1960 yılında oto elektrik servisi olarak iş hayatına atılan motor teknisyeni Mehmet Sakallıoğlu, zamanla küçük atölyesinde Ford Traktörler için “enstallasyon kablosu” üretti. 1970 yılında da Türkiye’de ilk kez dinamo üretimini başardı.
Mehmet Sakallıoğlu, 1978 yılında Nirun Şahingiray ile birlikte “ME-SA Elektrodizel A.Ş.”yi kurdu. 1982 yılında İngiltere merkezli Lucas Industries Plc., ME-SA Elektrodizel A.Ş.’ye ortak oldu. Bu ortaklıktan 5 yıl sonra şirketin adı “Lucas Elektrik A.Ş.” olarak değişti.
Lucas UK’in ortaklığıyla birlikte şirketin hisse dağılımı şöyle oldu:
- Lucas UK: Yüzde 43
- Nirun Şahingiray: Yüzde 37
- Mehmet Sakallıoğlu: Yüzde 20
Şirketin çoğunluk hissesine sahip İngiliz Lucas, 1990 yılında Mehmet Sakallıoğlu’nun oğlu Aytuğ Sakallıoğlu’nu genel müdürlük görevine atadı. Aytuğ Sakallıoğlu, genel müdür olduğunda 30 yaşındaydı.
Derken 1996 yılında Lucas ile ABD’li Varity’nin globalde birleşmesi gündeme geldi. Bu birleşmede ABD tarafı İngiliz ortak karşısında daha baskın çıktı. Bu arada 1997 yılında “Mando Machinery Korea” ile lisans anlaşması imzalandı. Bir süre sonra Lucas’ın fabrikalarının satışı konusunda karar alındı.
Bu karar alındığında Türkiye’deki fabrika yatırımında son aşamaya gelinmiş, açılışa çok az zaman kalmıştı. Lucas UK’in Lucas Elektrik A.Ş.’deki hissesine Sakallıoğlu Ailesi talip oldu. Bu işlemin ardından Lucas Elektrik’teki hisse dağılımı şöyle değişti:
- Mehmet Sakallıoğlu: Yüzde 63
- Nirun Şahingiray: Yüzde 37
1998 yılında Lucas Elektrik’in Sakarya’daki yeni fabrikası dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açıldı. Aynı yıl “Lucas Elektrik”in yüzde 100 yerli markaya dönüşmesi kararı da verildi.
1999 yılında “Mando Machinery”nin “Valeo” tarafından satın alınması üzerine “Valeo” ile lisans anlaşmasına imza atıldı.
17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli Marmara depremi, 2001 yılında da ekonomik kriz çıktı. Sakallıoğlu ailesi Lucas UK’in hisselerini borçla almıştı, bu dönemde epey sıkıntı yaşadı.
Lucas Elektrik, 2002 yılında “Mitsubishi” ile lisans anlaşması yaptı. Şirket 2004 yılında da yenileme pazarına yönelik aktivitelerini genişletirken her tür ve her marka araç için ürün imalatına başladı. 2006 yılında marin tipi alternatör ve marş motorlarının imalatı da devreye girdi.
29 Nisan 2008’de şirketin kurucu ortağı Nirun Şahingiray vefat etti. Suna Kıraç’ın önderliğinde kurulan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) kurucu/mütevelli heyetinde bulunan Şahingiray’ın Lucas Elektrik’teki hisseleri TEGV’e bağış olarak geçti. Böylece TEGV, Lucas Elektrik’in ortağı oldu.
Lucas Elektrik, 2011 yılında Ar-Ge çalışmalarını başlattı. Aynı yıl ve daha sonra 2013’te yeni marş motorlarının geliştirilmesine imza attı. 2014’te geliştirdiği marş motoruna TÜBİTAK’tan “faydalı model” tescili verildi. 2015 yılında da yeni alternatörler geliştirildi.
Gazetemizin Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte gerçekleştirdiği “Yeşil Dönüşüm & Yeşil Ekonomi” paneli sonrası Sakarya Temsilcimiz Hasan Coşkun’la birlikte Lucas Elektrik fabrikasına uğradık.
Fabrikada Lucas Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Aytuğ Sakallıoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri İshak Satış, İlhan Civitoğlu ve Geliştirme Müdürü Eray Sakallıoğlu ile sohbet ettik.
Aytuğ Sakallıoğlu, şirketin 1960 yılında uzanan öyküsünü anlatıp ekledi:
- Nirun Bey’in TEGV’e devrolan hisselerini de bir süre sonra satın aldık. Böylece Lucas Elektrik’in hisselerinin tamamı Sakallıoğlu Ailesine geçti.
Ardından bu dönemde kriz ortamına rağmen kendilerini heyecanlandıran projelere işaret etti:
- Altay Tankı için hem alternatör hem de marş dinamosu geliştirme projesi üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca Bayraktar TB3 için de çalışıyoruz. Gökbey’in alternatörü de üzerinde çalıştığımız projeler arasında yer alıyor.
Lucas Elektrik’teki sohbet sırasında 1970’li yıllarda Malatya’da abimin oto elektrik-bobinaj atölyesinde çalıştığım günlere uzandım. O dönemde ithal ürün olan Lucas marş dinamosu ve alternatörlerine gıpta ederdik.
Sakallıoğlu Ailesi’nin Lucas ürünlerini yerli üretmekle kalmayıp, Altay Tankı, TB3 ve Gökbey gibi önemli milli savunma projelerinde de rol alması, sanayi üretiminde ulaşılan noktayı gösteriyor…
Yeni Parti, logosuyla dinamik bir görsel algı yaratmalıydı
SAN Grafik Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Özsezen’i “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” hazırlıkları sırasında, 2009 yılı Ekim ayında müzisyen oğlu Ülkem Özsezen’le birlikte Hürriyet’te ziyaretime geldiklerinde tanıdım.
Boston’daki (ABD) Berklee College of Music mezunu Ülkem Özsezen, mezuniyeti sonrası aynı okulda öğretim görevlisi olarak çalışmayı sürdüren Mehmet Ali Sanlıkol başta olmak üzere bir grup arkadaşıyla “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” çerçevesinde hazırladıkları projeyi anlatmıştı.
Daha sonra Deniz Özsezen ve Ülkem Özsezen’le yönettikleri, kuruluşunda “Çizginin şairi” Mengü Ertel’in önemli payı, rolü bulunan San Grafik’in tarihçesi, hazırladığı logolar üzerine sohbetler yaptık.
Deniz Özsezen, Mengü Ertel’le birlikte yaptıkları çalışmaları şöyle tanımladı:
- Mengü Bey’le biz bir anlamda yıllarca Türk sanayisinin “doğum sancıları”nı yaşadık. Birçok Türk markasının doğumuna yardımcı olduk, tanıklık ettik.
Söz konusu çalışmalardan örnekler verdi:
- İstanbul Sanayi Odası’ndan (İSO) Arçelik’in önceki logosuna, Koç’un önceki logosundan Netaş’a, Otosan’dan Maret’e, Turkcell’e kadar birçok şirkette bizim çizgilerimiz vardır.
Koç Grubu’nun geçmişte logo için bir yarışma açtığına dikkat çekti:
- Yanılmıyorsam o yarışmaya 5 bin civarında eser katılmıştı. O yarışmada 6 ödül söz konusuydu. 6’sını da biz San Grafik olarak almıştık.
Şu noktanın altını çizdi:
- Aslında rahmetli Mengü Bey’in çizgilerinde, San Grafik’in eserlerinde bir anlamda Türk sanayisinin gelişimini de görmek mümkündür.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’yla (İKSV) ilgili çalışmalarını aktardı:
- İKSV önce müzikle yola çıktı. Zamanla genişledi, büyüdü. San Grafik ilk zamanlardan itibaren bir dönem İKSV’nin merkez ofisi gibiydi. Tabi logosu, afişleri de hep bizden çıktı.
Deniz Özsezen’den Yeni Parti’nin kurulması sonrasında bir mesaj aldım. Mesajına 1983 yılından girdi:
- 1983 seçimlerinde yüzde 30.4 oy ile ana muhalefet olan Necdet Calp’in başkanlığındaki Halkçı Parti SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi) ile birleşmişti. İyi hatırlıyorum. Yine bugünkü gibi solun esnetilerek sağ kesimden oy alabilir hale gelmesi tartışılıyordu.
Erdal İnönü’nün talimatını anımsadı:
- Bizzat Erdal İnönü’nün talimatı ile solun esnetilmesi fikrinin parti logosuna da görsel olarak tatbik edilmesi istenmişti. Atölyede Erdal İnönü’nün isteği doğrultusunda dalgalanan bayrak temalı birkaç çalışma geliştirmiştik.
Onlardan bir örneği ekte gönderdiğinin altını çizip sürdürdü:
- Yeni Parti logosuna gelince… Logolarda “tipografi” 1980’li yılların ortalarından itibaren fazlaca kullanılmaya başlanmıştı. Bunun sebebi reklam ajanslarının sayısının hızla artmasıdır.
Reklam ajanslarının “tipografi”yi ağırlıklı olarak gazete reklamlarında kullandığını kaydetti:
- Sonradan bu alışkanlık firmaların logo çalışmalarına da yansıdı. “Yeni Parti” logosu konusunda da adı üzerinde parti logosunda dinamik bir görsel algı yaratması gerekirdi.
“Yeni Parti” logosunun sabit, hareketsiz hazır bir fonttan alınıp lanse edildiği kanısını ortaya koydu:
- Bu çok hatalı olmuş. Ayrıca böyle önemli bir logonun standart bir fontla geçiştirilmesi yerine özgün bir “tipografi” yaratılarak halledilmesi uygun düşerdi.
Deniz Özsezen, Türkiye’de modern grafik tasarımının öncülerinden olan Mengü Ertel’le vefat ettiği 2000 yılına kadar birlikte çalıştı, çok sayıda logo tasarımın içinde yer aldı.
Grafik tasarımının bilgelerinden olan Deniz Özsezen’in samimi, içten uyarılarını dikkate almakta yarar var…
530 kadın pilotla dünyada ilk sıradayız
TÜRK Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker’le Genel Müdür Ahmet Olmuştur’un üst yönetim ekibiyle birlikte düzenledikleri sohbet toplantısında kadın pilot sayısını sordum:
- THY ile seyahatlerimizde artık kadın pilotlara sıklıkla denk geliyoruz. THY’de kaç kadın pilot görev yapıyor?
Murat Şeker, sorunun yanıtı için sözü THY’nin Uçuş İşletmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaptan Pilot Mehmet Kadaifçiler’e bıraktı. Kadaifçiler önce toplam kadroya işaret etti:
- THY’de 7 bin 100 kişi kokpitte, 16 bin 300 kişi de kabinde görev yapıyor.
Kadın pilot sayısını paylaştı:
- THY’de 530 kadın pilot görev yapıyor. Yani, kadın pilot oranı yüzde 7.5 düzeyinde bulunuyor. THY'nin kadın pilot sayısı açısından dünyada ilk sırada yer aldığını düşünüyoruz. Bu konuda yaptığımız bir araştırma yok ama bizim gözlemimiz bu yönde.
