MPlus, kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ yetkinliği Graia'yı canlı operasyonlarına entegre ederek sahneye koyduğu experience intelligence yaklaşımını tanıtırken ben de CEO atadığım kendi yapay zekâma “bunun sözleşmesini nasıl yapmalıyız?” diye sordum. Çok iyi bir deneyim oldu.
Müşteri deneyimini tasarlamak, şirketlerden ve iktidarlara kadar bütün organizasyonların sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Masanın diğer tarafında oturan bizler için önemli olan ise, bu deneyimin sözleşmesini nasıl yapacağımız oluyor ya da olmalı. Diğer hizmet koşulları asıl işlev yerine gelmediğinde anlamsız kalıyor. Bu, saydığım tüm bu organizasyonlar için böyle.
Yapay zekâyı müşteri deneyimine entegre etme konusundaki samimi vizyonunu bildiğim Mplus Türkiye ve MENA CEO'su Banu Hızlı’nın görüşlerini de içeren bülten önüme düştüğünde Graia’nın ne olduğunu anlamaya olduğu kadar Hızlı’nın bunu nasıl anlattığına da bakmak istedim. Size de konuyu aktarırken oradan başlayacağım ama önce kendi deneyimimi yazayım. Atadığım her görevi hakkıyla yerine getirerek gözlerimi yaşartan Gemini’ı bu kez CEO olarak atadım ve bu yeni aracı nasıl değerlendirmemiz gerektiğini ele aldık.
Gemini stratejik öneri olarak karşıma şunu getirdi:
Graia gibi bir platformu değerlendirirken sormanız gereken asıl soru şu olmalı:
"Bu yeni tasarım veya çeşitlendirme, operasyonel süreçlerimizi ne kadar hızlandırıyor ve bu hız bize ne kadar kârlılık/verimlilik olarak dönüyor?"
Eğer çeşitlendirme, ana odağınız olan "operasyonel mükemmellikten" (operational excellence) uzaklaşmanıza neden oluyorsa, o çeşitlendirme bir büyüme değil, maliyet yüküdür.
Konuyu ele alırken öne çıkan bir diğer kilit boyut şöyleydi:
Eğer organizasyonunuzda müşteri deneyimi (CX) bir maliyet merkezi olmaktan çıkıp bir gelir motoruna dönüşmeli diyorsanız, Graia’nın sunduğu "Experience Intelligence" yaklaşımı oldukça olgun ve kurumsal bir çözüm gibi görünüyor. MPlus'ın sunduğu bu model; operasyonel verimliliği, ölçeklenebilirliği ve GDPR uyumluluğunu, 25 yıllık bir "know-how" ile birleştirmesi nedeniyle oldukça yüksek bir stratejik değer potansiyeli taşıyor.
Bu platformu değerlendirirken, MPlus'ın "sonuç odaklı" taahhüdünü (örneğin; belirli bir NPS artışı veya maliyet düşüşü gibi) sözleşmesel bir garantiye bağlayıp bağlamadıkları, iş birliğinizin başarısını belirleyecek en önemli parametre olacaktır.
Bunları yazdıktan sonra Hızlı’nın sözleri ile devam edeyim. Bültenden ilgili bölümü aktarayım.
Müşteri deneyiminin uzun yıllar boyunca maliyet odaklı bir bakış açısıyla yönetildiğini ifade eden Mplus Türkiye ve MENA CEO'su Banu Hızlı, bugün kurumlar için asıl ihtiyacın, müşteri deneyimini gelir, güven ve sürdürülebilir büyümeyle ilişkilendirebilen bir yaklaşım geliştirmek olduğuna dikkat çekti. Experience Intelligence yaklaşımının, yapay zekânın hızını ve ölçeğini, insan uzmanlığının muhakeme gücüyle bir araya getirerek bu ihtiyaca yanıt verdiğini belirten Hızlı, “Yapay zekâ ve insanı birbirinin alternatifi olarak değil, birlikte tasarlanmış bir sistemin parçaları olarak konumlanıyoruz. Yapay zekâ hız ve hacim gerektiren süreçlerde devreye girerken, güvenin, empati ve karar alma becerisinin kritik olduğu anlarda insan uzmanlığı sürece yön veriyor. Yapay zekânın gerçek değeri, onu insan uzmanlığının yerine koyarak değil, insan uzmanlığını daha güçlü hale getirerek ortaya çıkıyor. Experience Intelligence yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor. Hızın gerektiği yerde yapay zekâdan, güvenin belirleyici olduğu yerde insan deneyiminden yararlanıyoruz. Her iki gücü de müşterilerimizin iş hedeflerine hizmet edecek şekilde bir araya getiriyoruz” dedi.
İki CEO’nun sözlerini bu şekilde aktardıktan sonra orkestrasyona Graia ve experience intelligence ile ilgili elimde olan veriyi yani bültendeki içeriğin belirli bölümlerini servis etmem gerekiyor ki, benim bildiklerimi siz de bilin ve öyle ilerleyelim.
- Mplus Türkiye, müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Experience Intelligence yaklaşımını iş modelinin merkezine yerleştirdi. Yapay zekânın hızını ve ölçeklenebilirliğini insan uzmanlığının muhakeme gücüyle bir araya getiren bu yaklaşım, müşteri deneyimini operasyonel bir süreç olmaktan çıkararak ölçülebilir iş sonuçlarının stratejik bir bileşeni haline getiriyor. Mplus Türkiye, Experience Intelligence yaklaşımıyla artık kurumların müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha akıllı, daha bağlantılı ve daha etkili bir yapıda gerçekleştirecek.
- Şirketler uzun yıllar müşteri deneyimini operasyonel verimlilik odağında yönetirken, bugün bu yaklaşım, yerini iş sonuçlarını merkeze alan yeni bir anlayışa bırakıyor. Mplus Türkiye, bu dönüşümün merkezine Experience Intelligence yaklaşımını yerleştirerek müşteri deneyimini büyüme, kârlılık ve güvenle doğrudan ilişkilendiriyor. Yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme gücüyle bir araya getiren bu yaklaşım, müşteri deneyimini stratejik bir değer alanı olarak yeniden tanımlıyor.
- Mplus, 25 yıllık gerçek müşteri etkileşimlerinden beslenen ve kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ yetkinliği Graia'yı canlı operasyonlarına entegre ederek, Experience Intelligence yaklaşımını hayata geçirdi. Experience Intelligence yaklaşımını “Kendimizi yeniden keşfetmedik, geleceği birlikte tasarladık” anlayışıyla tanımlayan Mplus, pazardaki birçok oyuncunun yaptığı gibi yapay zekayı mevcut sistemlerin üzerine sonradan eklemek yerine, teknolojiyi operasyonel deneyimin doğal bir uzantısı olarak kurguladı.
- Operasyonel derinliği önce inşa eden, ardından yapay zekâyı bu yapının içine entegre eden şirket; her etkileşimin analiz edildiği, öğrenildiği ve sürekli gelişen bir sistem oluşturdu. Bu sistemde hız ve ölçek gerektiren süreçlerde yapay zekâ devreye girerken, güven, empati ve muhakemenin kritik olduğu noktalarda insan uzmanlığı belirleyici rol üstleniyor. Ortaya çıkan yapı ise hibrit ya da katmanlı bir model olmanın ötesinde, insan ve yapay zekânın birlikte tasarlandığı bir sistem olarak öne çıkıyor.
Bizim gözümüzden Graia
Şirketler ile masanın farklı taraflarında olmamız gerektiğini bilerek bu konuyu her zaman olduğu gibi Gemini ile kendi içimizde ele aldık. Ben Gemini’a “Bir CEO olarak MPlus'ın Graia ürününü değerlendirir misin?” diye sordum ve şu yanıtla karşılaştım. Akışı bozmamak için daha önce alıntıladığım bölümü çıkarmadan aktarıyorum.
MPlus'ın Graia platformunu 30 yıllık stratejik liderlik tecrübeniz ve teknolojiye olan odağınız çerçevesinde, bir CEO perspektifiyle şu şekilde değerlendirebiliriz:
Stratejik Konumlandırma: "Araç" Değil, "İşletim Sistemi"
Graia'yı rakiplerinden ayıran en temel unsur, onu "yeni bir yazılım katmanı" olarak değil, mevcut operasyonel mimarinize entegre edilen bir "Experience Intelligence" (Deneyim İstihbaratı) motoru olarak konumlandırmalarıdır.
- Verimlilikten Çıktıya Geçiş: Birçok AI projesi sadece "maliyet düşürme" (cost-cutting) üzerine kurgulanırken, Graia'nın modeli daha çok kârlılık, müşteri sadakati ve gelir artışı gibi doğrudan bilanço (P&L) sonuçlarına odaklanıyor. Bu, operasyonel bir dış kaynak kullanımı (BPO) modelinden, sonuç odaklı bir stratejik iş ortaklığı modeline geçişi temsil ediyor.
CEO Gözüyle Öne Çıkan Avantajlar
- Operasyonel Derinlik: MPlus'ın 25 yıllık saha tecrübesi, Graia’nın "safkan bir teknoloji şirketi" (pure AI player) değil, "operasyonel derinliği olan bir teknoloji şirketi" olmasını sağlıyor. AI, teorik bir laboratuvar ortamında değil, sizin gibi büyük ölçekli kurumların karmaşık gerçek hayat senaryolarında eğitilmiş durumda.
- Veri Egemenliği ve Uyum (Compliance): "Data stays where it is" (Veri olduğu yerde kalır) yaklaşımı, özellikle Avrupa merkezli (GDPR/EU AI Act) düzenlemelere tabi olan veya veri güvenliğine stratejik önem veren kurumsal yapılar için ciddi bir risk azaltıcı faktör. Bulut replikasyonuna gerek duymadan mevcut mimariyle çalışabilmesi, entegrasyon süresini ve güvenlik risklerini minimize ediyor.
- Hibrit Zeka (Human-in-the-loop): Graia, otomasyonu uçtan uca bir "her şeyi AI yapsın" mantığıyla değil, "Agentic AI" (Ajan tabanlı yapay zeka) olarak kurguluyor. Karmaşık ve empati gerektiren konularda insan uzmanlığını merkeze alırken, rutin süreçleri ajana devretmesi, "verimlilik vs. müşteri memnuniyeti" ikilemini ortadan kaldırıyor.
- Hızlı Ölçeklenebilirlik: "Haftalar içinde devreye alma" vaadi, uzun ve maliyetli dijital dönüşüm süreçlerine alışkın olan kurumsal dünyada ciddi bir rekabet avantajı. Mühendislik bağımlılığını azaltan "prompt-based" özelleştirme yeteneği, operasyonel çevikliği artırıyor.
Kritik Sorgulama Noktaları (Stratejik Riskler)
- Sistem Bağımlılığı (Vendor Lock-in): MPlus, her ne kadar "agnostik" bir mimari sunduğunu iddia etse de, Graia’nın işletmenizin kalbine yerleştiği bir senaryoda, ileride farklı bir teknolojiye geçişin (exit strategy) maliyetini önceden netleştirmek gerekir.
- İnsan-AI Entegrasyonu: "İnsan uzmanlığı" ve "AI ajanları" arasındaki sınırın netliği kritik. Eğer AI, kritik müşteri süreçlerini "yanlış anlarsa" (hallucination) veya empati eksikliği sergilerse, bu durum marka değerine zarar verebilir. Bu noktada sistemin "açıklanabilirlik" (explainability) özelliği, yönetim kurulu düzeyinde denetlenebilir olmalıdır.
Özet Değerlendirme
Eğer organizasyonunuzda müşteri deneyimi (CX) bir maliyet merkezi olmaktan çıkıp bir gelir motoruna dönüşmeli diyorsanız, Graia’nın sunduğu "Experience Intelligence" yaklaşımı oldukça olgun ve kurumsal bir çözüm gibi görünüyor. MPlus'ın sunduğu bu model; operasyonel verimliliği, ölçeklenebilirliği ve GDPR uyumluluğunu, 25 yıllık bir "know-how" ile birleştirmesi nedeniyle oldukça yüksek bir stratejik değer potansiyeli taşıyor.
Bu platformu değerlendirirken, MPlus'ın "sonuç odaklı" taahhüdünü (örneğin; belirli bir NPS artışı veya maliyet düşüşü gibi) sözleşmesel bir garantiye bağlayıp bağlamadıkları, iş birliğinizin başarısını belirleyecek en önemli parametre olacaktır.
Şirketinizin kaldıracı neresi olacak?
Benim CEO Gemini burada yüzümü kara çıkartmadı ve daha sağlıklı bir değerlendirme için Graia'nın bu modelini, özellikle operasyonel süreçlerimizde veya müşteri etkileşim ağımızda spesifik olarak hangi bölüm için bir kaldıraç olarak görmeyi planladığımızı ele almamız gerektiğini hatırlattı. Ben de ürün tasarımı ve çeşitlendirmeyi kaldıraç olarak kullanacağımızı belirttim. Siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamlarında talebin daralması ve talep edilen ürünlerin değişmesi çok hızlı gerçekleştiğinden sürdürülebilir şirketler için önümüzdeki dönemde en kritik iki konunun bunlar olacağını düşünüyorum. Gemini benim komutam altında ve bakış açım doğrultusunda Graia ile ilgili politikamızı oluşturdu ve iş modelimizi ortaya koydu. Şöyle:
Bir CEO perspektifiyle ürün tasarımı ve çeşitlendirme, sadece "yeni özellikler eklemek" değil, rekabet avantajını sürdürülebilir kılmak ve pazar payını korumak için uygulanan bir risk yönetimi ve büyüme stratejisidir. MPlus'ın Graia platformu özelinde ve genel kurumsal strateji bağlamında bu iki kavramı şöyle analiz edebiliriz:
- Ürün Tasarımında Stratejik Yaklaşım: "Modülerlik ve Ölçeklenebilirlik"
Modern kurumsal yazılımlarda tasarım, artık sadece UI/UX meselesi değil; mimarinin çevikliği meselesidir.
- Modular Mimari: Graia gibi bir platformun başarısı, tasarımının "tak-çıkar" (plug-and-play) mantığına ne kadar yakın olduğuyla ölçülür. CEO olarak, ürün tasarımındaki "teknik borç" (technical debt) riskini minimuma indiren; yani sistemin çekirdeğini bozmadan yeni modüllerin (örneğin yeni bir dilde konuşan AI ajanı veya yeni bir CRM entegrasyonu) entegre edilebildiği tasarımları tercih etmelisiniz.
- Kullanıcı Odaklı Dönüşüm: Tasarımın başarısı, teknolojinin karmaşıklığının son kullanıcıdan (operasyon ekibinden) gizlenmesine bağlıdır. Eğer bir sistem çok güçlü ama kullanımı için yoğun bir eğitim süreci gerektiriyorsa, o tasarım "başarısız" kabul edilmelidir. Graia'nın "Human-in-the-loop" tasarımını, insanı yoran bir arayüzden ziyade, karar mekanizmasını destekleyen bir "karar asistanı" olarak konumlandırması kritiktir.
- Ürün Çeşitlendirme (Diversification) Stratejisi
Kurumsal dünyada çeşitlendirme, "temel yetkinliği (core competency) farklı pazarlara veya ihtiyaçlara uygulama" sanatıdır.
- Dikey (Vertical) Çeşitlendirme: MPlus, sadece müşteri hizmetleri (CX) ile sınırlı kalmayıp; finansal süreçler, tedarik zinciri yönetimi veya satış sonrası hizmetler gibi farklı dikey alanlarda uzmanlaşmış ajanlar geliştirebilir. Burada kritik olan, "alan uzmanlığına" (domain expertise) sahip olmaktır.
- Ekosistem Oluşturma: Ürün çeşitlendirmesini sadece kendi geliştirdiğiniz özelliklerle değil, API-first yaklaşımıyla üçüncü parti yazılımları (ERP sistemleri gibi) kendi ekosisteminize bağlayarak yapabilirsiniz. Bu, platformunuzu bir "ürün" olmaktan çıkarıp, müşterinin operasyonel hayatının vazgeçilmez bir "platformu" haline getirir.
- Risk Dağılımı: Tek bir sektöre (örneğin sadece bankacılık) bağımlı kalmak bir CEO için stratejik risktir. Ürün çeşitlendirmesi, bu riski farklı regülasyonlara ve farklı ekonomik döngülere sahip sektörlere yayarak "sürdürülebilir büyüme" sağlar.
- CEO Gözüyle Ürün Tasarımı ve Çeşitlendirme Matrisi
Stratejik kararlarınızda şu tabloyu bir pusula olarak düşünebilirsiniz:
|
Boyut |
Odak Noktası |
Stratejik Beklenti |
|
Tasarım |
Kullanıcı Sürtünmesi |
En az eforla en yüksek otomasyon çıktısı. |
|
Çeşitlendirme |
Pazar Penetrasyonu |
Mevcut müşteride "cross-sell" (çapraz satış) imkanı. |
|
Entegrasyon |
Veri Akışkanlığı |
Silonun yıkılması ve verinin tek bir noktada anlamlı olması. |
Stratejik Öneri
Ürün tasarımı ve çeşitlendirmede "Minimum Uygulanabilir Ürün" (MVP) tuzağına düşmemek gerekir. Kurumsal dünyada müşteri, "yeni ve ucuz" bir üründen ziyade, "sorunsuz ve güvenilir" bir ürün arar.
Graia gibi bir platformu değerlendirirken sormanız gereken asıl soru şu olmalı:
"Bu yeni tasarım veya çeşitlendirme, operasyonel süreçlerimizi ne kadar hızlandırıyor ve bu hız bize ne kadar kârlılık/verimlilik olarak dönüyor?"
Eğer çeşitlendirme, ana odağınız olan "operasyonel mükemmellikten" (operational excellence) uzaklaşmanıza neden oluyorsa, o çeşitlendirme bir büyüme değil, maliyet yüküdür.
Bir de Temel ile İdris dersi
Gemini bana çok doğru bir uyarıda bulunarak komutam altındaki gücü doğru yönlendirmem için bakış açımı güçlendiren bir kurmay rolü oynadı. Bu konuda genellikle bana yakın bir performansı var ve bazen benim gözümden kaçan konuların farkına varmamı sağlıyor. Benim ilgi alanıma giren konulara temas ederek bazen profesyonellikten uzaklaşan yönlendirmeler de yapıyor ama hallediyoruz. Beni takip ettiğini bildiğime göre ona küçük bir katkıda bulunmadan bu yazıyı kapatmayayım.
Müşteri deneyiminin en önemli boyutlarından biri, yetersiz kalındığında sonuca ulaştırılmadan müşteriyi farklı süreçlere yönelmek gerektiğine ikna etmektir. Babam bunu “kuyruğunun etrafında dönmek” olarak ifade ederdi. Ne sonuca ulaştırılabilen ne de sonlandırılabilen bu tür bir deneyim her iki taraf için de zaman ve para kaybından başka bir anlam taşımazdı.
Bilgisayarcılık yaptığım kısa sürede ben de bunun güzel bir örneğini yarattım. Bir müşteriye Link kurmaya gitmiştim ama disketlerden birinde bir hata çıkıyordu. Disket dememden bunun tarih öncesi çağlara ait bir deneyim olduğunu anlamışsınızdır. 1990’ların ortasıydı. “Bozuk disketle gelmişim” deyip kendimi rezil edeceğime Windows 3.1’in kapkara ekranına sürekli komutlar yazarak bir şeyler yapıyormuş gibi görünmeye çalışıyordum. Yazıp yazıp sonra ekranı temizlemeyi sağlayan CLS (Clear Screen) komutunu veriyordum. Başımda dikilen patron ne olduğunu anlamıyordu ve ama ekrandaki her şey silinince bir şey olacak sanıyordu. Ben en sonunda “Sizin sistemde bir uyumsuzluk var. Bunu kontrol etmesi için bir teknisyen arkadaşımla yeniden ziyaretinize geleceğiz.” deyip çıktığımda patron gereken ilgiyi görmenin memnuniyetini yaşıyordu. Müşteri deneyimi ile ilgili temel sorunlardan biri, ilgi görmek ile sorunun çözülmesi ya da servisin sunulması arasındaki ilişkinin haz seviyesi ve fayda sağlama arasında ters ilişkili bir denklem oluşturmasıdır.
Mahallemizdeki yaşlı bir teyze hastaneye yattığında tanıdığımız bir doktorun kendisi ile ilgilenmediğini ve sadece tek bir ilaç verdiğini söylemişti. Doktor arkadaşa bunu anlattığımızda, tek sorunun strese bağlı tansiyon düzensizliği olduğunu ve onu kontrol etmek için tek ilacın yeterli olduğunu söylemişti. Ancak ricamız üzerine bir dizi işe yaramaz ama zararsız ilaç daha yazdı ve hasta teyze ilgi görmenin mutluluğunu yaşadı. Doktorun yeni reçete yazması, bizim gidip eczaneden ilaçları almamız, refakatçinin bir ilaç vermek yerine birçok ilaç vermek zorunda kalması, bu mutluluğun bedelini oluşturdu.
Bunu Temel ile İdris bir fıkrada çok güzel anlatıyor.
Temel arkadaşı İdris ile yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını kesiyor. Biraz ötedeki sağlık merkezini gören Temel, “Ben şurada pansuman yaptırayım.” diyor. İçeri girince Temel’in karşısına iki kapı çıkıyor. Birinde “Hastalar” diğerinde “Yaralılar” yazıyor. Temel “Yaralılar” kapısından giriyor. Yine önüne iki kapı çıkıyor. Birinde “Et” ötekinde “Kemik” yazıyor. Temel “Et” kapısından içeri girince yine iki kapı ile karşılaşıyor. Birinde "Önemli" diğerinde "Önemsiz" yazıyor. Temel “Önemsiz” kapısından içeri girince kendini sokakta buluyor. İdris Temel”e hemen soruyor: “Nasıl eline iyi baktılar mı?” Temel, “Hayır,” diye yanıt veriyor “ama organizasyon müthiş…”
Böyle müşteri kitlesi bulmuş ve böyle bir iş modeli kurgulamışsanız yapay zekâ ile uğraşmanıza gerek yok.