Bu yazıyı muhtemelen TÜİK'in aralık ayı ve dolayısıyla 2025 yılı enflasyonunu açıkladığı saat 10.00’dan sonra okuyorsunuzdur.
Aralık ayındaki TÜFE artışı yüzde 1 dolayında bekleniyor, buna göre 2025 yılı artışı da yüzde 31 olacak. Bu oranlardan çok farklı bir açıklama yapıldığını (yapılacağını) sanmıyorum. Kaldı ki bugün ele alacağım konu aralık ayı yüzde sıfır da gelse, yüzde 2 de gelse çok fark yaratmayacak bir konu.
Aralık ayı enflasyonu da, aslında 2025 yılı enflasyonu da orman içinde birer ağaç ya da ağaç kümesi sayılır.
Orman, 2003’ten 2025 sonuna kadar olan dönemdir; bu yirmi üç yılda fiyatların nereden nereye geldiğidir.
2003’ün ocak ayında 94,77 olan endeks, yüzde 1 artış olduğu takdirde bu yılın aralık ayında 3518’e ulaşmış olacak.
2003 yılı ortalaması 100 kabul edilen endeksin geçen yılki ortalaması da 3184 düzeyinde oluşacak.
2025’te ne olduğunu ve bu yıl ne olabileceğini irdelemeyi bir kenara koyup şimdi 2003-2025 dönemine dönelim.
Değişim mi, düzey mi?
Fiyat endeksi, yani fiyat düzeyi özellikle ekonomi yönetimi fiyat artış hızına odaklanılmasını istediği için gözden kaçırılır.
Örneğin 2024’te yüzde 44 düzeyinde bulunan yıllık artış hızı geçen yıl yüzde 31’e indiği için bu çok büyük başarı olarak anlatılacaktır ama gözden kaçırılmak istenen en önemli gerçek fiyatların geçen yıl yüzde 31 ya da buna yakın oranda arttığıdır.
44’ten 31’e inmek ölümü gösterip sıtmaya razı etmekten başka bir şey değildir.
Yıllık artış hızının yavaşlaması tabii ki önemlidir önemli olmaya da asıl önemli olan endeksin nereden nereye geldiği ve nereden nereye gittiğidir.
TÜFE, harcama tutarlarının ortalaması gibi ya da tek bir harcama kalemi gibi düşünülebilir. Hep verdiğim örnekte olduğu gibi TÜFE örneğin aylık kiradır, aylık benzin parasıdır, örneğin bebek bezi parasıdır, sigara parasıdır, doğalgaz ya da elektrik gideridir. Bir ayda herhangi bir harcama kalemine ne ödüyorsunuz, TÜFE odur.
Altı basamak
2003-2025 dönemini TÜFE’nin artış seyrine ve düzeyine göre altı dönem olarak ele aldım.
Yukarıda aktardığım yaklaşımla yani TÜFE'nin özünde bir harcama kalemi olduğu varsayımıyla sözünü ettiğim altı döneme bakalım.
2003 yılının başından 2011’in sonuna kadar geçen dokuz yıldaki aylık ortalama TÜFE yalnızca 142. Bu dokuz yılda aylık ortalama 142 lira harcamışsınız, neye sayarsanız sayın.
2012’den sonraki sekiz yıl, yani 2019 sonuna kadar olan dönem. Aylık harcama ikiye katlanmış ve 288 lira ama hâlâ günümüze göre çok az.
Sonraki dönemlerde süre kısalmaya ve tutar çok hızlı artmaya başlamış…
2020-2022 dönemi, üç yıl… Aylık harcama artık 666 lira.
Son üç yıla ise artık tek tek bakmak gerekiyor.
2023 yılındaki aylık ortalama harcama 1489 lira.
2024 yılındaki aylık ortalama harcama 2360 lira.
Geçen yılki muhtemel harcama da 3184 lira. Geçen yılın tutarı aralık ayı endeksine göre üç beş lira oynayabilir ama genel eğilimi değiştirmesi söz konusu değil.
O basamaklar daha da dikleşecek
Enflasyonda bu yılın hedefini biliyoruz; yüzde 16. Ama şunu da biliyoruz; ekonomiyle ilgili hiçbir yetkili artık ağzına yüzde 16’yı pek almıyor. Söylenen ne, yüzde 20’nin altına inmek.
Dolayısıyla 16 çoktan unutuldu bile ve 20’ye inmek başarı sayılacak. Ve yine dolayısıyla TÜFE basamakları geçmişte olduğu gibi öyle uzun süre yatay gitmeyecek ve dikleşmeye devam edecek.
“Ama” diye başlayacaklara!
Ne zaman enflasyonun çok yükseldiğine, fiyat düzeyinin tırmanıp gittiğine dönük bir yazı yazsam “Ama” diye başlayan birileri çıkıverir ortaya…
En iyisi onlara peşin peşin yanıt vermek!
Bir kesim “TÜİK’in verisine göre enflasyon değerlendirmesi mi yapılır” der. Onlara her zamanki yanıtı vereyim:
“Buyurun, 2003’e kadar giden ve aylık endeksi bulunan bir veri seti verin bana, onu kullanayım.”
Birileri de tam aksi görüştedir.
“Ama bu dönemde gelirler de arttı” diye itiraz ederler.
Doğru gelirler de arttı, kaldı ki elbette artmalıydı ama acaba enflasyon kadar mı arttı?
Bir de her şeyi dövizle ölçmek gerektiğine inanmış “Ama fiyatları dolara çevirsek artış yok bile denilebilir” diyenler vardır.
Anlatamazsınız bir türlü, hele hele ikna etmeniz hiç mümkün değildir. “Dolar da TL karşısında enflasyon yüzünden artıyor.”
Söylenmeye devam eder; “Ama” diye…
