2011 yılında dönemin Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkan Yardımcısı Hüseyin Arslan, ilgimi çeken bir kitap gönderdi:
- Zikir Taneleri…
Mehmet Çebi’nin adını, yaptıklarını o kitabı elime alınca farkettim. 2013 yılı Şubat ayı başlarında Doğuş Holding’in Halkbank’la birlikte sponsor olduğu Mehmet Çebi’nin “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri” sergisinin kapanış davetine gittiğimde de Hüseyin Arslan’la karşılaştım. Sergiyi birlikte gezdik:
- Hilye-i Şerif ve tespihlere ilgim var. Mehmet Abi’nin çalışmalarına da destek oluyorum.
Mehmet Çebi’ye de sergilenen tespihlerin değerini sordum, şu hesabı yaptı:
- Burada 300 tespih sergileniyor. Toplam değeri 10 milyon dolar eder.
Sergilenen tespih fiyatlarından bir örnek verdi:
- Gergedan boynuzundan 33’lük tespihi 15 bin dolara almıştım.
Türk Telekom bünyesindeki SEBİT A.Ş.’nin başında bulunan Hüseyin Arslan’dan bir davet geldi:
- Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan Muhteşem Cep Saatleri Koleksiyonu Sergisi…
Davet üzerine Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde 9 Nisan 2026’ya kadar sürecek serginin açılışına gittim. Açılışa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hüsnü Akhan, Gürmen Giyim’in kurucusu Remzi Gür, Yönetmen İsmail Güneş, Hamdi Topçu da katıldı.
Girişte sergilenen 305 saatle ilgili hazırlanan kitabı aldım, hızlıca antika saat uzmanı Metin Gurger’in yazdığı önsöze baktım:
- İslam eserleri, özellikle de Osmanlı hat sanatı konusunda dünyanın en tanınmış uzman ve koleksiyoncularından biri olan Mehmet Çebi, beni aradı ve saat koleksiyonunu görmemi istedi.
- Büyük bir merak ve heyecanla yanına gittim. Karşıma çıkan manzara, adeta yıllardır müzayede salonlarında ve müzelerde gördüğüm özel parçaların aynı çatı altında yeniden bir araya getirildiği bir seçki gibiydi.
- Her biri özenle seçilmiş, son derece iyi kondisyonda yüzlerce saatten oluşan bu bütünlük, yalnızca bir koleksiyon değil, başlı başına bir hikaye haline gelmişti.
Metin Gurger, antika cep saatlerini üç temel ölçütle değerlendirmek gerektiğinin altını çizdi:
- Birincisi saatlerin tarihidir: Bir saatin geçmişi, ne için ve kimin için üretildiği, hangi dönemde ve hangi ustalar tarafından yapıldığı biliniyorsa, o saat yalnızca bir eşya olmaktan çıkar; bir dönemin tanığı haline gelir ve koleksiyonlara büyük değer katar.
- İkincisi dekorasyondur: 16. ve 17. yüzyıllarda saat kasalarında altın ve gümüş ön plandayken, 18. yüzyıldan itibaren Cenevreli “mine” ustalarının bu sanatı geliştirmesiyle canlı, renkli ve göz alıcı kasalar ortaya çıkmıştır.
- Üçüncü önemli unsur mekanizmalardır: Her yüzyılda birbirinden farklı mekanik çözümlerle geliştirilmiş bu karmaşık aksamlar, saatlere adeta ruh üfleyerek onlara hayat vermiştir.
Sonra Mehmet Çebi koleksiyonuna döndü:
- Mehmet Çebi koleksiyonu, cep saatçiliğinin son 400 yıllık serüvenine geniş bir pencereden bakmamıza imkan tanıyor. Bu koleksiyonda tarihi bakımdan da son derece önemli örnekler yer alıyor.
Gurger, yazdığı önsözde şu beklentiyi de dile getirdi:
- “Hilye-i Şerif ve Tespih Müzesi”ni İstanbul’a kazandıran Mehmet Çebi’den, sanatseverlerin ve saat koleksiyoncularının doğal bir beklentisi var. Bu sergide yer alan 300’ü aşkın olağanüstü saatin, İstanbul’da açılacak ilk saat müzesine öncülük etmesi…
Sergiyi gezerken Mehmet Çebi’ye bir-iki soru sordum, beni Koleksiyon Danışmanı Yusuf Şimşekçaktı’ya yönlendirdi. Şimşekçaktı’ya sergideki saatlerin değerini sordum, şu yanıtı verdi:
- 10 bin dolardan 1.5 milyon dolara kadar farklı değerde olan saatler sergide yer alıyor.
Çebi’ye de Metin Gurger’in dile getirdiği müze beklentisini aktardım, şu yanıtı verdi:
- Sponsor olursa düşünürüm. Müze işi çok masraflı çünkü…
“Hilye-i Şerif ve Tespih Müzesi”ni İstanbul’a kazandıran Mehmet Çebi’nin “Muhteşem Cep Saatleri Sergisi”ndeki koleksiyonunun değeri, bu alandaki müze beklentilerini doğal olarak güçlendiriyor…
Diplomatik saatlerin en çarpıcı örneklerinden biri, İngiltere Kraliçesi Victoria’ya ait
ANTİKA saat uzmanı Metin Gurger, Mehmet Çebi’nin “Muhteşem Cep Saatleri Koleksiyonu” için yazdığı önsözde, tarihi açıdan önemli örneklere de yer verdi. Gurger, bu konuda 18. yüzyılın sonlarına işaret etti:
- 18. yüzyılın sonlarında dünyada diplomatik ilişkilerin artmasıyla birlikte, en değerli saatler dönemin en tanınmış ustaları tarafından krallara, kraliçelere, sultanlara ve devletlerin üst düzey yöneticilerine sunulmak üzere özel olarak sipariş edilmiştir.
Diplomatik saatlerin en çarpıcı örneklerinden birinin İngiltere Kraliçesi Victoria’ya ait olduğunu belirtti:
- Kraliçe Victoria, eşi Prens Albert ile birlikte dönemin Rus Çarı I. Nikolay’ı 3 Haziran 1844’te Windsor Kalesi’nde ağırlamıştır. Rus Çarı, Kraliçe’ye ön yüzünde kendi portresi, arka yüzünde ise Rusya İmparatorluğu’nun amblemi bulunan bir cep saati hediye etmiştir.
- Bugün hâlâ orijinal kutusunda muhafaza edilen bu saat, adeta tarihe tanıklık eden bir hatıra niteliğindedir. Kutunun üzerinde, “Kraliçe ve Majesteleri Albert ile Majesteleri Rusya İmparatoru’nun randevusu” ibaresi vardır. Bu saat Mehmet Çebi koleksiyonunda yer alıyor.
Mehmet Çebi’nin koleksiyonundaki diplomatik saatlere dikkat çekti:
- Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz portreli, diplomatik hediye olarak hazırlanmış saatler de Mehmet Çebi’nin koleksiyonunda yer alıyor. Bu, koleksiyonun devletlerarası ilişkilerin inceliklerini de yansıtan çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
Vergi yazıları için aldığı telifi bıraktı, bir kişinin işsiz kalmasını önledi
YANILMIYORSAM 2001 krizinin ülkemizi bunalttığı günlerdi… Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir grup yöneticiyi odasında topladı:
- Arkadaşlar, kriz bizi de zorluyor. Maalesef personel azaltmak zorundayız.
Her bölüme azaltması gereken personel konusunda beklentisini bildirdi. Bana döndü:
- Ekonomi Servisinden de 4 arkadaşımızla vedalaşmanı bekliyoruz.
Kara kara düşünmeye başladım. Aklıma ilk aşamada sayfalarımızda telifli yazan uzmanlar geldi. Özkök’e sordum:
- Örneğin Abdülkadir Küşin, bizden çok küçük bir telif alıyor. Kendisinden rica etsem, telifini kessek bir arkadaşımın işsiz kalmasını önleme şansım olur mu?
Özkök, olumlu yanıt verdi:
- Elbette olabilir…
Fenerbahçe Spor Kulübü’nde Mali İşler Koordinatörlüğü görevinde bulunmuş Abdülkadir Küşin, Tahir Perek’le birlikte Hürriyet Gazetesi’nde vergi konusunda ilk yazı yazan uzmanlar arasında yer alıyordu.
Abdülkadir Bey’i aradım, durumu anlattım, hemen kabul etti:
- Ben sizin sayfalarınızda telif almadan da vergi yazıları yazmayı sürdürürüm. Yeter ki bir gazeteci arkadaşınızın işsiz kalması önlensin.
Geçen Pazar sabahı sosyal medyada bir vefat duyurusu gördüm:
- Derin bir üzüntüyle bildiririz. Abdülkadir Küşin’i kaybettik…
Tam emin olmak için Abdülkadir Küşin’in yakın arkadaşı, Koç Holding’in eski üst düzey yöneticilerinden, TEGV’in kurucu kadrosundan Cengiz Solakoğlu’na sordum, üzücü haberi doğruladı:
- Kalp krizine yenik düştü…
İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) Meclis Üyeliği yaptığı yıllardan tanıdığım Abdülkadir Küşin’e Allah’tan rahmet diliyorum.
Mekanı cennet olsun…

