ÇELİK İhracatçıları Birliği (ÇİB) ve Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler ve İMMİB Genel Sekreteri Dr. Armağan Vurdu ile 25-27 Ekim 2026’da İstanbul’da düzenleyecekleri “Steel Networking Summit 2026” üzerine sohbet için buluştuğumuzda ÇİB Ekonomisti Dr. Samet Damar sunumu açtı:
- Türkiye dünyanın 7’nci, Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi…
Uğur Dalbeler, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçıları Birliği (İMMİB) Genel Sekreter Yardımcısı Coşkun Kırlıoğlu’nun da eşlik ettiği sohbette sunumun başında araya girdi:
- Sektörümüz geçen yıl 38.1 milyon ton çelik üretti. Avrupa’nın en büyük çelik üreticisiyiz. Buna rağmen dış ticaret fazlası veren sektör iken dış ticaret açığı verir olduk. Geçen yıl yaklaşık 20 milyon ton çelik ihraç ettik, ithalat 23 milyon tona ulaştı.
Samet Damar’dan bu yılın verilerini aktarmasını istedi:
- Bu yılın ilk yarısında da tablo benzer şekilde. Bu yılın ilk 6 ayında çelik ithalatı 9.8 milyon ton. 7 aylık ihracat ise 11.3 milyon ton.
Uğur Dalbeler, dünyadaki genel verilere işaret etti:
- Birçok ülkede çelik ithalatının toplam tüketim içindeki payı yüzde 10-15, bilemediniz yüzde 20 civarında. Türkiye’de ise bu oran yüzde 50’lere yaklaşıyor.
Sektörün itirazının ithal çeliğin pazarın yarısını ele geçirmiş bulunmasına olduğunu vurguladı:
- Asıl itirazımız, Türkiye’de üretim yapan sanayicinin dünyanın birçok ülkesinden gelen ürünlerle aynı rekabet şartlarına sahip olmadan mücadele etmek zorunda kalınmasına.
Sektörün temsilcileri olarak durumu hükümete, ilgili kurumlara anlatıp, şu mesajı verdiklerini aktardı:
- Bizi biraz koruyun, haksızlık ortadan kalksın…
Bu taleplerine aldıkları yanıtın şöyle olduğunu bildirdi:
- Tamam, yapalım ama siz de fiyatlarınızı artırmayın.
Sektörün buna yanıtının şöyle olduğunu kaydetti:
- Fiyat artırmazsak batma noktasına geliriz. Ya fiyat artıracağız ya batacağız.
Türkiye’den çeliğin Avrupa Birliği ülkelerine kotalar nedeniyle 800-850 dolara girdiğini irdeledi:
- ABD’de de yüzde 50 gümrük vergisi nedeniyle ton başına fiyat 1200 doları buluyor. Çin ise Türkiye’ye hâlâ 550 dolar civarında teklif verebiliyor. Oysa ülkemizde çelik üretiminin maliyeti 650 dolar dolayında. Bu durumda içeride Çin’le nasıl rekabet edilebilir?
Bir dönem Türkiye’de yeterli çelik kapasitesi olmadığı için ithalata ihtiyaç duyulduğunu anımsattı:
- Sonra yatırımlarla ülkemizde çelik üretim kapasitesi arttı. Çelik fabrikası kurmanın, kapasite artırmanın maliyeti hiç de az değildir. Bugün, “Türkiye’de üretilen çelik pahalı, dışarıdan ucuzunu alalım” yaklaşımı yeniden gündeme geldi.
Bu noktada şu atasözüne atıf yaptı:
- Taşıma suyla değirmen dönmez…
Çeliğin stratejik ürün olduğunun altını çizdi:
- Dünyada çelikte kapasite fazlası var ama hiçbir ülke, “Nasıl olsa dünyada kapasite fazlası var” deyip kendi çeliğinden vazgeçmiyor. Çünkü, çelik stratejik. Pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve sonrasında yaşanan tedarik sorunları bunu bütün dünyaya gösterdi.
Ülkelerin artık yalnızca ucuz ürün değil, güvenilir tedarik kaynağı da aradığı üzerinde durdu:
- Çin, Japonya ve Kore, Türkiye’ye çelik satıyor. Peki Türkiye neden aynı ölçüde satamıyor? Bakın Japonya, ülkede üretilen çeliğin daha yüksek fiyata satılmasını sağlıyor. İç pazardaki kârlılık ihracatta rekabet gücü sağlıyor.
Türkiye’de ise iç pazarın ithalata fazlasıyla açık olmasının yerli üreticinin hareket alanını daralttığını anlattı:
- Çelik üretimi çok yüksek sermaye gerektiriyor. Üstelik 1600 derece sıcaklıktaki sıvı metalin işlendiği tesislerden söz ediyoruz. Bu makinelerin, üretim hatlarının, tesislerin sürekli yenilenmesi gerekiyor.
Rakip ülkelerdeki üreticilerin her yıl yeni teknolojileri tesislerine adapte edip verimliliklerini artırdığına, maliyetlerini düşürdüklerine dikkat çekti:
- Türkiye’de ise sektör para kazanamadığında yenileme yatırımlarını yapmakta zorlanıyor. Tesisler yaşlanıyor. Bu da verimliliği düşürüyor, maliyeti artırıyor, rekabet gücünü azaltıyor. Sektörümüzün önündeki en büyük tehlikelerden birisi de bu.
Bütün bu tabloya rağmen Türkiye’nin önemli avantajları olduğu mesajını verdi:
- Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7’nci büyük çelik üreticisiyiz. Güçlü bir üretim altyapımız var. Pandemi ve savaşlarla birlikte güvenilir tedarik merkezinin önemi daha da arttı. Türkiye bu denklemde önemli bir alternatif olabilir.
Bunun için üretim gücünün korunması gerektiği uyarısı yaptı:
- Çelik sektörünü sadece kendi başına değerlendirmek büyük hata olur. Çelikte üretim gücü kaybedilirse, çeliği kullanan sanayinin dışa bağımlılığı artar. Yani, mesele Türkiye’nin “sanayi ülkesi” olarak kalıp kalmayacağı. Çünkü, “Çelik güçlü değilse sanayi güçlü olamaz.”
Avrupa’nın en büyük üretim gücüne sahip olan bir sektörü, iç pazarın yarısını ithal ürünün işgal etmesine izin vererek zorlamanın anlamı var mı?
Sektörden yükselen, “Bizi biraz koruyun” sesine kulak vermek gerekmez mi?
İşçilik maliyetin yüzde 20’sini buldu, rakiplerimiz Çin, Vietnam, Pakistan, Hindistan bunu bilelim
ÇELİK İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Uğur Dalbeler, son 5 yılda sektörün işçilik maliyetinin dolar bazında 3 kat arttığını savundu:
- Geçmişte toplam maliyetin içinde dolar bazında yüzde 5’in altında olan işçiliğin payı yüzde 15-20 seviyelerine çıktı. Türkiye’nin Avrupa ve ABD’ye göre işçilikte hâlâ ucuz olduğu söylenebilir.
Ardından ekledi:
- Ama bizim rakibimiz Hindistan, Mısır, Pakistan, Vietnam, Endonezya ve Çin. Türkiye çelik sektöründe de işçilik avantajını giderek kaybediyor.
AB’nin uyguladığı ‘tarifeli kota’nın aynısını istiyoruz
ÇELİK İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Uğur Dalbeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılındaki ilk Başkanlık günlerine uzandı:
- Trump’ın 2018 yılında çelik ithalatına yüzde 25 gümrük vergisi koyması üzerine Avrupa Birliği (AB) de 2019 yılında geçmiş 3 yılın ortalamasını baz alarak kota uygulaması başlattı. Kota dışı ithalata ise yüzde 25 gümrük vergisi uygulamasını devreye aldı.
AB’de 2026 yılına kadar geçen sürede kota ve gümrük vergisi uygulamasından yeterince fayda sağlanamadığı görüşünün hakim olduğunu belirtti:
- AB, 1 Temmuz 2026 itibariyle kota miktarını yüzde 50 azalttı, kota dışı çelik ithalatına da yüzde 50 gümrük vergisi uygulamaya başladı.
AB’nin 1 Ocak 2026’dan itibaren “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” (SKDM) ile emisyon bazında vergilendirmeye de geçtiğini kaydetti:
- AB, ülke bazında kota belirlerken STA (serbest ticaret anlaşması) imzaladığı ülkelere ayrıca bir havuz kotası belirledi.
Bunun ne anlama geldiğini şöyle açtı:
- Kendi kotasını dolduran ülkeler “havuz”dan “ilk gelen alır” prensibi ile yararlanacak.
Şu noktanın altını çizdi:
- Türkiye, “Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu” (AKÇT) ve Gümrük Birliği ayrıcalığından dolayı müzakereler ile belirlenen kotasını artırmış olsa da 2025 ihracatı ile kıyaslanınca kota yaklaşık yüzde 60 düştü.
Mısır ve Fas gibi STA yapılan ülkelerin de Türkiye’ye karşı koruma önlemi aldığını vurguladı:
- Dünyada pazar daraldıkça Çin, Rusya, Kore, Japonya da agresif bir şekilde Türkiye pazarına yöneliyor. Bu nedenle bizde de AB’nin uyguladığı “tarifeli kota” uygulamasının aynısını talep ediyoruz.
İstanbul’u dünya çelik ticaretinin buluşma noktası yapacağız
ÇELİK İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Uğur Dalbeler, Birlik Ekonomisti Dr. Samet Damar’ın bilgisayar ekranına yansıttığı, 25-27 Ekim 2026’da İstanbul’da düzenleyecekleri “Steel Networking Summit 2026”ya döndü:
- 80’den fazla ülkeden sektör temsilcileri İstanbul’da buluşacak. 400’ü aşkın katılımcının buluşacağı organizasyonda sektörün sorunları ve geleceğinin konuşulmasının yanı sıra “networking” ve “B2B” görüşmeleri gerçekleşecek.
Buluşmayla eş zamanlı “alım heyetleri”yle ticari bağlantıların da kurulacağını kaydetti:
- Organizasyon, İstanbul’un küresel çelik ticaretindeki rolünü güçlendirecek. İstanbul’u yalnızca bölgesel değil, küresel çelik ticaretinin de önemli buluşma merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz.
Bu noktada Türkiye’nin çelikte dünyadaki yerini ortaya koyan noktaları sıraladı:
- Dünyanın 5’inci büyük çelik ihracatçısıyız.
- Dünyanın 4’üncü büyük çelik ithalatçısıyız.
- İnşaat çeliği ihracatında dünya lideriyiz.
- 200’den fazla ülkeye çelik ihracatı yapıyoruz.
- Dünyanın en büyük hurda ithalatçısıyız.
- Yüzde 70 hurda bazlı üretimle sürdürülebilir üretimde öncüyüz.
