri nedeniyle değerli buluyorum. Bir tarafta ilaç, hastane ve sağlık hizmetleri sayesinde daha defansif bir yapı var. Diğer tarafta biyoteknoloji, genetik, kanser tedavileri ve yapay zekânın ilaç geliştirme süreçlerinde kullanılması gibi oldukça güçlü bir uzun vadeli büyüme hikâyesi bulunuyor.
Üçüncü ve bence bugün için en önemli özellik ise çeşitlendirme. Son yıllarda yabancı hisse fonu portföyleri ister istemez teknoloji ağırlıklı hale geldi. Yapay zekâ ve yarı iletken temasının güçlü kalmaya devam edeceğini ben de düşünüyorum. Ancak bu, portföyün tamamının teknoloji olması gerektiği anlamına gelmiyor.
Sağlık fonlarını teknolojiye alternatif olarak değil, teknolojinin yanına koyulabilecek bir tamamlayıcı olarak görmek bana daha doğru geliyor. Teknoloji yükselirken büyüme hikâyesinden faydalanmak, teknoloji yorulduğunda ise sağlık gibi daha defansif alanlarla portföyü dengelemek mümkün.