Anayasa Mahkemesi E.2025/94 K.2026/11 sayılı kararı ile Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin 3. fıkrasında yer alan “tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye” ibaresini iptal etti.
Vergi Usul Kanununda yer alan düzenlemelere dayanarak GİB tarafından oluşturulan ve gelir idaresinin yanı sıra, gümrük idaresi, trafik idaresi, sosyal güvenlik kurumu tarafından da kullanılan elektronik tebligat sistemin yanlışlıklarını veya hatalarını ilk günden bu yana bu köşede sürekli yazdım, hukuka aykırılıklarını sergiledim. Başlıca eleştirilerim önemli noktaları itibariyle kısaca;
- Sistemin, tebliğ edilecek metni idarenin kendi sunucusuna koyup sonra gel bak dediği, sistemin özünde dairede tebliğ niteliğinde olduğu, bu şekilde tebliği almaya kimsenin zorunlu tutulamayacağı,
- Kapatılması mümkün olmayan bir sisteme kişilerin kayıd-ı hayat koşulu ile mecbur bırakılmasının mümkün olmadığı, mükellefiyetin sona ermesi ile birlikte kapatılmadığı, (70 yaşında demans hastası olup bakkalını kapatan ve şifrelerini bile hatırlayamayan 80 yaşındaki Mehmet amcaya, bu sistemden tebliğ yapılabilecek olmasının insafsızlığı), böylece mükellefiyeti kapatılan şirketlerin, mükellef olmayanların dahi sistemde tutulduğu,
- Kendisine tebliğ yapıldığı sms veya mail yoluyla bildirilmeyenlere dahi yapılan e-tebligatların geçerli olması, böylece idarenin zafiyetinin mükellefe yüklenerek habersizce yapılan tebligatlarla mükelleflerin hak kayıplarına uğramasına yol açılması, yargıya erişim hakkının bu suretle yok edilmesi veya ibraz süresi kaçırtılarak suçlu duruma düşürülmesi,
- Beş günde bir tebliğ var mı diyerek sisteme girmek şeklinde bir zorunluluğun kimseye yüklenemeyeceği,
- Tebliğ konusunda arada PTT A.Ş. gibi tarafsız bir kuruluşun olmayışı, ihtilaflarda yine tebliğ yapan idareye müracaatla sorun giderilmeye çalışıldığı, bunun da yargılamalarda silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğu,
- Tebligat konusunun Bakanlık tebliğlerine bırakılmayacak derecede temel hakları ilgilendiren bir konu olduğu bu nedenle konuya ilişkin “esasları” düzenleme yetkisi Bakanlığa bırakılmayarak Kanunla düzenlenmesi gerektiği,
şeklindeydi.
Bütün bu eleştirilerime verilen cevaplar hep, hukukla ilgisi olmayan şekilde, idarenin kâğıt ve zaman tasarrufu yaptığı, işlemlerde kolaylık sağlandığı şeklinde oldu. En acısı da bu gerekçeler, konuya hukuk bilimi açısından bakmayan doktrinde de, kitaplarda da sisteme methiyeler düzmek için kullanıldı.
Nihayet konu Anayasa Mahkemesinin gündemine geldi ve Anayasa Mahkemesi E.2025/94 K.2026/11 sayılı kararı ile Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin 3. fıkrasında yer alan “tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye” ibaresini iptal etti.
Anayasa Mahkemesine başvuru yapan Mahkemenin başvuru gerekçeleri; “vergi dairesi tarafından vergi kaydı resen terk ettirilen tüzel kişi mükelleflerin ticaret sicilinden silinene kadar elektronik tebligat sisteminden itiraz konusu kural nedeniyle çıkamadığı ve her beş günde bir elektronik tebligatı kontrol etmek zorunda kaldığı, elektronik ortamda yapılan tebligata rağmen defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmeyenlerin hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırıldığı, bu durumun ilgililere aşırı külfet yüklediği, idari düzenlemelerde elektronik tebligat kapsamındaki mükelleflerin çok geniş tanımlandığı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince bu hususların idarenin düzenleyici işlemleriyle değil kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca diğer resmî elektronik tebligatın PTT A.Ş. altyapısında gerçekleştirilmesine karşılık 213 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik tebligatlara ilişkin kayıtların vergi idaresi tarafından tutulmasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığı” şeklinde özetlenebilir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesini ise kısaca aşağıdaki gibi özetleyebilirim.
- Mükelleflerin elektronik adres kullanmaya ve vergi idaresince yapılacak tebligatları elektronik posta yoluyla kabule zorlanması ve elektronik posta adresine yapılan tebligata hukuki sonuç bağlanması mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirmektedir.
- Temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın bir kanun kuralı ile yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasaya aykırılık oluşturur
- Vergilendirme geniş bir düzenleme alanını ilgilendirmektedir. Vergilendirmeye ilişkin olarak hüküm ifade eden işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, elektronik adres kullanma imkânının geniş olmadığı yer, faaliyet ve sektörlerin durumunun gözetilip gözetilmeyeceği, elektronik adres kullanma zorunluluğunun hangi koşullarda başlayacağı ve sona ereceği gibi hususların Kanunla açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığın yetkili olduğunun Kanunla hüküm altına alınması gereken bu hususların Tebliğle düzenlenmesi mümkün değildir.
Konunun devamı ve şimdi ne olacak, davalar nasıl etkilenecek sorularının yanıtı ise gelecek yazımda.