Piyasa manipülasyonlarının yaklaşık 11 milyon yatırımcıyı doğrudan ve dolaylı etkilediği bir ortamda, yeni düzenlemelerin erken uyarıdan öte etkin ve zamanında müdahaleyi de güvence altına alması gerekiyor. Sermaye piyasalarında güvenin yeniden tesis edilmesi için yalnızca yeni düzenlemeler yetmez; tasfiye edilen fonların kuruluşundan tasfiyesine kadar tüm işlemlerinin “kuyumcu hassasiyetiyle” incelenmesi ve haksız kazançların ortaya çıkarılması gerekiyor.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) oldukça geç kalarak yapmış olduğu 28 Eylül tarihli yatırım fonlarına ilişkin getirilen düzenleme sonrasında 7 portföy yönetimi şirketinin yönetimindeki 131 Adet yatırım fonunda tasfiye kararı alındı. İlgili portföy yönetimi şirketlerinin banka ve banka dışı finansal kurum izinlerinin de Bankacılık Düzenleme ve Denetim Kurumu (BDDK) tarafından geçmişte verildiği ortaya çıktı. İlgili fonların 2021 yılındaki ilk kuruluşundan sonra elde ettikleri “haksız kazançları” yüksek miktarlardaki para transferi hareketleri üzerinden MASAK tarafından yapılan açıklamalar ile kamuoyu öğrenmiş oldu.
Bu arada Borsa İstanbul AŞ. (BİST) piyasalarında uygulanacak gözetim tedbirleri yönergesinin ikinci bölümünde yer alan 5. madde gerekli durumlarda genel müdür ve borsa yönetim kuruluna “Tedbir Yetkisi”ni uygulama yetkisini vermektedir. İlgili madde içeriğinde “İhlallerin engellenmesini, yatırım araçlarının serbest rekabet şartları altında kolay ve güvenli bir şekilde alınıp satılabilmesini, piyasalarda adil işlem ilkeleri geliştirilmesini, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylemlerin ve işlemlerin önlenmesini, borsa işlemlerinin güvenilir, dürüst ve rekabetçi bir şekilde gerçekleşmesini ve sağlıklı fiyat teşekkül etmesini teminen her türlü önleyici tedbiri alabilir” yer almaktadır.
Yönergenin 6. maddesinde ise tedbir uygulanacak olan durumlar şu şekilde açıklanmaktadır;
- Yüksek miktar ve oranlarda alım ve/veya satım işlemi yapılması suretiyle piyasada hâkimiyet kurulması,
- Bir veya birden fazla fiyat kademesine yüksek miktarlarda alım ve/veya satım emri girilmesi suretiyle arz veya talep üzerinde kontrol sağlanması ve/veya fiyatın istenilen şekilde yönlendirilmesi,
- Kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi,
- Süreklilik arz edecek şekilde girilen aktif emirlerle cari işlem fiyatının yükseltilmesi, düşürülmesi veya sabit tutulmaya çalışılması,
gibi ancak bunlarla sınırlı olmayan yöntemler kullanılmak suretiyle borsa işlemlerinin güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil, dürüst ve rekabetçi bir şekilde gerçekleşmesinin ve sağlıklı fiyat ve piyasa teşekkül etmesinin engellendiğine veya ihlallere sebebiyet verildiğine dair güçlü emareler oluşması durumunda önleyici tedbirler alınabilir.
Metinden gayet net bir şekilde anlaşılacağı üzere kâğıt üzerinde esasında Borsa’da zamanında alınması gereken tüm tedbirler detaylı bir şekilde açıklanmış durumdadır. Herhalde yıl içerisinde yüzde binlerle ifade edilen getirilere ulaşan hisse senetlerini, fiili dolaşım oranı düşük, likiditesi zayıf, bilançosu net dönem zararı üreten şirketlerin milyarlarca dolar piyasa fiyatına ulaşmasını uzunca bir süre uzaktan izleyen borsa yönetiminin görevini layıkıyla yapmadığı çok açıktır.
Son 1 aydır yaşanmakta olan fon piyasasındaki manipülasyon/piyasa dolandırıcılığı işlemleri sonrasında hisse senedi piyasasındaki sert fiyat düşüşlerinin ardından geçtiğimiz günlerde ekonomi basınında şu haber başlığını görünce bu haftaki yazımın konusu belli olmuş oldu.
“Sermaye piyasasında denetim sıkılaştırılıyor: Erken uyarı ve otomatik aksiyon sistemi geliyor! İşte yeni düzenlemeler…”
Kamu otoritesi tarafından hazırlanacak olan yeni düzenleme ile "erken uyarı ve otomatik aksiyon sistemi” getirilecekmiş. Sermaye Piyasası Kanunu'nda yapılacak olan değişiklik taslağındaki düzenlemeler ile "Yatırımcıyı koruma, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) erken müdahalesi, sorumluluk ve caydırıcı yaptırım" şeklinde önemli değişiklikler söz konusu olacakmış.
Düzenleme kapsamında “fon büyüklüğünün temel finansal göstergelerle açıklanamayacak şekilde artması", "fonun toplam değerine oranla anlık nakit veya kolay paraya çevrilebilir varlık rasyosunun hızla düşmesi" ve "bir fonun veya aynı gruba ait fonların, dolaşımdaki sığ bir hissede toplam payının izaha muhtaç şekilde artması" gibi unsurlar erken uyarı sisteminin temel parametreleri olacağı ifade edilmektedir.
Böylece yaşamakta olduğumuz süreçte mağdur olan 455 bin yatırımcının gelecekte aynı durumlarla karşılaşmaması için gereken yasal değişikliklerin yapılacağı anlaşılmaktadır.
Düzenleme ile tasfiye edilen fonlarda ara ödeme usulüne kanuni bir zemin mecliste yakında oluşturulacak. Net yatırım tutarının hesaplanmasına ilişkin esaslara açıklık getirilecek. Fon tasfiye süreçleri hızlandırılacak, yatırımcı mağduriyetini azaltacak yeni tedbirler alınacak. SPK'nın yetkisi kapsamındaki "geçici işlem yasağı, varlıkların korunmasına yönelik önlemler, portföylerin dondurulması, bilgi ve belge isteme yetkisinin genişletilmesi, denetim süreçlerinin hızlandırılması" gibi düzenlemelerin gündeme gelmesi bekleniyor.
Ancak yaşamın bir gerçeği bu aşamada yüzümüze tokat gibi vurdu. 16 Eylül’den bugüne kadar fon tasfiyelerinden mağdur olan 455 bin 758 yatırımcının yanında Borsa’daki 6.6 milyon hisse senedi yatırımcısı da son 1 ay içerisinde %12-%35 arasında değişen oranlarda yatırımlarında değer kaybına uğradı. Tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarının içerisinde yer alan BİST.100 harici günlerdir eksi %10 taban yapmakta olan hisse senetlerindeki değer kaybı ise %80’lere yaklaşmış durumda. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) içerisinde hisse senedi yoğun ve endeks varlıklarına yatırım yapmış olan 3.3 milyon yatırımcının da portföyleri hisse senedi fiyat düşüşten olumsuz yönde etkilenmiştir. Ayrıca fon piyasasında serbest yatırım fonları haricinde hisse senedi yoğun fonlara yatırım yapmış bulunan yaklaşık 837 bin yatırımcının da portföylerinde borsada yaşanan kayıp dolayısı ile gerileme gerçekleşmiştir.
Neticede fon manipülasyonu ve piyasa dolandırıcılığı eylemlerinden doğrudan ver dolaylı olarak etkilenen yaklaşık 11 mlyona yakın yatırımcı bulunmaktadır. Bu sebeple yaşananlardan etkilenen çok geniş bir yatırımcı kitlesinin bulunduğunu göz önüne alarak sürecin her bir aşamasının kamu otoriteleri tarafından şeffaf bir şekilde bilgilendirmelere haiz olduğu açıktır. Piyasalardaki güveni kaybetmenin çok kolay ancak geri kazanmanın çok zor olduğunu bilerek geriye dönük olarak yapılacak olan incelemelerde tabiri caiz ise kuyumcu hassasiyetinde adil bir süreç yönetiminin sağlanması gerekmektedir. Bu imkânın da ancak tasfiye aşamasındaki tüm fonların ilk kuruluş tarihlerinden tasfiye gününe kadar gerçekleştirilen tüm eylemlerin ve haksız kazançların ortaya çıkarılarak kamuoyu ile paylaşılması zaruriyeti bulunmaktadır.
Son olarak Türkiye’de genel olarak yasa ve yönetmeliklerde herhangi bir problem olmadığını ancak uygulama ve denetim kısımlarında çok ciddi problemler olduğunu dikkate aldığımızda yeni gelecek olan düzenlemelerin de sermaye piyasamıza hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim…