Temiz enerjiyi konuşurken gözümüz hemen megavatlara, milyar dolarlık yatırımlara, yeni teknolojilere gidiyor. Oysa bazen bütün bu büyük dönüşümü tek bir insanın hayat hikâyesi anlatabiliyor.
Elektriğin olmadığı bir köyden çıkıp bugün İstanbul’da dünyanın enerji yöneticilerini aynı masada buluşturmak...
YEO Teknoloji’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın hikâyesi tam da böyle. Köyüne elektrik geldiğinde altı yaşındaymış. Bugün ise enerji üreten, depolayan ve altyapı kuran bir şirketin başında. Şirketinin ev sahipliğinde dün İstanbul’da başlayan 16’ncı Dii Desert Energy Zirvesi üç gün sürecek. Enerji güvenliği, yenilenebilir enerji, depolama, hidrojen ve bölgesel bağlantılar masada.
Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliğinde önemli rol oynadığını vurguluyor. Orta Asya, Hazar ve Azerbaycan üzerinden kurulabilecek bağlantılara, Doğu Akdeniz’deki hidrojen altyapısına dikkat çekiyor. Elektrik, hidrojen ve depolama çözümlerinin birlikte ele alınması gerektiğini söylüyor.
Matthes’in dikkat çektiği bir başka alan da sanayi ve teknoloji. Türkiye’deki üretim tesislerinin Avrupa’nın rüzgâr enerjisi sektörüne katkısına işaret ederken, batarya sistemleri ve dönüşümün diğer kritik bileşenlerinin üretimiyle bu ilişkinin daha da gelişebileceğini belirtiyor.
Türkiye açısından asıl mesele ise burada.
Güneşi ve rüzgârı bol bir ülke olmak artık yetmiyor. Ürettiğiniz elektriği taşıyacak şebekeniz yoksa santral kurmanın anlamı sınırlı kalıyor. Güneşin olmadığı, rüzgârın kesildiği saatlerde devreye girecek depolama kapasitesi de gerekiyor.
2035 için konuşulan 120 gigavatlık güneş ve rüzgâr hedefi de yalnızca kaç santral kurulacağı sorusu değil. Şebeke, depolama ve yeni enerji bağlantıları da aynı hesabın içinde.
Türkiye’nin önündeki fırsat burada. Avrupa’nın temiz enerji ihtiyacına yalnızca elektrik satarak değil; ekipman üreterek, teknoloji geliştirerek, enerjiyi depolayarak ve bölgesel bağlantılar kurarak cevap verebilmek.
Elektriksiz bir köyden İstanbul’da dünyanın enerji yöneticilerini buluşturan zirveye uzanan bu hikâye, dönüşümün çarpıcı bir özeti.
Çünkü enerji dönüşümü artık sadece daha fazla elektrik üretmek değil. O elektriği üretmek, taşımak, depolamak ve gerektiğinde başka ülkelere ulaştırabilmek.