Ali İhsan Karacan’ı bugün yeniden hatırlamak için iyi bir nedenimiz var. 1994- 1997 arasında SPK Başkanlığı yapan Karacan, aracı kurumların sermaye yeterliliğinden portföy yönetimine, repo-ters repodan yatırım danışmanlığına kadar düzenlemelerin şekillendiği dönemin önemli aktörlerinden biriydi.
Aradan 30 yıl geçti. Karacan yazıları ve sosyal medya paylaşımlarıyla görüşlerini kamuoyuyla paylaşıyor. 2025’te yayımladığı bir yazısında kamuda şeffaflık sorununu ele aldı. Halkın parasını kullanan kamu kurumlarının düzenli bilgi vermesi, önemli bilgilerin talep edilmeden açıklanması gerektiğini savundu.
Bunu fon tartışmasının yanına koyduğunuzda mesele daha anlamlı hale geliyor. Yatırımcı parasının nerede değerlendirildiğini, hangi riskleri ve yaşananların nedenlerini bilmek istiyor. Instagram’da bir paylaşımın 255 bin görüntülenmeye ulaşması da bu bilgi açlığının göstergelerinden biri. Tam da bu nedenle, Karacan’ın son gelişmeler üzerine yaptığı ve hepimizi düşündüren paylaşımı da dikkat çekici. Aynen aktarıyorum:
“Fon” ve “Evim” skandallarıyla ilgili bundan sonra bol bol özür ve mazeret dinleyeceğiz. Biraz şiir arası verelim.
William Shakespeare’in 34. sonesinden üç dize:
“Though thou repent, yet I have still the loss: The off ender’s sorrow lends but weak relief. To him that bears the strong off ence’s cross.”
Yani:
“Sen pişman olsan da yine kaybım var: Suçlunun üzüntüsü zayıf bir tesellidir, Ağır bir suçun yükünü taşıyan için.” Karacan’ın paylaşımında Shakespeare özür ile telafi arasındaki farkı anlatıyor. Birinin pişmanlığı, zarar görenin kaybını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Şair sevgilinin gözyaşlarına farklı bir anlam verse de şiirin asıl meselesi değişmiyor: Zarara neden olanın pişmanlığı ile zarara uğrayanın kaybı aynı şey değil.
Fon yatırımcısının bugünkü sorusu da bununla bağlantılı. Yaşananların ardından kim ne kadar üzgün, kim ne kadar pişman, bunlar elbette önemli. Ama yatırımcının asıl ihtiyacı kaybın nedenini, parasının durumunu, sorumluluk zincirini ve bundan sonra ne olacağını açık biçimde öğrenmek. Karacan’ın 30 yıl önce savunduğu şeffaflık anlayışı ile bugün dile getirdiği kamuyu aydınlatma önerisinin ortak noktası burada ortaya çıkıyor: Bilgi, çanak çömlek patladıktan sonra değil, yatırımcı ve vatandaş kararını vermeden önce ulaşılabilir olmalı.