Türkiye’de yeni binalarda yalıtım standartları yükselirken mevcut yapı stokunda sorunlar sürüyor. Yalıtımın öneminin enerji faturalarının ötesine geçtiğini vurgulayan İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı, TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne göre nüfusun yüzde 28,8’i sızdıran çatı, nemli duvarlar veya çürümüş pencere çerçeveleri gibi konut sorunları yaşarken, yüzde 27,9’unun da konutunda yalıtım olmadığı için ısınma sorunu yaşadığını belirtti. Özdayı, “Bu tablo bize yalıtım konusuna parçalı değil, bütüncül bir yaklaşımla bakmamız gerektiğini gösteriyor” dedi.
Özdayı, özellikle eski yapılarda çatı yalıtımının bina yaşı, yapı türü, iklim bölgesi ve çatı tipine göre değiştiğini belirterek, yalıtımın yalnızca kışın ısı kaybını önleyen bir uygulama olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de enerji verimliliğine ilişkin ilk mevzuatın 1973 petrol krizinin ardından 1977’de yayımlandığını hatırlatan Özdayı, o dönemde yalıtımın daha çok soğuk bölgelerde yapılması gerektiği anlayışının uzun yıllar etkili olduğunu belirtti.
Özellikle sıcak iklim bölgelerinde yaygın olan teras çatılarda eski binalarda ısı yalıtımının oldukça sınırlı kaldığını belirten Özdayı, yeni yapılarda da zaman zaman yalıtımın yeterli kalınlıkta uygulanmadığını söyledi. Çatı yalıtımında yapılan hatalara da dikkat çeken Özdayı, camyünü gibi malzemelerin üzerine su buharı geçirmeyen naylon ve benzeri örtüler serilmesinin yoğuşmaya yol açabileceğini söyledi. “Yapıyı terk etmesi gereken su buharı bu katmana takılarak yoğuşmakta ve ısı yalıtım malzemesi ile binanın suya maruz kalmasına neden olmaktadır” diyen Özdayı, akan çatının öncelikle tamir edilmesi gerektiğini belirtti.
“Çatı yalıtımında kalınlık kritik”
Çatı yalıtımında kalınlığın da kritik olduğunu vurgulayan Özdayı, tüketicilerin çoğu zaman cephede kullanılan kalınlığı çatıda da referans aldığını söyledi. Oysa mevzuatın çatılarda daha yüksek kalınlıklar öngördüğünü belirten Özdayı, İstanbul’da cephelerde en az 8 santimetre yalıtım malzemesi kullanılırken çatılarda bu değerin 11-14 santimetre seviyelerine çıktığını kaydetti. İklim bölgelerine göre ihtiyaç duyulan kalınlığın değiştiğini belirten Özdayı, “Antalya’da cephede ortalama bir ısı yalıtım malzemesi ile yapılacak uygulamanın kalınlığı 6-7 cm mertebelerindeyken, İstanbul’da bu kalınlık 8 cm, Ankara’da 10 cm, Erzurum’da ise 12-13 cm mertebelerindedir. Çatılarda da benzer bir şekilde Antalya’da 9-10 cm olması gereken yalıtım kalınlığı, İstanbul’da 12-14 cm, Ankara’da 14-16 cm ve Erzurum’da ise 18-20 cm mertebelerindedir” dedi.
Çatıların yağmur ve kar gibi yağışlara karşı binayı koruduğuna dikkat çeken Özdayı, bu nedenle ısı ve su yalıtımının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. “Su yalıtımında yaşanan problemler çoğunlukla ısı yalıtımının da performansını etkilemektedir” diyen Özdayı, doğru malzeme, yeterli kalınlık, süreklilik ve uygulama kalitesinin önemine işaret etti.
Yeni standartla yüzde 25 artış
Güncellenen TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı’nın sektörde önemli bir dönüşüm yaratmasını beklediklerini belirten Özdayı, daha nitelikli ve kalın yalıtım malzemeleri ile kaplamalı çift cam ve üçlü cam kullanımının artacağını söyledi. Özdayı, “Yeni standardın, eskiye kıyasla binalarda enerji verimliliğini yüzde 25 oranında artırmasını bekliyoruz” dedi. Revize TS 825 ile net ısıtma ve soğutma enerjisi ihtiyacına ilişkin enerji limitlerinin 70-90 kWh/ metrekare-yıl seviyesine çekildiğini belirten Özdayı, yeni standardın yılda yaklaşık 120 bin TEP enerji tasarrufu sağlayacağını ve ülke ekonomisine yaklaşık 100 milyon dolarlık katkı sunacağını ifade etti. Özdayı, yapılaşmanın ortalama hızda devam etmesi ve mevcut binalarda yenileme yapılmaması halinde dahi 2030 sonuna kadar sağlanacak verimlilikle ekonomik katkının yaklaşık 1,5 milyar dolara ulaşabileceğini söyledi.
Yalıtım artık dört mevsim önemli
klim değişikliği ve aşırı sıcaklıkların artmasıyla birlikte yalıtım anlayışının da değiştiğini belirten Özdayı, çatı yalıtımının artık yalnızca kış aylarında ısı kaybını önlemek açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Bugün ise yaz aylarında aşırı ısınmanın önlenmesi ve soğutma ihtiyacının azaltılması da aynı derecede önemli hale geliyor” diyen Özdayı, çatının güneş ışınımına en fazla maruz kalan yapı elemanlarından biri olduğunu belirtti. Geleceğin binalarında kışın ısıyı içeride tutan, yazın ise aşırı ısınmayı sınırlayan bir yalıtım yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini ifade etti.
Kentsel dönüşüm yalıtım için fırsat
Kentsel dönüşüm ve yeni yapılaşmanın binaların yalıtım performansını yükseltmek için önemli bir fırsat yarattığını belirten Özdayı, ısı, su, ses ve yangın yalıtımının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Su yalıtımının deprem güvenliği açısından da önem taşıdığını belirten Özdayı, suyun taşıyıcı sistemlerde korozyona yol açarak yapı dayanımını düşürebildiğine dikkat çekti. Toplam inşaat maliyetinin yüzde 1-2’si gibi düşük oranlarda yalıtım yatırımıyla yapıların korunabileceğini ifade eden Özdayı, mevcut binalarda dönüşümü hızlandırmak için “Yalıtım Kredisi” gibi finansal destek mekanizmalarının yeniden devreye alınmasının önemine işaret etti.