Akıllı şehirlerin altyapısı büyük ölçüde stratejik madenlere dayanıyor. Veri merkezleri, bataryalar, sensörler ve iletişim ağları bu minerallerle mümkün hâle geliyor.
Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0, teknolojinin üretimden toplumsal yaşama kadar her alanda dönüştürücü etkisini gözler önüne seriyor. 2011’de Almanya’da doğan Endüstri 4.0; otonom robotlar, büyük veri, artırılmış gerçeklik, bulut sistemleri ve nesnelerin interneti gibi bileşenlerle dijitalleşen sanayiyi tanımlarken, Japonya'nın 2015'te ortaya koyduğu Toplum 5.0 kavramı insan merkezli “süper akıllı toplum” vizyonunu ifade ediyor.
Bu dönüşümün şehir hayatına yansıması ise akıllı şehirler kavramında vücut buluyor. Birleşmiş Milletler’e göre 2050’de dünya nüfusunun %70’i şehirlerde yaşayacak. Artan nüfus; ulaşım, sağlık, çevre ve güvenlik gibi alanlarda yenilikçi çözümleri zorunlu kılıyor. Akıllı şehirler de tam bu noktada devreye giriyor. Teknoloji ve veriyi kullanarak yaşam kalitesini artırmayı ve kamu hizmetlerini verimli hale getirmeyi hedefliyor.
Akıllı şehir uygulamaları, ulaşımdan enerjiye, atık yönetiminden güvenlik ve e-devlet uygulamalarına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Güney Kore'de Songdo, Singapur, Barcelona ve Dubai bu alanda öne çıkan örneklerken; Türkiye’de İstanbul, Konya, Kayseri ve Ankara çeşitli akıllı şehir projeleriyle dikkat çekiyor.
Akıllı şehirlerin altyapısı büyük ölçüde stratejik madenlere dayanıyor. Veri merkezleri, bataryalar, sensörler ve iletişim ağları bu minerallerle mümkün hâle geliyor:
- Yarı iletkenler: Silikon, indiyum, galyum, germanyum
- Batarya metalleri: Lityum, nikel, kobalt, manganez
- Nadir toprak elementleri: Güçlü mıknatıslar ve telekom için kritik
- Bakır: Elektrik şebekeleri ve elektrikli araçların vazgeçilmezi
- Tantal ve tungsten: Yüksek iletkenlik ve dayanıklılık
- Platin grubu metaller: Enerji verimliliği ve veri işleme sistemleri.
Uluslararası Enerji Ajansı'na göre 2040’a kadar:
- Bakır talebi 1,3 kat artacak
- Lityum talebi 4,7 kat büyüyecek
- Nadir toprak elementleri 1,6 kat artacak
- Alüminyum talebi %40 yükselecek.
Dönüşüm, sürdürülebilir madencilik politikalarını zorunlu kılıyor
Bu tablo, madencilik sektörünün stratejik önemini daha da güçlendiriyor.
Geleceğin şehirleri yalnızca akıllı değil; sürdürülebilir, insan odaklı ve doğayla uyumlu olacak. Tamamen otonom ulaşım ağları, sıfır kazalı trafik, %100 yenilenebilir enerjiyle çalışan kentler ve yapay zekâ destekli şehir yönetimi bu vizyonun temel unsurları arasında.
Bu dönüşüm, stratejik madenlere olan ihtiyacı artırırken, sürdürülebilir madencilik politikalarını da zorunlu kılıyor.
Türkiye; bor, feldspat, bakır ve doğal taşlar gibi alanlarda güçlü bir kaynağa sahip. Doğal taşlar yalnızca estetik değil; karbon salımının düşük olması sebebiyle sürdürülebilir şehirlerde önemli bir yer tutuyor. “Land of Stones” olarak bilinen Anadolu coğrafyası, Göbeklitepe’den bu yana taş işçiliğinin merkezi konumunda.
Sürdürülebilir maden yönetimi, karbon ayak izinin azaltılması ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesi; küresel rekabette Türkiye’nin konumunu daha da ileriye taşımak için kritik önem taşıyor.