Gıda sistemi kırılganlaştıkça, sürdürülebilirlik artık bir “iyi niyet” başlığı değil, işin devamlılığı, tarımın geleceği ve gezegenin sınırlarıyla kurulan yeni sözleşme anlamına geliyor. PepsiCo’nun Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkanı Jim Andrew, büyümeyi dayanıklılıkla, kârlılığı toprak sağlığıyla, küresel ölçekteki iddiayı yerel havzalardaki somut etkiyle birlikte düşünmenin mümkün olduğunu söylüyor.
PepsiCo Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkanı Jim Andrew şirketin; PepsiCo Positive (pep+) çerçevesi altında iklim eyleminden su yönetimine, rejeneratif tarımdan döngüsel ambalajlamaya uzanan stratejisi konularında bilgiler verdi.
Küresel gıda sistemi zor bir eşikte. İklim baskıları artıyor, su stresi derinleşiyor, toprak yoruluyor. Bir yandan da dünya nüfusu artmaya, tüketim alışkanlıkları değişmeye devam ediyor. Artık mesele yalnızca daha fazla üretmek değil, nasıl ürettiğimiz, hangi kaynakları ne hızla tükettiğimiz ve bu döngüyü nasıl onardığımız. Tam da bu noktada, çok uluslu şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımı kritik bir belirleyiciye dönüşüyor. PepsiCo’nun Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkanı (Chief Sustainability Off icer) Jim Andrew ile yaptığımız söyleşide, şirketin “PepsiCo Positive (pep+)” çerçevesi altında iklim eyleminden su yönetimine, rejeneratif tarımdan döngüsel ambalajlamaya uzanan stratejisini konuştuk. Ancak daha önemlisi, büyüme ile pozitif etki arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi… Türkiye’den Konya ovasına, Seyhan ve Gediz havzalarına; Manisa’daki biyometanizasyon tesisinden çiftçilerin damla sulama yatırımlarına uzanan somut örnekler, sürdürülebilirliğin artık soyut bir vizyon değil, sahada ölçülen ve raporlanan bir dönüşüm olduğunu gösteriyor. Evet, gıda sistemi dönüşecek. Peki bu dönüşüm, dayanıklılık ve onarım ekseninde mi şekillenecek, yoksa krizlerin yön verdiği bir savrulma mı yaşayacağız? Jim Andrew’un yanıtları, tercihin hâlâ elimizde olduğunu hatırlatıyor.
Amacımız ekosistemi güçlendirerek değer yaratmak
Sürdürülebilirliği işimizin merkezine yerleştirmek ve uzun vadeli başarıyı desteklemek üzere tasarlanmış stratejik çerçevemiz PepsiCo Positive (pep+), hammaddeleri nasıl tedarik ettiğimizden ürünlerimizi nasıl ürettiğimize, nasıl taşıdığımızdan satışa nasıl sunduğumuza ve markalarımız aracılığıyla insanlara nasıl ilham verdiğimize kadar her konuda temel yol göstericimiz. Bu kapsamda iklim eylemi, su yönetimi, rejeneratif tarım, döngüsel ambalajlama, değer zinciri modernizasyonu ve büyümeyle birlikte pozitif etki yaratmayı amaçlayan topluluk odaklı girişimler gibi kritik alanlarda ilerleme sağlıyoruz. En temel amacımız, uzun vadeli değer yaratımını tüm ekosistemimizde dayanıklılığın güçlendirilmesiyle uyumlu hale getirmek.”
Çiftçiler ve tarımsal topluluklar ilerlemenin temel taşı
“Artan nüfusu besleme kapasitesinin risk altında olduğu bir dönemde, ilerlemenin; tarım, su ve enerji alanlarında atılacak adımlara ve çiftçilerin her türlü çözümün merkezinde olduğunun kabul edilmesine bağlı olduğunu söyleyebilirim. Çiftçilerin ve tarımsal toplulukların ilerlemenin temel taşı olduğuna inanıyoruz. 2024 yılında dünya genelinde 3,5 milyon dönümden fazla alanda rejeneratif, iyileştirici veya koruyucu tarım uygulamalarının benimsenmesini sağladık. Tedarikçiler ve çiftçilerle birlikte çalışarak, yaklaşık 1,6 milyon metrik tonluk çiftlik kaynaklı sera gazı azaltımı sağladık. Yine 2024’te, temel hammaddelerimizin yüzde 66’sını Sürdürülebilir Tedarik Kılavuz İlkeleri’mize uygun olarak sürdürülebilir bir şekilde tedarik ettik. Rejeneratif uygulamalar, çiftlik kârlılığının, biyolojik çeşitliliğin, yerel ekonomilerin ve tedarik zinciri dayanıklılığının aynı anda gelişebileceğini gösteriyor; bu da kırsal hanelerde gelir artışını destekliyor. Türkiye’deki proje portföyümüz bu ‘çiftçi öncelikli’ yaklaşımı yansıtıyor. Konya’da Lay’s Rejeneratif Tarım Projesi, toprak sağlığı, örtü bitkisi kullanımı ve su verimliliği konularında yaklaşık bin çiftçiyle çalıştı. Hatay Samandağ’da ‘Ortak Hareket, Yeniden Bereket’ projesi, depremden etkilenen üreticilere geçimlerini yeniden kurmaları için destek sağladı. Adana’da CARE ile yürütülen ‘She Feeds the World’ projesi, küçük ölçekli üreticilerin ekonomik güçlenmesine odaklandı ve yaklaşık 35 bin çiftçi ve tarımsal paydaşa doğrudan ulaştı.
PepsiCo Türkiye, yenilenebilir elektriğe geçişte öncü pazarlardan
“PepsiCo Türkiye, yenilenebilir elektriğe geçişte öncü pazarlardan biri. Suadiye ve Tarsus yiyecek fabrikalarımızdaki Organik Atık İşleme Tesislerimiz sayesinde, elektriğimizin ortalama yüzde 30’unu tesis içindeki yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz; kalan kısmı ise güneş enerjisi panelleri ve sertifikalı sağlayıcılarla destekleniyor. Manisa’daki Biyometanizasyon tesisimiz, organik atıkları biyometana dönüştürerek fosil yakıtlara olan bağlılığımızı azaltıyor. 2025’te 7,8 milyon kWh biyometan üretildi ve yaklaşık bin 437 ton CO2 emisyonunun önüne geçildi. Bu proje, yalnızca emisyon azaltımı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda döngüsel çözümlerin tedarik güvenliğini nasıl güçlendirebileceğini ve diğer tesislere uygulanabilecek öğrenimler yaratılabileceğini de gösteriyor.”
Su, gıda sisteminin istikrarının temel taşı
“Su, gıda sisteminin istikrarının temel taşı olmaya devam ediyor. 2024’te dünya genelinde, yerel su havzalarına 24 milyar litre su geri kazandırdık. Bu, 2025’e kadar yüksek su riski altında olan bölgelerdeki tesislerde yüzde 100 su geri kazanımı amacına ilerleyişimizi gösteriyor. PepsiCo, küresel ‘Net Su Pozitif’ vizyonunu kapsamında yalnızca su kullanımımızı azaltmayı değil, aynı zamanda yüksek su riski olan havzalarda kullanılan suyun tamamını doğaya geri kazandırmak için çalışıyoruz. PepsiCo Türkiye de bu amaca en güçlü katkı sunan ülkelerden biri. Yerel olarak geliştirilen programlarla tarımda su kullanımını azaltan çözümler uyguluyoruz. Türkiye’de su riskinin tarımsal bölgelerde yüksek olması nedeniyle düşük basınçlı sulama teknolojilerine yatırım yapıyoruz. ‘Bir Damla Bir Dünya’ iş birliğimiz çerçevesinde, Doğa Koruma Merkezi ile modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılmasını destekliyoruz. Adana, Mersin, Manisa ve İzmir havzalarında uyguladığımız bu projeyle, dört fabrikamızın bulunduğu Berdan, Gediz ve Seyhan havzalarında 2025 yılında yaklaşık 1 milyon metreküp su geri kazanımı sağladık. 2026 yılında projenin dördüncü yılına giriyoruz ve bu yıl Çorlu Meriç-Ergene havzasını da projeye dahil ediyoruz.”
Pozitif tarım, pozitif değer zinciri ve pozitif seçenekler
“pep+ vizyonumuz Türkiye’de de üç temel unsur üzerinden hayata geçiyor: Pozitif Tarım, Pozitif Değer Zinciri ve Pozitif Seçimler. Bu yaklaşım, üretimden lojistiğe, tarım programlarından tüketiciye uzanan bütünleşmiş bir etki zinciri oluşturuyor:
Pozitif Değer Zinciri: Emisyonları azaltan, su yönetimini geliştiren ve ambalaj döngüselliğini artıran uygulamaları ilerletmeye devam ediyoruz.
Pozitif Tarım: Pozitif Tarım, PepsiCo’nun tarımsal tedarik zinciri genelinde rejeneratif sonuçlar üretme yaklaşımı. Rejeneratif uygulamalar, çiftçi yetkinlik geliştirme programları ve dijital tarım teknolojileriyle çiftçileri destekleyerek onların ekosistemleri onaran, koruyan ve güçlendiren yöntemleri benimsemelerine yardımcı oluyoruz.
Pozitif Seçenekler: Tüketicilerin, lezzet, erişilebilirlik ve ‘daha iyi seçenekler’ gibi değişen beklentilerine uygun inovasyonlar sunuyoruz.
