Hollanda hükümetinin, Türkiye geneline yönelik “Yaban Mersini (Blueberry) Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşmasının” sonuncusu Kütahya’da yapıldı. Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO), bölgede bu konuyla ilgilenebilecek üreticilerle Hollandalı 6 büyük şirketin temsilcilerini ve ‘berry’ uzmanlarını buluşturdu. Hedef, bu ilimizde de ‘katma değerli tarımsal ürünlere geçişi’ hızlandırmak. Muhtemelen yakın gelecekte ‘Kütahya Blueberry’si de meşhur olacak. Bu çok kıymetli etkinliğin ardından, Kütahya’nın duayen sanayicisi Nafi Güral, Kütahya Ticaret Borsası Başkanı Necati Gültekin, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis ve Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Yardımcısı Uğur Işın ile sohbet etme fırsatımız oldu.
Veenis ve Işın, Hollanda hükümetinin küresel tarım politikasının pozitif yönlerini anlatırken, KÜTBO Başkanı Gültekin, Kütahya’nın tarım gelirlerini hızla artırmak istediklerini vurguladı. Sohbet sırasında herkesin katkısıyla ‘hububat mı yaban mersini mi’ sorusuna ‘hesaplı’ bir yanıt da çıktı. Kütahya özelindeki hesap muhtemelen bütün ülke geneli için geçerli. Başkan Gültekin, “Kütahya’da 1 dönüm araziden ortalama 300 kilo buğday alınabiliyor. Çiftçimiz buğday ya da hububat üretiminden dönüm başına ortalama 4 bin 500 lira gelir sağlıyor. Aynı araziye yaban mersini ekilirse en temkinli tahminle 550 kilo yaban mersini, 2 bin Euro (100 bin liranın üzerinde) gelir sağlanabilir. Bu durumda Blueberry’den elde edilecek gelir hububata göre 20 kat daha fazla. Hedefimiz birkaç yıl içinde sadece yaban mersini üretimimizin cirosunu 50 milyon dolara çıkarmak” derken, hesaba temel olan rakamsal katkıyı Uğur Işın verdi:
“2025’te yaban mersini üreticisi kilogramda 3-5 Euro arası fiyat buldu. Türkiye genelinde, Antalya, Bursa ve Ege bölgesindeki bazı illerimiz büyük yatırım yaptı, üretimleri hızla artıyor. Yakın gelecekte ‘Türkiye, dünyanın en büyük yaban mersini üreticiler sıralamasında’ en önlerde çıkacak.”
‘Ürün var pazar yoktan’ kurtulmamız lazım!
Tabii ki hububat başlığı altındaki tüm ürünler temel gıda maddeleridir ve üretim miktarları çok yüksektir. Fiyatları da doğal olarak düşüktür. Yaban mersini ise niş bir ürün ve temel gıda olarak asla hububatın yerini alamaz yani yaban mersini ile beslenemeyiz ama rakamlar da buğdayın aleyhine konuşuyor. Bu konuda en ‘ticari saptamayı’ ise Nafi Güral yaptı: “Blueberry’de katma değer çok yüksek, hububata göre neredeyse 20 kat fiyat var ve küresel talep de artıyor. Bizim başta tarım olmak üzere bütün üretim konularımızda ‘Ürün var pazar yok şeklindeki ürünler’ yerine ‘pazar var ürün yok şeklindeki ürünlere’ geçiş yapmamız şart. Bize ‘hasat zamanı her gün 10 TIR yaban mersini getirin satarız’ diyorlar. Bizim grup olarak tarım üretimimiz yok. Biz sanayiciyiz ve turizmde de varız, eski kârlar yok ama işlerimiz de iyi gidiyor. Kütahyalı çiftçi hemşerilerimize katkı sağlamak için kıymetli arkadaşlarımızla tarımda çok iyi olan Yeni Zelanda ve Hollanda’nın Büyükelçiliklerine gittik. Çok iyi karşıladılar ve ‘projelerinizle gelin işbirliğine hazırız’ dediler. Şimdi bu konuda önemli adımlar atmaya başlandı.”
Yaban mersini saksılarda yetişiyor. Bir fidan ekildikten sonra ikinci yıl ürün vermeye başlıyor ve her yıl daha fazla ürün veriyor. Ortalama ömrü ise 10 yılı aşıyor. Bize aktarılan bilgilere göre Hollandalı firmalar yaban mersini üretimi planlayan çiftçilere alım garantisi verebiliyor.
Nafi Güral eski günleri anlattı, ‘Rifat Bey devam etmeli’ dedi

Ülke genelinde ‘oda ve borsalarda’ seçimler yakında başlayacak. Gelecek yıl da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) başkanlık seçimi yapılacak. TOBB’da geçmişte önemli görevlerde bulunan işadamı Nafi Güral, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yeni dönemde de göreve devam etmesi gerektiğini söyledi. 2001 yılındaki ‘tarihi seçimlerde’ Hisarcıklıoğlu’na çok anlamlı destek vermesiyle de hatırlanan Güral şöyle konuştu: “Yaklaşık 30 yıldır iş dünyası örgütlerde çeşitli görevler yaptım. Tecrübemle söylüyorum ki Rifat Bey, çok iyi çalışıyor. Karizması var, temsiliyeti yüksek ve uluslararası görevleri de var. TOBB’da delege olsam Hisarcıklıoğlu’nun gitmesini istemem, bence görevine yeni dönemde de devam etmeli… 2001 yılındaki seçimi de anlatayım; öyle kolay olmadı. Rifat Bey aday oldu ve seçim çalışmaları için yola çıktı. İlk önce Polatlı’ya gitti ama oradakiler, rakiplerin baskısıyla kendisine oda, borsa kapısını açmadı. Eskişehir’de de aynısı oldu. Sonra Kütahya’ya gelirken ‘eğer burada da öyle olursa ben döner giderim’ demiş. Biz onu büyük bir kalabalıkla, davullu zurnalı karşıladık. Rifat Bey, moral buldu ve buradan Manisa, İzmir derken bütün memleketi dolaştı. Zaten ilk başta da konuşmuştuk. Bana ‘ne yaparız, nasıl yaparız’ demişti ben de ‘hiç merak etme, biraz yorulacağız ve 365 oda borsayı ziyaret edeceğiz’ demiştim. İnsanımız kimliğinin tanınmasından, sırtının okşanmasından hoşlanır. Polatlı ve Eskişehir’de yapılanlara cevabı Kütahya’da vermiştik. Sonra da neredeyse 100 odayı birlikte ziyaret etmiştik.”
