Geçenlerde yolum, Laleli’ye yani Türkiye’nin bavul ticaretinin en önemli merkezine düştü. Sokaklar hareketliydi. Ancak etrafta, üç ay önceki ziyaretimden farklı görüntüler vardı. Dükkanlarda bir zamanlar görmeye alıştığımız Rus ve Ukraynalı satış elemanları yerlerini çeşitli Afrika ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelenlere bırakmıştı.
Birkaç dükkana girdim, sahipleriyle konuştum. Bavul ticaretinde kötü geçen 2025’in son üç ayının ardından 2026’nın fena başlamadığını söylüyorlardı. Özellikle son 2-3 haftanın sonuçlarından memnun olduklarını belirtip başladılar anlatmaya:
“Ancak bu hızlı başlangıç bizi sezon sonuna kadar götürmez. Sezon başlangıcı olduğu için işler fena değil. Bakalım göreceğiz ne olacağını.”
Laleli’nin müşterisi de hayli değişmiş. Savaş nedeniyle artık Rusya’dan gelen de yok, satılan mal da. “Biraz Ukraynalılar geliyor” diyen esnafa göre Laleli’nin yeni yıldızları Polonyalılar, Romenler ve Moldovyalılar. “Kuzey Afrika’da gelen yok mu?” deyince de şu yanıtı alıyorum:
“Var ama çok değil. Bizi kurtarmaz."
Afrika, daha çok Avrupa’nın ikinci el pazarı oldu. Bizden de parti mal dediğimiz sezon sonu ürünleri alıyorlar. Bunun yanı sıra Mısır, Fas ve Tunus’ta ciddi üretim kapasitesi oluştu. Müşteri Türkiye’ye gelmek yerine biraz daha fazla ödeyip oradan alıyor. Afrika’nın yoksulları ise zaten ikinci elci.”
Türkiye’nin ödemeler dengesine bir zamanlar önemli katkı yapan bavul ticaretindeki gelişmeleri dinlerken 2024 Ağustos’unda bölgedeki esnaf ve sanayicilerin örgütü Laleli Sanayi ve İşadamları Derneği (LASİ- AD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ile sohbetimiz aklıma geldi. Eyyüpkoca sohbette Körfez Krizi sonrasında resmi artı gayri resmi bavul ticareti rakamının 15 milyar dolara kadar çıktığı “güzel günleri” anımsatarak “Hazır giyim Covid oldu, Laleli'ye hastalık bulaştırdı. Hayat kurtaracak aşıya ihtiyaç var” demiş ve çarenin yeni pazarlar olduğunu söylemişti. Yeni pazarlar bulundu ama anlaşılan henüz hayat kurtaracak aşı haline gelememişler.