Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yeni yönetimi ayağının tozuyla halka arz vanalarını açtı. Bugüne kadar halka arz izni verilen şirketlerin büyük kısmı Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı, birkaçının ise eli kulağında. Öyle görünüyor ki SPK önümüzdeki günlerde halka arz izinlerini belki de artan bir hızla vermeye devam edecek. Ancak borsa bir ülke ekonomisinin vitrinidir. Vitrine iyi ve kaliteli ürün koyarsanız müşteri yani yatırımcı çekersiniz.
Vitrine son konanların bir kısmı için aklımıza soru işaretleri gelmiyor değil. Halka arzların izahnamelerine bakın. Kiminde gelirin önemli bölümü patronların cebine gidiyor, kiminde ise borç kapatmaya. Yeni yatırımı düşünenler çok az. Bu durumu Mad Men mahlaslı bir yatırımcı X’te yaptığı paylaşımla çok iyi özetlemiş:
“Küçük yatırımcı kimsenin can simidi veya borç ödeme merkezi değildir!
Yurt dışındaki (özellikle ABD) halka arz mantığına bakın: Şirketler yeni projeler üretmek, globale açılmak, inovasyon yapmak ve pazar payını büyütmek için borsaya gelir.
Bizde ise durum bambaşka: "Mevcut durumu nasıl kurtarırız?"
Geçmişte bankaya rehin verdiği malını, mülkünü kurtarmak için halka arz olan şirketi bile gördü bu gözler!
Peki sonuç ne oluyor?
Yıllarca halka arz fiyatının bile altında sürünen tahtalar,
Ne olduğu belirsiz sıfır temettü politikaları,
Sadece halka arza katılanı değil, sonradan güvenip yatırım yapanı bile yıllarca zararda bekleten şirketler…
Bu zihniyetin acilen değişmesi şart. Borsaya "batan gemiyi kurtarmak" için değil; vizyonunu globale taşımak, yeni bir ürün geliştirmek ve ortak olduğu yatırımcısını da mutlu etmek için gelen şirketlere ihtiyacımız var. Borsa bir tahsilat ofisi değildir.”
Ayak sürümenin anlamı yok
Mad Men gibi, bizim gibi kuruntulu (!) kişiler bunlara kafa yorarken MSCI’nin "şişirilmiş şirket istemiyoruz" uyarısının ardından bu kez de S&P Dow Jones Indices’den uyarı geldi. Türkiye 2027 ülke sınıflandırması kapsamında "izleme listesine" alındı. Bu, "gelişmekte olan piyasa" statümüzün yine bilinen gerekçelerle gözden geçirileceği anlamına geliyor.
Aylardır aynı uyarıları yapıyoruz. Artık uluslararası endeks kuruluşları da aynı tabloya dikkat çekiyor. "Mıntıka temizliği" için daha fazla ayak sürümenin anlamı yok. Bu işin ilgilileri kimse (!) artık harekete geçsin.