SERKAN AKSÜYEK - [email protected]
Türkiye gibi bir ülkede bizim gibi köşe haberi yazanların işi zor. Gerçekten çok zor! Kimi zaman kendi zekânızdan bile kuşku duyduğunuz olaylar karşınıza dizilir ve siz çoğu kez “Bu kadar saçmalamak ancak kasıt ile mümkündür” dersiniz. Sonra da zihninizde oluşturduğunuz düşünceleri okurlara en anlaşılır dilde aktarmaya çabalarsınız.
Bu sütunların gedikli okurları, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına verdiğimiz büyük önemin yakın tanığıdır. Nasıl olmasınlar ki? Türkiye gibi birincil enerji kaynaklarında hâlâ yüzde 70 oranında dışa bağımlı bir ülkede, elektriğin hâlâ beşte biri doğalgazdan üretiliyorsa… O ülkede doğalgazda ithalata bağımlılık oranı yüzde 97 gibi astronomik bir seviyede ise…O ülke Almanya’dan yüzde 60 daha fazla güneşlenme süresine sahipken, güneşten Almanya’nın ürettiği elektriğin beşte birini üretiyorsa…Ne yaparsınız? Anlaşılır şekilde yorum yapabilmeniz ne kadar mümkünse, biz de o kadar yapabileceğiz bugün…
YEKA GES İÇİN GERİ SAYIM
Güneş enerjisi sektörü yatırımcılarının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan merakla beklediği Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) GES-2026 yarışması için heyecanlı bekleyiş artıyor. 3 Kasım 2026’da gerçekleştirilecek yarışmalarda toplam 900 MW güneş enerjisi kapasitesi tahsis edilecek. Yarışma için başvurular 13 Ekim 2026’da alınmış ve ön kontrolü tamamlanmıştı.
Bu yılki YEKA-GES yatırımları 9 kentte gerçekleştirilecek. En yüksek kapasite 200 megavatla Diyarbakır’a ayrılırken, Kahramanmaraş 180, Mardin 150 ve Konya 110 megavatla öne çıkıyor.
Türkiye’nin Eylül 2026 sonu itibarıyla 127 bin Megavat’a (MW) ulaşan elektrik enerjisi kurulu gücü içerisinde güneş enerjisi 28 bin MW’lık pay alıyor. Oysa Türkiye, tükettiği elektrik enerjisinin tümünü, hatta daha fazlasını, yenilenebilir kaynaklardan üretebilir. Hatta sadece güneş ve rüzgâr enerjisinden “dört Türkiye’nin enerjisini” karşılamak mümkün.
Başta iş dünyası olmak üzere, yoğun enerji tüketen herkes çatısına kendi ölçeğinde bir Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurma arayışında. Talep gerçekten de çok fazla. Sözgelimi 2024 yılında yapılan YEKA GES-4 yarışmasında belirlenen kapasitenin tam 16 katı talep gelmişti. Bu sene de benzer bir manzara ile karşılaşmamız şaşırtıcı olmayacak.
Rakamlar şunu gösteriyor: Şirketlerin ve bireylerin lisanslı ya da lisanssız güneş enerjisi santrali kurmaya yönelik talebi yüksek. Ancak kamu otoritesi yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi için sadeleştirilmiş ve anlaşılır bir sistem üretmesi gerekirken adeta bilmeceye dönen ve kimsenin anlam veremediği mevzuat değişikliklerini birbiri ardına yayımlamakta beis görmüyor.
AYAK BAĞI OLMAYIN
İnsanın “Yahu kendi enerjisini üretmek isteyen kişilerin ve kurumların peşini bırakın. Teşvik vermeyi de düşünmeyin. Ayak bağı olmayın yeter! Gidin dağıtım şirketleri ile uğraşın! Birisinin ensesinde boza pişirecekseniz, gerekli altyapı yatırımlarını yapmadıkları için vatandaşı kış vakti günlerce elektriksiz bırakan dağıtım şirketleri adresiniz olsun.” diyesi geliyor.
Şeytanın avukatlığını yapalım mı? Yoksa… Vatandaş kendi elektriğini tükettiği yerde üretmeye başladığında, elektrik dağıtım şirketlerine ihtiyacın azalmasından mı endişe ediliyor? Rusya-Ukrayna arasında yıllardır devam eden savaşın etkileri görüldükçe, tüm dünya “yeşil dönüşüm” süreçlerini hızlandırıyor. Türkiye ise kaplumbağa hızı ile ilerliyor, bunca yenilenebilir enerji kaynağı içinde hâlâ varlık içinde yokluk çekiyor.
İŞİN İÇİNDE KASIT MI VAR?
“İşin içinde kasıt mı var?” sorusunu haklı olarak sorduran bir diğer gelişme ise sanayi kuruluşlarının yapmayı planladıkları GES projelerinde yaşanıyor. Bugün hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin, ölçeği ne olursa olsun, iş dünyasında herkes bu konuya odaklanmış durumda. Yoğun enerji tüketen plastik sektöründe faaliyet gösteren bir sanayicinin cep telefonuma attığı elektrik faturası fotoğrafları, insanı gerçekten dehşete düşürüyor. Tam bir sene önce, fabrikaya tahakkuk eden elektrik faturası 734 bin TL iken, aynı fabrika aynı üretimi sadece bir sene sonra yaklaşık 2 milyon TL elektrik tüketerek yapabiliyor. Kullandığı doğalgaza ödediği fatura ise son bir senede iki kattan fazla artmış durumda. Bu yükün altında ezilen sanayicinin rekabetçi olması, yeni yatırım yapmayı düşünmesi, işini büyütmesi mümkün mü? Can havli ile çatısına GES kurulumu yapmak isteyen sanayici ise akıl almaz engellerle karşılaşıyor.
HERKESİN SORDUĞU SORU
Ezcümle… Türk sanayicisi, maalesef yüksek sesle dile getiremese de Enerji Bakanlığı bürokrasisinden adeta yaka silkiyor. Hemen hepsi sözleşmiş gibi “Acaba devlette birileri, enerji ithalatı lobilerinden kurtulmak istemiyor mu?” sorusunu soruyor. Bence de çok haklı bir soru bu… Son bir yılda sanayicinin kullandığı elektriğe ve doğalgaza gelen zamlara bakarak, cevabını daha dikkatle düşünmemiz gereken bir soru…
İZİN SÜRECİ EN AZ 1 YIL, DEVREYE ALMA EN AZ 6 AY
16 Şubat 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan teşviklerle rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarında KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti getirilmişti. Böylece güneşten elektrik üreten lisanssız yatırımların dördüncü bölge desteklerinden yararlanmasının önü açıldı. Buraya kadar her şey güzeldi. Ancak süreci dikkatle izleyenler, “Bakalım enerji bürokrasisi nerede çelme takmaya başlayacak” sorusunu sormakta gecikmedi.
GES yatırımlarında 240 kilovat üstü kapasite limit değeri kaldırılmadı. Ayrıca, yeni teşviklerin bu alanda daha önce yatırım teşvik belgesi almış sanayicilere de uygulanması mümkün olmadı. Ayrıca çatı tipi GES yatırımlarının insana yaka silktiren bürokrasi macerasında bir kısalma olmadı. Ve 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren, üretim ve tüketimin eş zamanlı dengelendiği “saatlik mahsuplaşma” düzenlemesi…
Çatı GES yatırımını, yürürlükteki aylık mahsuplaşmaya göre planlayan sanayici, oyun içinde kural değişimi yapılarak saatlik mahsuplaşmaya geçilmesi ile yatırımının amortisman süresinde (kurulu güce değişmekle birlikte) en az iki yıl geriye düştü.
Bugün çatısına GES kurulumu yapmak isteyen bir sanayici ise kurulum aşamasındaki izin süreçlerini en az bir senede tamamlayabiliyor. Çatısına santralini kurdu ve devreye alacak… Kurulum sonrası bağlantı için denetim ve anlaşma süreci ise en erken 6 ayda sonuçlanıyor. Bu durum yatırım maliyetlerini artırıyor, yatırımların ROI değeri olarak adlandırılan geri dönüş süresini uzatıyor, sanayicinin isteğini köreltiyor. Bizden yazması…
