DIŞARIDAN danışmanları Lerna Asurluoğlu, önceki gün genel kurul duyurusunu gönderip, ısrarla davet etti:
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) 45. Genel Kurulu toplanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı James X. Zhan katılıyor.
YASED’in dün gerçekleşen genel kuruluna gittim, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı dinledim.
Yılmaz, YASED’in rolünden söze girdi:
- YASED, mevzuatımızın “yatırımcı dostu” bir nitelik kazanmasında ve bürokrasinin azaltılmasında kritik köprü görevi üstleniyor. Aynı zamanda Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu’ndaki (YOİKK) en güçlü ve nitelikli paydaşlardan biridir.
2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde uluslararası yatırım çeken
Türkiye’de 88 bin uluslararası şirketin faaliyet gösterdiğini belirtti:
-Bizim için yeni yatırımcı çekmek ne kadar kıymetliyse, mevcut yatırımcıyı korumak ve büyümesini sağlamak da bir o kadar önemlidir. Yatırımcılarımızın operasyonel sorunlarını çözen her adım, bir sonraki yatırım kararına vverilmiş en güçlü devlet güvencesidir.
Türkiye’nin dünyanın güçlü ekonomileri arasında yer aldığını anımsattı:
- Son 23 yılda dünya yıllık yüzde 3.5 büyürken, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5.3 büyüdü, 1.6 trilyon dolar seviyesine yükseldi. Dünya Bankası sınıflandırmasına göre “yüksek gelirli ülkeler ligi”ne girdik.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşa işaret etti:
- Küresel konjonktüre baktığımızda kırılganlıkların ve belirsizliklerin yoğunlaştığı, jeopolitik gerilimlerin arttığı görülüyor. İsrail/ABD ve İran arasında yaşanan savaşın bir an önce sona ermesi için tüm diplomatik imkanlarımızı kullanıyoruz.
Türkiye’nin tüm kriz bölgelerinde sorun üreten değil, çözüm arayan ülke konumunda olduğunun altını çizdi:
- Ülkemizi çevremizdeki ateşin dışında tutuyoruz. Anlık duygularla, reflekslerle karar veren bir ülke değiliz.
Savaşın etkileri üzerinde durdu:
- Dünyada büyüme aşağı yönlü, enflasyon yukarı yönlü olacak. Savaş bitse de artçı etkileri ekonomiler üzerinde görülecek. Yeni bir ortam oluşacak. Oluşacak ortamı çok iyi okumak gerekecek.
Savaşın kısa vadeli olumsuz etkisinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı:
-Savaş bitince istikrar, öngörülebilirlik, coğrafya öne çıkacak. Türkiye, orta vadede daha olumlu bir perspektife sahip bir ülke. Dışarıdan etkiler geçicidir, sınırlıdır. Aslolan izlenen program ve gidilen istikamettir.
Türkiye’nin yatırımcılara çok cazip imkanlar sunabileceğini kaydetti:
- Türkiye barıştan yanadır. Orta vadeli baktığınızda Türkiye’nin istikrarın merkezi olduğunu göreceksiniz. Türkiye, istikrar merkezi olarak emin bir ortamda kalkınma sürecine devam edecektir.
Türkiye’nin 1990’larda küresel Uluslararası Doğrudan Yatırımların yüzde 0.2’sini çekebilirken bugün yüzde 1’ine ulaştığını bildirdi:
- 2025 yılı itibariyle ülkemiz, 12.1’lik artışla 13.1 milyar dolar tutarında uluslararası doğrudan yatırım çekmeyi başardı. 2025 yılında toptan ve perakende ticaret sektörü, e-ticaret yatırımlarıyla yüzde 32’lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu.
Ardından ekledi:
- İmalat sektörü yüzde 31, bilgi ve iletişim sektörü ise yüzde 14’lük payla ikinci ve üçüncü sırada yer aldı. Bu dağılım, Türkiye’nin ticaret, üretim ve teknoloji odaklı büyüyen sektörlerle yatırım çekmeye devam ettiğini gösteriyor.
Bu verileri şöyle yorumladı:
- Dünya genelinde yatırım iştahının durağan seyrettiği bir konjonktürde elde edilen bu kazanım, Türkiye ekonomisinin ne denli sağlam ve güven veren bir yapıya sahip olduğunun kanıtıdır.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2023 seçimleri sonrası görevi devralırken, “rasyonele dönüyoruz” demesine yola açan dönemdeki “rasyonel olmayan” adımlar atılmasa, Türkiye daha fazla doğrudan yatırım çekebilen ortamını korumuş olmaz mıydı?
800’e yakın küresel firma Ar-Ge ve tasarım merkezleriyle teknoloji kapasitesine güç katıyor
SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, uluslararası yatırımcıların Türkiye’deki Ar-Ge, tasarım ve teknolojiye dönük adımları üzerinde durdu:
- 800’e yakın küresel firma, Ar-Ge ve tasarım merkezleriyle, teknoparklarımızda geliştirdikleri yenilikçi projelerle ülkemizin teknoloji kapasitesine güç katıyor.
Geçen yıl devreye aldıkları yeni teşvik sistemine işaret etti:
- Milli Teknoloji Hamlesini ve bölgesel kalkınmayı hızlandıracak yatırımlara ayrıcalıklı ve kapsamlı destekler sunuyoruz. HIT-30 programı kapsamında bugüne kadar mobilite, güneş enerjisi, sağlık teknolojisi gibi alanlarda yatırımların önünü açtık.
4.4 milyar dolarlık yatırım öngörüsüyle veri merkezi, yapay zeka, kuantum altyapısı ve endüstriyel robot yatırımlarına yönelik çağrılar başlattıklarını vurguladı:
-Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımızla kritik ve stratejik alanlarda gerçekleşecek yatırımlara ayrıcalıklı finansman sunuyoruz. Programda bugüne kadar yüksek katma değerli 73 projede 397 milyar liralık yatırımın önünü açtık.
Türkiye’nin, Avrupa’nın en dinamik ve büyüyen ekonomileri arasında olduğunun altını çizdi:
- Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşmaları sayesinde, yatırımcılar için 1 milyar nüfusluk geniş bir pazara gümrüksüz erişim sağlayan stratejik bir üretim ve ihracat üssüyüz. İstanbul’dan 4 saatlik uçuşla 32 trilyon dolarlık dev bir ekonomiye doğrudan ulaşılabiliyor.
Zorluklara rağmen 13.1 milyar dolar geldi, üretken yatırımlar yüzde 44 arttı
ULUSLARARASI Yatırımcılar Derneği (YASED) Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Demirözü, derneğin 37 ülkeden 280 yatırımcıyı çatısı altında topladığını belirtti:
- Ülkemizin üretimine, ticaretine, istihdamına ve teknolojik gelişimine katkımızı artırdığımız bir dönemi geride bıraktık. Tüm zorluklara rağmen uluslararası doğrudan yatırım yüzde 12 artarak 13.1 milyar dolara ulaştı. Üretken yatırımların yüzde 44 artması ayrıca dikkat çekici.
Dünyadaki değişim üzerinde durdu:
- Dünyadaki değişimi doğru okumak ve buna zamanında cevap verebilmek, küresel yatırımcılar olarak hepimizin odağında. Küresel büyümenin zayıf seyrettiği, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz.
Şu noktanın altını çizdi:
-Jeopolitik gelişmeler, finansal koşullar ve demografik dinamikler yatırım ortamını zorlaştırırken, mali ve parasal politikalara dair belirsizlikle de yatırımcı güvenini sınırlıyor. Küresel ölçekte işbirliğinin zorlaştığı ve politika önceliklerinin ayrıştığı bir dönemi yaşıyoruz.
Küresel gelişmelerle birlikte Türkiye’nin de önemli bir ekonomik dönüşüm sürecinden geçtiğini vurguladı:
- Maliyet yapılarındaki değişim, konunun sadece para ve maliye politikalarıyla değil, aynı zamanda sanayi ve ticaret politikalarıyla da ele alınmasını gerekli kılıyor. Bu dönemdeki başarı yüksek verimlilik yüksek katma değerli ürünler üretiminden geçiyor.
Ekonominin güçlü yönlerine işaret etti:
- Derinliği olan bir iç pazar, güçlü talep yapısı, çeşitlenmiş sektörler, küresel erişim ve nitelikli insan kaynağı. İhracatta ürün ve pazar çeşitliliği açısından Türkiye önemli bir konumda. Bu da yatırım kararlarımız açısından güçlü bir temel oluşturuyor.
Tüm zorlu koşullara rağmen Türkiye’nin her zaman fırsatlar sunabilen bir ülke olmaya devam ettiğini vurgulayıp, daha güçlü yatırım ortamı için şu konulara özel vurgu yaptı:
· Gümrük Birliği modernizasyonunu konuşurken “Made in Europe”nin gündeme gelmesi, dijital dönüşüm başlıklarında kişisel veriler, siber güvenlik ve bulut bilişim tartışılırken yapay zeka ve veri merkezlerinin hızla ön plana çıkması.
· Enerji güvenliğini değerlendirirken ise petrol fiyatlarındaki artışın portföy çeşitliliği ihtiyacını daha da kritik hale getirmesi, bu dinamik yapının somut örnekleridir. Atılacak her adım hızla şekillenen yeni gündemi de yakalama açısından belirleyici olacaktır.
· İş dünyasının yönünü bulmaya çalıştığı bu dönemde, düzenlemelerin sektörle yakın diyalog içinde ve öngörülebilir şekilde ilerlemesi büyük önem taşıyor.
Vesileyle YASED’in amaçlarını irdeledi:
- Amacımız ülkemizin bir üretim, yatırım, finans, yönetim ve ticaret merkezi olarak tüm potansiyelini gerçekleştirmesine destek olmak. Küresel en iyi uygulamaları ülkemize kazandırırken üyelerimizin Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirmek.
