Genç kadınların potansiyeline yapılan her yatırım, yalnızca bireysel bir kariyer yolculuğunu değil, toplumun geleceğini dönüştürme kapasitesini büyütüyor. Estée Lauder Şirketleri Türkiye ile Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın “Adımlarınla Parla” programı, özgüveni bir söylem olmaktan çıkarıp, somut projelere ve liderlik adımlarına dönüştürüyor.
Türkiye’de genç kadınlar üniversite sıralarından iş hayatına geçerken yalnızca bir meslek seçmiyor; aynı zamanda görünmez eşitsizliklerle, rol modeller eksikliğiyle ve özgüven sınavlarıyla da karşı karşıya kalıyor. Tam da bu geçiş eşiğinde verilen destek belirleyici oluyor. Estée Lauder Şirketleri (ELC) Türkiye’nin Toplum Gönüllüleri Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiği “Adımlarınla Parla” programı, genç kadınların yalnızca beceri kazanmasını değil; kendi potansiyelini tanımasını, sesini yükseltmesini ve somut etki yaratmasını hedefliyor. Bir tarafta özel sektörün kaynak ve yönetim gücü, diğer tarafta sivil toplumun sahadaki deneyimi ve güven ağı… Ortaya çıkan model, toplumsal cinsiyet eşitliğini ölçülebilir bir etki alanına dönüştürüyor. Estée Lauder Şirketleri Türkiye Genel Müdürü Nazlı Koruyan Altıpat ve Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Genel Müdürü Seçkin Karataş ile yaptığımız söyleşi, genç kadınlara erken aşamada verilen doğru araçların yarattığı dönüşümü ortaya koyuyor: “Özgüven büyür, dayanışma güçlenir, liderlik çoğalır. Ve o değişim dalga dalga yayılır.”
ESTÉE LAUDER ŞİRKETLERİ TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ NAZLI KORUYAN ALTIPAT: Kadınların doğru araçlar ve cesaretle başarabileceklerinin sınırı yok
“Estée Lauder Şirketleri olarak, performans ve etkinin her zaman el ele gittiğine inanıyoruz. Kadınları desteklemek ve onların potansiyeline yatırım yapmak DNA’mızın bir parçası. Bu nedenle genç kadınlara yönelik profesyonel beceri ve mentorluk programımız Adımlarınla Parla’yı hayata geçirirken, onların hayatlarında gerçek bir dönüşüm başlatmayı hedefledik. Misyonumuz, üniversiteli genç kadınları özgüven, pratik beceriler ve ilhamla güçlendirerek kariyer yolculuklarına sağlam bir başlangıç yapmalarını sağlamaktı. Her bir katılımcının kendi potansiyelini keşfetmesini, kendi başarı hikâyesini yazabilecek donanıma sahip olmasını ve arkasında bir topluluğun desteğini hissederek hayallerine doğru cesur adımlar atmasını istedik."
"Bu vizyon, ELC’nin dünya genelinde kadınların cesur fikirlerini kalıcı bir etkiye dönüştürmelerine destek olma taahhüdüyle doğrudan örtüşüyor. Kadınlara yolculuklarının erken aşamalarında doğru araçlar ve cesaret verildiğinde, başarabileceklerinin sınırı olmadığına dair inancımızı yansıtıyor. Bir katılımcının kariyer yolculuğu konusunda tereddütlü bir noktadan, kendi geliştirdiği bir projeyi güvenle sunarak “Ben bunu yapabilirim” demesine tanıklık etmek gerçekten ilham verici. Bir yılın sonunda yarattığımız etki son derece gurur verici oldu. Estée Lauder Şirketleri’nde sıkça dile getirdiğimiz bir yaklaşım var: ‘Yükselirken başkalarını da yukarı taşımak.’ Yani bir kadın ilerlerken, diğer kadınları da beraberinde yükseltir. Bu ruhun öğrenciler arasında bu kadar doğal bir şekilde hayat bulduğunu görmek çok güçlüydü. İş birliği yaptılar, bilgi paylaştılar, birbirlerinin başarılarını içtenlikle kutladılar. Bu tür bir kız kardeşlik bağı, gelecek adına bana büyük bir umut veriyor.”
ELC Türkiye’de çalışanların %76’sı, yöneticilerin %70’i kadın
“ELC Türkiye olarak, çalışanlarımızın yüzde 76’sının kadın olmasından ve yönetici seviyesindeki ve üstü pozisyonların yüzde 70’inin kadınlardan oluşmasından gurur duyuyoruz. Küresel olarak ise kadınlar; iş gücümüzün yüzde 80’ini, başkan yardımcısı ve üstü pozisyonların yüzde 60’ından fazlasını oluşturuyor. Bu durum, kadınların ilerlemesinin inovasyon, yaratıcılık ve uzun vadeli iş başarısı için itici güç olduğuna dair uzun süredir taşıdığımız inancı yansıtıyor. Temsilin ötesinde, eşit erişim konusunda daha fazla toplumsal farkındalık gerekiyor; buna eşit ücret, şeffaf kariyer ilerlemesi ve kadınların hayatlarının tüm yönlerini tanıyan kapsayıcı iş kültürleri de dahil. Öncü bir girişimci tarafından kurulan bir şirket olarak, güzelliğin ilerleme için bir katalizör olabileceğine inanıyoruz. Kadınlar liderlik yapmak ve başarılı olmak için desteklendiğinde, iş dünyası, topluluklar ve ekonomiler bundan fayda sağlar.”
TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI (TOG) GENEL MÜDÜRÜ SEÇKİN KARATAŞ: Eleştirmek için değil, değiştirmek için
“Adımlarınla Parla’nın en güçlü dönüştürücü etkisini genç kadınların kendilerine bakışındaki değişimde görüyoruz. Program sürecinde yalnızca bilgi edinmediler; potansiyellerini fark ederek bunu somut projelere dönüştürdüler. ‘Ben yapabilirim’ cümlesi bir motivasyon ifadesi olmaktan çıkıp, uygulanabilir bir eylem planına dönüştü. Toplum Gönüllüleri Vakfı olarak 23 yıldır gençlerin değişim yaratma kapasitesine yatırım yapıyoruz. Bu programda genç kadınlar yalnızca öğrenen değil, öğrendiğini çoğaltan aktörlere dönüştü. Edindikleri bilgi ve deneyimi kendi TOG topluluklarına taşıyarak dayanışmayı büyüttüler ve kolektif etki alanı yarattılar."
"Programın en görünür çıktılarından biri de proje üretim süreci. Ekipler toplumsal cinsiyet eşitliği odağında proje fikirleri geliştirip jüriye sunuyor; seçilen projeler hibe desteği alarak sahaya taşınabiliyor. Bizim için yalnızca seçilen projeler değil, üretilen her fikir değerli. Bu nedenle hibe almayan projelerin de uygulanabilmesi için gençleri izlemeye ve desteklemeye devam ediyoruz. Bu yaklaşım, rekabetten çok kapsayıcılığı önceleyen bir etki modeli kurmamızı sağlıyor.”
Gençlerin bu sürecin öznesi olması kritik
“Toplumsal cinsiyet eşitliği küresel ölçekte hâlâ önemli bir mücadele alanı. Mevcut hızla ilerlediğimizde tam eşitliğe ulaşmanın yüzlerce yıl sürebileceğini gösteren araştırmalar var. Bu nedenle gençlerin bu sürecin öznesi olması kritik. TOG olarak eşitlik çalışmalarımızı yalnızca genç kadınlarla değil, tüm gençlerle birlikte yürütüyoruz. Çünkü eşitlik ancak birlikte öğrenildiğinde ve birlikte savunulduğunda kalıcı hale gelir. ‘Adımlarınla Parla’ ise bu yaklaşımın, iş yaşamına geçiş eşiğindeki genç kadınlara özel tasarlanmış güçlü bir bileşeni."
"Bu ekosistem yalnızca program katılımcılarını değil, onların temas ettiği toplulukları da etkileyerek büyüyor. Bu nedenle “Adımlarınla Parla”yı kısa vadeli bir destek olarak değil, toplumsal dönüşümü hızlandıran stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Beni en çok etkileyen nokta, genç kadınların toplumsal cinsiyet eşitliğini soyut bir kavram olarak değil, hayatın içindeki somut eşitsizlik alanları üzerinden ele alması oldu. Meseleyi bir ‘farkındalık başlığı’ olarak değil, çözülmesi gereken gerçek bir problem olarak görüyorlar. Ortak nokta çok net: Gençler eşitliği yalnızca konuşmuyor; uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümler üretiyor. Bu yaklaşım, TOG’un yıllardır savunduğu ‘eleştirmek için değil, değiştirmek için’ anlayışının sahadaki güçlü bir yansıması.”