Tatmin edici bir sosyalizm tanımı hiçbir zaman yapılamamıştı. Sosyalizmle komünizm arasındaki ayrım da net değildi. Ayrım çizgisi sosyalizmde üretim araçlarının/üretim mallarının kamusallaştırılması buna karşın tüketim mallarının özel mallar olarak kalacak olması ama komünizmde onların da bir biçimde kamusallaştırılacak olması mıydı? Nasıl? Ayrıca üretim malları kamulaştırılınca tüketim malları tamamen özel kalabilir miydi? Sosyalizmde ücret ödenecek olması –ilk aşamada “değer yasası” geçerli olacaktı- ama komünizmde doğrudan ayni ödeme yapılacak oluşu mu asıl ayrımdı? Sosyalizmde herkese eşit/aynı/tek ücret mi ödenecekti yoksa yeteneğe ve çalışmaya göre ücretler farklılaşacak mıydı? Eşitlik ücrette mi refahta mı fırsatta mı kapasitede mi eşitlikti veya neydi? Komünizmde ayni ödeme yapılacaksa –para artık kullanılmayacaksa ve mal sepeti tercihi de yapılmayacaksa- doğrudan dağıtılacak mallar ‘her rasyonel insanın tercih edeceği mallar’ mıydı? Doğal birincil mallardan mı yoksa sosyal birincil mallardan mı veya her ikisinden mi bahsediyorduk? Lüks mallar ne olacaktı? Diğer tercihler ne olacaktı? Fiyatı veya üretimi için homojen emek cetveliyle çalışma zamanı gereksinimi eşit olan iki gömlekten sarı olanını mavi olanına tercih ediyorsam ne olacaktı? Bütçe kısıdı içinde kalarak ‘n’ mal tercih eden birisine karşılık başkası bambaşka ‘m’ mal seçemez miydi? Teknoloji ileri olduğu için bolluk olacaksa işler nasıl yürüyecek, mesela bu durumda teşvikler nasıl tasarlanacaktı? Yoksa yeni düzenin süper insanları teşvike ihtiyaç duymayacaklar, maddi özendiriciler hızla gereksiz hale mi gelecekti? Bolluk ne demekti? İhtiyaç ne demekti? ‘İnsan ve şeyler’ arasındaki ilişki nasıl bir ilişkiydi veya olacaktı? Kamu malları özel ödeme yaparak ortak kullanılabilecek mallar (club goods), ortak (daha doğrusu orta malı olan) mallar (common goods) ve özel mallar (private goods) ayrımını bile genelde net biçimde yapamayan sosyalist düşünürler bazen de ütopyacı sosyalist Fourier’de olduğu gibi aşırı detaya kaçabiliyorlardı. Tugan-Baranovsky bu durumu derli toplu biçimde anlatır. Ancak Tugan’ın kendi tanımının da faydalı olduğunu söylemek güç çünkü bu tanım da bireylerin eşit hak ve yükümlülüklerle sosyal çalışmaya katılacakları ve çalışmalarının meyvelerinden paylarını alacakları bir toplumda sömürünün mümkün olmayacağını söylemekten ileri gitmiyor.
Trotsky dâhil dönemin çeşitli önemli sosyalistleri için sosyalizmin ne olduğu konusunda net olmayan ifadeler ve anlam kaymaları genel geçer sayılabilir. Örneğin bir iddiaya göre maddi refaha kavuşulunca toplumun tümü rahatlayacaktı ve insanın insanla savaşına gerek kalmayacaktı. Yani Hobbes’un bahsettiği ‘doğal durum’ gereksiz hale gelecekti. Ancak insanın insanla savaşının tek nedeni maddi zenginliğin sınırlı oluşu, refahın nesnelerinin ve gücün sembollerinin rakip (rival) ve dıştalayıcı (excludable) mallar olmaları mıydı? Kıskançlık (invidia), kibir (superbia) ne olacaktı? “Yedi Ölümcül Günah” boşuna mı sayılıp dökülmüş, bunlara karşı vaaz edilen erdemler binlerce yıl anlamsızca sıralanan isteklerden ibaret mi kalmıştı? Öte yandan belki ‘doğal durum’ olmayacaktı ama bu durumda acaba yeni düzende ‘doğal haklar’ olacak mıydı? Doğal hakların varlığı devlet öncesine, yani ius divinium/ius naturale’ye geri dönüşü, ius humanum/ius civile/ius positum’un terk edilmesini mi vaaz edecekti? Sonuçta asgari düzeyde sağlanacak ihtiyaç maddeleri bolluğu temeli üzerinde bir meritokrasi mi doğacaktı? Aksi takdirde sosyalizmde “Aristo, Marx insanlığın ortalaması olacak, onların üzerinde yeni tepeler yükselecektir” demenin mantığı ne olabilirdi? Trotsky aynen bunu söylemektedir. Herkes insan olarak, doğum hakkı nedeniyle eşit mi olacaktı, yoksa yeteneklerimiz bize mi ait olacaktı ve bunun karşılığında daha fazla refaha kavuşabilecek miydik? Hepimiz eşitsek bu Kantian bir “doğuştan eşitlik” temelinde miydi yoksa Serge-Christophe Kolm’un Budist esinlenişinde olduğu gibi aslında hepimiz temelde “aynı” miydik? Gerald Allan Cohen’in unutulmaz biçimde formüle ettiği gibi ‘kendimizin sahibi miydik’ yoksa kendi öz sahipliğimiz de kısıtlı mı olacaktı?
Sosyalizm 1914 öncesinde çok yaygın bir siyasal akımdı belki ancak sosyalist entelektüellerin dahi tümü net olmayan formüllerle ikna olmuyordu. Örneğin büyük ekonomist Tugan-Baranovsky genel olarak Antik dünyanın estetiğine övgü yağdırırken –küçük bir kent olan Pompei’den bahseder- aynı yerde sosyalist toplumun nelere önem vereceğini anlatır ve sosyalizmde oluşacak medeniyet halini Rönesans İtalya’sının şehir devletlerine benzeterek kitaptaki devamlılık hipotezimize uyan bir girdi yapar. Ayrıca ‘modern sosyalizmin neşeli ve kendisine güvenli bir hümanizm, güzel bir rüya olan İtalyan Rönesansına bir geri dönüş’ olduğunu da ekler. Tugan’a göre sosyalizm bu nedenle ikna ediciydi, güçlüydü ve bireyin ezilmeyeceğinin garantisiydi. Rönesans’a geri dönüşten başka ‘hangi toplumsal ideal 20. Yüzyılın başında sadece proletaryayı değil tüm sınıfların en üstün insanlarını’ kendisine bağlayabilirdi? Kısa süre sonra, haklı veya değil, yaşayan kanlı canlı sosyalistlerin kendi hümanist ve Kantian yaklaşımıyla ilgilerinin olmadığını düşünecek ve Marksizm’den hızla uzaklaşacaktır.
Bolşevik Devrimi sonrası olanlar bambaşkadır. Bir köylü toplumunda gecikmiş sanayi devrimi yapma çabasına sosyalizm adının verilmiş ve orijinal tanımların hepsinden uzaklaşılmış olması pratik bir olaydı, şartlar öyleydi. Uzun sözün kısası aşağıdadır. Ekteki “Sovyetler ve elektriklendirme yeni bir dünyanın temelidir” posteri (1920) durumu özetliyor. 26 Aralık 1919’da Lenin ve Krzhizhanovskii arasında Moskova’daki yakıt kıtlığını/enerji kesintilerini tartışmak için yapılan idari bir toplantıdan çıkan ve yeni toplumun temelini oluşturmak üzere elektrik mühendisleri tarafından on ay boyunca geliştirilip savunulan GOELRO. Bir mühendislik ütopyasıdır. Yenidünyanın temeli miydi? Hangi ölçüde öyleydi? Sovyet elektrik mühendisleri sosyalizmi biz kurduk dememişler miydi? Kurulan her ne idiyse yukarıda sorulan evrensel sorularla bir ilgisi var mıydı? Tarihsel zorunluluktan doğan pratikler eksik tanımlanmış, eksik belirlenmiş bir toplumsal projenin açıklarını kapatabilir miydi? Cevabın hayır olduğunu yaşayarak gördük.