Dünya ticaretinde büyüme sürerken Türkiye’nin Avrupa pazarındaki performansı alarm veriyor. AB’nin motorlu kara taşıtları ithalatı yüzde 10,4, elektriksiz makine ithalatı yüzde 18,8 artarken Türkiye’den alımlarındaki artış sırasıyla yüzde 4,2 ve yüzde 2’de kaldı. İhracatın küresel payındaki gerileme de rekabet gücündeki kaybı ortaya koyuyor.
İran Savaşı, Rusya-Ukrayna Savaşı, Hürmüz Boğazı’ndaki durum, artan petrol fiyatları nedeniyle dünya ekonomisinde işlerin hiç de iyi gitmediğini, küresel ticaretin zayıf olduğunu düşünenler varsa yanılıyor. Ülkelerin dış ticaret verileri ile Dünya Ticaret Örgütü’nün açıkladığı veriler durumun tam tersi olduğunu gösteriyor. Küresel büyüme de ticaret de güçlü seyrediyor.
Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin ithalatı bu yılın ilk yedi ayında yüzde 11,1 artmış durumda. Bu dönemde AB’nin Çin’den ithalatı yüzde 15,6, ABD’den ithalatı yüzde 10,1 artarken, Türkiye’den ithalatı sadece yüzde 2,9 yükseldi. Bu, Türkiye’nin AB pazarında güç kaybettiğini gösteriyor.
En büyük ihracat kalemimiz olan motorlu kara taşıtlarında AB’nin toplam ithalatı yüzde 10,4 yükselirken, bizden yaptığı alımlarda artış yüzde 4,2.
Kazan, makine ve elektriksiz aletlerde AB’nin toplam ithalatı yüzde 18,8 artarken, bizden alımları sadece yüzde 2 yükselmiş.
Örme giyimde, AB’nin toplam ithalatı yüzde 4,9 artmış ancak bizden alımları yüzde 6,5 gerilemiş. Dokuma giyim ürünlerindeki durum buna benzer.
Demir-çelik, mobilya, inorganik kimyasallar gibi kalemlerde de önemli farklar var.
Plastik ve bazı gıda ürünleri dışındaki başlıklarda bu yıl durum aleyhimize gelişmiş.
Önde gelen fasıllara göre tabloyu aşağıda görebilirsiniz.

Daha önceki yazılarımda detaylıca değindiğim için bugün tekrar etmeyeceğim ancak bu tablodaki oranlar, dolar bazında ticaret verilerindeki değişimi gösteriyor. İhraç ettiğimiz mal miktarındaki durumumuz, tablodakine göre daha zayıf.
Geçen hafta, Türkiye’nin ihracat pazarlarında rekabet gücünün zayıfladığına işaret eden TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin “Küresel ihracattan aldığımız pay, iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e geriledi” ifadesi bu açıdan, son derece kıymetli.