Giderek tanınmaz hale gelen Sirkeci Garı’na yanaşan trenden indiğimde gördüğüm Şark Ekspresi’nin fotoğraflarını çekme isteğime engel olamadım. Geçmişte büyük bir canlılığı olan bu gardan trene binerek Kocamustafapaşa’da doğduğum eve gittiğimi hatırlıyorum. Bugün o yolu bulmaya çalışsam bulamam herhalde. Babaanneme yaptığımız bayram ziyaretlerinde neşeyle o tren yolculuğunu yapardık. Anadolu yakasında da dedemi ziyaret için Erenköy’e yine trenle giderdik. Bizim açımızdan anı niteliğinde duygusal bir boyutu olsa da bu yolculuklar asıl olarak ulaşım ihtiyacını karşılamaya yönelik süreçlerdi.
Aradan 45 yıldan uzun bir süre geçmişken Sirkeci Garı’na yanaşmış Şark Ekspresi ya da yabancıların kullandığı terminoloji ile Orient Express’i görünce cep telefonuma sarılıp fotoğraf çekmeye başladım. Eskiden de Şark Ekspresi ile karşılaştığım olurdu ancak kameralı cep telefonlarından önceki dönemde öyle hop diye fotoğraf çekmek mümkün değildi. Çantamda fotoğraf makinesi olan bir gün böyle bir fotoğraf çekimi yapmıştım sanırım ama o zaman da sosyal medya olmadığı için fotoğrafları paylaşmamıştım diye hatırlıyorum. Bugün bütün bu olanaklar bulunmasına karşın çektiğim o fotoğrafları yine paylaşmadım. İnsanların yaşadıkları ile yaptıkları arasında sıkı bir bağ bulunuyor. Cep telefonundan paylaşım yapma geleneği olmayan ve evdeki 4 GB’lik kotası bitmesin diye elini korkak alıştıran bir kuşak olarak bu yeni dünyanın yerlisi (native) olamadık sanırım.
Ancak şans yardım etti ve yine teknolojinin sağladığı olanakları kullanarak yeniden tasarlanan Şark Ekspresi deneyimini ele alma fırsatı buldum. Gilda Perez-Alvarado ile Agatha Christie’nin Şark Ekspresi’nde Cinayet romanından Pera Palas’a kadar uzanan bir güzergâhta sohbet ettik. Ortak yanlarımız sadece Şark Ekspresi ile sınırlı değildi. JLL Hotels & Hospitality’de stratejiden sorumlu en yüksek pozisyon olan Chief Strategy Officer unvanını taşıyan ve Ocak 2024’te Orient Express CEO’su olarak atanan Perez-Alvarado’nun akademik geçmişi, Cornell Üniversitesi ve Madrid’deki IE Business School’a uzanıyor. Kendisi böylece hem Avrupa hem de Kuzey Amerika’yı kapsayan bir akademik kültüre sahip biri olarak Ekim 2023’te katıldığı Accor Grubu’nda birçok dönüşüm ve yeniden yapılandırma projesinde rol alıyor.
Stratejinin yanı sıra Orient Express CEO’su unvanını taşıyan Alvarado aynı zamanda Accor Yönetim Kurulu üyesi. Kariyerine PwC’de başladıktan sonra 2004’te JLL’ye katılan Perez-Alvarado, aradan geçen 20 yıldan uzun sürede, egemen varlık fonları (sovereign wealth funds), özel sermaye, global markalar ve aile şirketleri/ultra yüksek net değerli bireylere (UNWHI) üst düzeyde danışmanlık yapıyor.
Perez-Alvarado’nun son olarak üstlendiği JLL Hotels & Hospitality Global CEO’su görevindeki görev tanımında kuzey ve güney Amerika, EMEA ve Asya Pasifik’teki global yatırımlarda satış, borç ve menkul kıymet plasmanları, stratejik danışmanlık ve varlık (asset) yönetim hizmetleri ile ileri düzeyde uzmanlık sunulması bulunuyordu. Alvarado’nun profilinin hem gayrimenkul hem de ağırlamayı kapsayan yeteneklerine işaret edilen bölümünde üye olduğu kurum ve kuruluşların listesinde Blackstone Mortgage Trust Inc, Cornell University Board of Trustees, World Travel & Tourism Council ve IREFAC yer alıyor. Bu isimler bilene yeterince tanıdık bilmeyene de çok uzak geleceği için Türkçe karşılıklarını yazma ihtiyacı hissetmedim. Ancak buradan geleceğe baktığımda, yeni rolünde global strateji, otel sahipleri ile ilişkiler ve stratejik ortaklıklardan sorumlu olacağına atıf dikkat çekiyor. Bu noktada 142 yıllık Şark Ekspresi markasına nasıl dokunacağından bahsetmeye başlayabiliriz. Bu konuya ilgi göstermem, kullanıcı deneyiminden süreçlerin tasarlanmasına kadar birçok boyutu ile bilişim dünyası da dahil birçok iş alanına dokunan ayrıntıları içermesi ve yeniden markalaştırma konusunda ilgimi çekmesi. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Tourise etkinliğine katılan Gilda Perez-Alvarado ile Kasım 2025’te yaptığımız görüşme, turizm anlamında oluşan yeni trendin ve sistemin başrol oyuncularını anlamak konusunda da önemli bir zemin sağlıyor. Suudi Arabistan’ın kendi dönüşümü nedeniyle de çarpıcı olan bu etkinlik, turizm, yatırım ve inovasyon liderlerini bir araya getirerek yeni bir turizm tanımı yapıyor. Pandemi sonrası dönemde yeniden şekillendirilen turizmi bir yanda hızlı teknolojik gelişmelere bağlı dönüşüm diğer yanda da turizmin sürdürülebilirliği boyutu belirlerken bu görüşmeden, Türkiye’nin erken rezervasyonun ötesine geçen dersler çıkarmasını sağlayacak bir araç olmasını umuyorum.
Kerem Özdemir: Merhaba Gilda. Şark Ekspresi hem Agatha Christie ve kaldığı Pera Palas oteli hem de Sirkeci Garı üzerinden Türkiye ve özellikle İstanbul ile çok ilişkili bir marka. Çok uzun da bir geçmişi var. Ancak biz ileriye bakıp öncelikle gelecek planlarını konuşalım isterim.
Gilda Perez-Alvarado: Merhaba Kerem. Öncelikle benimle görüştüğün için teşekkür ederim. Buradaki hikaye müthiş. Bildiğin gibi 142 yıllık bir geçmişe dayanıyor. Bizim burada Accor ve LVMH işbirliği ile yapmaya çalıştığımız, markanın yeniden lanse etmek. Bu rölansman üç belirgin varlık (asset) türünü içeriyor. Bunlardan ilki, trenler; ikincisi, oteller; ve üçüncüsü de yelkenli yatlar. 2025’te ilk otelimizi açarak işe başladık. Roma’da Orient Express La Minerva’yı açtık. Sana hikâyesini anlatacağım gibi, bütün bu varlık tarihteki birer dönemi taçlandırıyor. Orient Express La Minerva, 1600’lerden kalma bir bina ve Roma’nın en eski otellerden biri. 1800’lerden beri otel olarak işletiliyor. Roma’yı selamlayan otel, Pantheon’a 70 metre mesafede güzel bir lokasyona sahip. Bunun ardından Nisan 2025’te La Dolce Vita Orient Express trenini devreye aldık. İtalya’yı ve II. Dünya Savaşı sonrası 1950’leri ve 1960’ları taçlandıran bu tren, zevk, güzellik, sanat ve kültür olmak üzere bu dönemin tüm özelliklerini barındıran bu tren İtalya’nın tamamını bağlıyor. Mart 2026’da ikinci otelimiz olan Venedik’tei Orient Express in Venice’i açacağız. XIV. yüzyıldan kalma 47 odalı Palazzo (saray) son derece güzel bir konak. Bunun ardından yaz aylarında ilk yelkenli yatımız Orient Express Corinthian’ı devreye alacağız. 220 metrelik boyuyla dünyanın en uzun yelkenli yatı olan bu tekne, önce Akdeniz’de ve ardından da Karayipler’de olacak. Bundan bir yıl sonra ikinci yelkenli yatımızı devreye alacağız. Bunun izleyeceği rota üzerinde hâlâ çalışıyoruz. Bu yatın, 1920’lerin altın çağını taçlandıracak. Büyük ölçüde Art Deco temaları taşıyacak ama asıl olarak en önemli yanı, altın seyahatin ruhunu taşıması olacak. Ve 2027’nin sonunda güzel trenimiz Orient Express’in seferlerini başlatacağız. Yine 1920’lerin ruhunu yansıtan bu tren, Paris’ten İstanbul’a gidecek. Bu tarihi ve mistik güzergâhı takip edeceğiz. Yapacağımız işlerden biri, bu varlıkların kendi başına ve ayrık kalmamasını sağlamak olacak. Biz seyahat satıyoruz ve o zaman geldiğinde geceyi Roma’da geçirdikten sonra trenle Venedik’e giden yatla seyahat ederek Güney Fransa’ya giden, Paris’e geçerek Orient Express’le çok güzel bir görünümü olan İstanbul’a seyahat eden misafirlerimiz olacak.
Özdemir: Pekiyi, bu yeni hikayede Agatha Christie hâlâ olacak mı çünkü biz hikâyeyi öyle biliyoruz?
Alvarado: Haklısın. Yeni hikâye bunun bir devamı ve bana Agatha Christie’yi sorduğun için çok memnun oldum. 1934’teki çalışmasının güzelliği, Orient Express’e kurgu olan yeni bir boyut eklemesi oldu. Karakterlerin ve trenin içinde olanların önemi ortaya çıktı; sosyal öğe çok önemli. Yeni Orient Express topluluğunu oluştururken marka, her şeyin ilişkiler ile ilgili olduğunu bilerek vaadini ortaya koyuyor. Paris’ten doğuya gitme yolculuğunda Paris-İstanbul bağlantısının ne kadar etkileyici olduğunu düşünün. Pera Palas’tan bahsettin. Biz, ister yeni oteller ister trenin yeni rotaları olsun her genişleme adımını atarken tarihsel köklerimize geri dönüyoruz. İstanbul -ya da eski adı olan Konstantinopolis’i kullanalım- ve Türkiye bizim için çok kritik önemde. Bizim misyonumuz, Orient Express’in hikâyesine sadece tarihi açıdan değil, bir 142 yıl daha yaşamasını sağlayacak şekilde uyacak inanılmaz bir otel bulmak.
Özdemir: Bu tür bir deneyimde, yapısal unsurlardan ziyade bir şeyler keşfetmek ve hatıraların oluşması önem taşıyor. Bu konuda ne demek istersin?
Alvarado: Kesinlikle. Bak, hayat tamamen anlarla ilgilidir. Şu anda büyük bir rekabet var ve biz insanların cüzdanlarından alacağımız paya odaklanmıyoruz. Biz insanların gelip bizimle zaman geçirmesini istiyoruz. Burada bir tren yolculuğunda ya da bir yat seyahatinde veya sadece gelip bir otelde kalırken ya da yemek yerken insanların diğerleri ile bağ kurduğundan emin olmaya çalışıyoruz. Orient Express’te güzel olan, global olarak büyük bir takipçi kitlesinin bulunması: insanlar merak ediyor, çok kültürlülük istiyor ve keşfetme peşinde oluyor. Örneğin, Roma’nın canlı oturma odası olduğumuzdan emin olmak istiyoruz. 17 yüzyılın Paris’inde salonlara gittiğinizde belki bir tarihçi, bir sanatçı, bir iş insanı ve kim bilir kimle tanışabiliyordunuz. Çok cazip bir insan karması bulunuyordu. Tarihi, efsanevi Orient Express’te bir kral ve bir casusla aynı trenin ışıltılı ve konforlu ortamında olabiliyordunuz. Bizim yaptığımız şu: Biz tabii ki, tarihi önemi olan bu yerleri inşa ediyoruz. Daha önce belirttiğim gibi, bunların her biri tarihi bir dönemi taçlandırıyor. Ancak bizim hatıralar oluşturabilmek için insanlara ihtiyacımız var. Biz içeriği bu şekilde oluşturuyoruz. Birlikte gezginlik yapmak ve keşfetmek isteyen benzer zihniyetli bireyleri bir araya getiriyoruz.
Özdemir: Son olarak bütün bu hikâyede İstanbul’un rolünü toparlamak isterim. İstanbul iki kıtaya kıyısı olan tek şehir ve özellikle yelkenli yat deneyimi konusunda, yalıları da içeren zengin bir mirasından faydalanmak söz konusu olabilir.
Alvarado: Elbette. İstanbul’la ilgili büyük planlarımız var. İstanbul, yolculuğumuzun önemli noktalarından biri… Orient Express için tarihsel olarak üç önemli kentin bulunduğunu söyleyebilirim: Modern zamanların İstanbul’u, Paris ve Venedik. İstanbul ile ilgili büyük planlarımız kapsamında çok inanılmaz bir otel arayışındayız. Bu, Pera Palas’ın geçmişteki rolüne denk bir role sahip olacak. Senin dikkat çektiğin noktaya gelirsem, yatlarımız için değerlendireceğimiz çok güzel karasularına sahipsiniz. Yatlarımızın Türkiye karasularında seyretmesinden çok memnun oluruz. Yat, tren ve otel unsurlarını kullanarak bir kez daha ne kadar güzel bir hikâye anlatabileceğimizi hayal et. Türkiye kesinlikle önde gelen ve odakta yer alan bir ülke ve biz kesinlikle orada olacağız.
Özdemir: O gün geldiğinde bizim insan boyutunda bu alanda önemli bir varlığımız olan Saffet Emre Tonguç’u da keşfetmeni dilerim. Zaman ayırdığın için teşekkürler.