Borsada bazı patronlar için halka arz ve sonrasında bedelli sermaye artırımları, küçük yatırımcının parasını kullanarak servet büyütmenin aracına dönüşmüş durumda. Bunun için karmaşık yöntemlere de ihtiyaç yok. İmtiyazlı hisseyi elinde tutmak yeterli.
Nasıl mı!
Şirketin yüzde 10’unu halka açıyorsun.
Yönetim kontrolünü ise kimi zaman yüzde 1’lik A grubu imtiyazlı hisseyle elinde tutuyorsun. Ardından tahtacılarla birlikte hisse fiyatını yukarı taşıyıp SPK’dan aldığın izinlerle paylarının bir bölümünü satıyorsun. Küçük yatırımcı yüksek fiyattan hisse alırken sen evdeki kasana parayı koyuyorsun. Sonra fiyat nedense (!) düşüyor.
Asıl oyun bundan sonra başlıyor. Bedelli sermaye artırımı kararı alıyorsun. Tepeden hisse alan küçük yatırımcı, fiyat düşüşü nedeniyle zarar etmiş olduğu için artırıma katılmıyor. Kullanılmayan yeni payları ise sen veya bağlantılı ortakların alıyorsunuz. Böylece şirketin sermayesindeki payınızı artırırken küçük yatırımcının ortaklık payını seyreltiyor, yönetimdeki ağırlığını azaltıyorsunuz. Bu oyun devam edip gidiyor. Ya da imtiyaz sende olduğu için kullanılmayan payları da almana gerek yok, aynı oyunu elindeki “üç otuz paralık” hisseye devam ettirip gidiyorsun.
YÜZDE 0,01 İLE SÖZÜ GEÇİYOR
BIST 100’de 53 şirkette imtiyazlı pay var. Bunların 51’inde imtiyazlı paylar borsada işlem görmüyor. Bazı şirketlerde sermayenin yalnızca yüzde 0,61’ini temsil eden A grubu paylar 15 oy hakkına sahip. Bir başka şirkette imtiyazlı pay oranı yüzde 0,01. Yani çok küçük bir sermaye payıyla şirketin yönetimi kontrol edilebiliyor. Bedelli sermaye artırımlarında bu yapı, hâkim ortağın konumunu korumasına ve küçük yatırımcının ortaklık payının seyrelmesine zemin hazırlayabiliyor. Bu konuda açık ve caydırıcı düzenleme yapılmalı.
SPK’nın bu konuda çalışma yaptığını ve yeni düzenlemelerin gündemde olduğunu duyuyoruz. Geç bile kalındı. Öncelikle, bu yöntemi kullanarak yatırımcıyı zarara uğrattığı tespit edilen ortaklara yeni pay satışı izni verilmemeli. Halka arz gelirlerini izahnamede belirtilen amaçlar dışında kullanan şirketlerin ortaklarına da ilave pay satışı hakkı tanınmamalı. Bedelli sermaye artırımını alışkanlık (!) Haline getirenlere fırsat verilmemeli.
Halka arz, patronlara sınırsız satış hakkı veren bir imtiyaz belgesi değildir. Küçük yatırımcıyı önce yüksek fiyattan hisse almaya, ardından bedelliye katılmaya zorlayan bu düzenin adı sermaye piyasası olamaz. SPK’nın görevi bu oyunu seyretmek değil, bitirmektir.