Zihin mühendisleri, yapay zekâ dünya düzenini nasıl değiştiriyor?
Çağımızda yaşanan teknolojik dönüşüm insanlık için hem risk hem fırsat barındırıyor.
İleri teknoloji kullanımı ile bugün gelinen noktada, yapay zekâ ‘Her şeyi kendi başına öğreniyor, fikir üretiyor, kendi başına kararlar verebiliyor".
İnsanlığın gelişimi için muhteşem bir ilerleme…
Ancak YZ Yuval Harari'nin Davos’taki konuşmasında ; “Bir bıçak araçtır. Bıçağı salata yapmak veya birini öldürmek için kullanabilirsiniz; bu sizin kararınızdır. YZ ise salata yapmaya mı yoksa cinayet işlemeye mi karar verebileceğine kendi başına karar veren bir bıçaktır. İkinci olarak, YZ yaratıcı bir aktördür, bir ajandır; yeni bıçak türlerinin yanı sıra yeni müzik, tıp ve para türleri icat edebilir. Üçüncüsü, YZ yalan da söyleyebilir ve manipüle etme gücü vardır." İfadeleri yakın mercekte incelenmeli.
Tedbir alınması gereken önemli bir konuyu vurgulayan Harrari; Bugün gelinen noktada YZ’nin kendi lisanını geliştirdiği gibi, biz insanlara da özel bir kimlik biçiyor:
‘THE WACHERS/GÖZLEMCİLER’.
Hoş geldin yeni kimlik... Hayırlara vesile olsun…
Bu insanlık için ciddi bir tehdit ve aynı zamanda ciddi bir krizdir.
Tarihler boyunca geliştirmiş olduğumuz kimliğimiz bir makine tarafından onayımıza dahi sunulmadan değiştiriliyor. Anlayacağımız ‘KİMLİK ÇÖKÜŞÜ’ ile karşı karşıyayız.
Görülüyor ki insanların karar verme yetisi tamamen YZ'ye devredilmiş, düşünme, analiz etme, yargılama fonksiyonlarımız devre dışı bırakılmış, insanı yücelten ‘zihinsel beceriler, yetenekler’ yok sayılmış.
İnsanlık tarihi boyunca bu alanda yapılan bilimsel çalışmaların bir makine tarafından yok sayılması mümkün mü?
Hayır…
Deskilling mümkün mü? ASLA…
Günümüzde YZ ile veri akışı çok hızlı, milyonlarca veri akışı ile oluşturulan içeriklerle karşı karşıyayız.
YZ ve insan aynı zekâ çizgisinde ilerlemiyor.
YZ yıkıcı bir ilerleme çizgisinde ve insanlardan daha zeki hale gelecek.
Biz profesyoneller ‘geleceğin dizaynında yetenek ve beceri gelişimi’ konularında daha derin bir perspektifte çalışmak, deneyim ve bilgilerimizi daha genç nesillere aktarmak zorundayız.
Bu bağlamda 1990 Yıllarından beri ‘Zihin Kontrol ve Yönetimi,
Dengeli ve Ekonomik Zihin Kullanımı, ve 2016 yılında Marka Patent Enstitüsü Marka Patenti’ni aldığım ‘ZİHİN MÜHENDİSLİĞİ’ projeleri gittikçe toplumda, iş dünyasında daha önem kazanıyor ve hak ettiği değere kavuşuyor.
Farkındalık arttı, toplumda bilinç seviyesi yükselme eğiliminde.
Bu bir lüks değil, bir mecburiyet.
Zihin Mühendisliği, insan zihninin düşünce, duygu, inanç, algılama ve davranış kalıplarını bilimsel bir analizle ele almakta, düzenleme ve yeniden yapılandırma ile zihnin sonsuz potansiyellerini harekete geçirmeyi hedeflemekte.
Amacı; Zihnin sonsuz potansiyellerini harekete geçirerek bireyin sahip olduğu beceri ve yetenekleri geliştirmek.
Daha kaliteli, dengeli ve ekonomik zihin kullanımı ile ORİJİNAL İNSAN FORMATINA,
yani insanın kendi orijinal fabrika ayarlarına geri dönüşü, kaotik zihin yapısının korku, baskı ve travmalardan arındırılması.
İnsanlık teknolojiyi mi yönetecek, yoksa teknoloji mi insanlığı yönetecek?
İnsanlık büyük bir dönüşüm projesi ile YZ Sistemine bağlı yaşayan, biyolojik bir donanıma dönüştürülüyor.
Yaşadığımız dünya da korku, ekonomik, teknolojik baskılar ile zihinler kaotik bir yapıya dönüştürülüyor.
Korku, belirsizlik ve kaos sonucu çaresizlik içinde çırpınan zihinler çıkış yolu arıyor.
Evet, şimdi tüm dünyada ZİHİN SAVAŞLARI yaşanıyor.
Tüm medya araçları ile algı yönetimi yapılıyor, insan düşünceleri okunabilir ve yönlendirilebilir bir kontrol ile süreçler inşa ediliyor.
Kontrollü oluşturulan GERÇEKLİK ALGISI ile insanlığın kaderi yeniden yazılıyor.
NARRATİVE WAR - YANİ ANLATI SAVAŞI ile geleceğe, ekonomiye, piyasalara ..vs.. istenen yön veriliyor ve milyarlarca insan belli bir karar verici grubun anlatısıyla hareket etmeye mecbur bırakılıyor.
Hepimiz bu anlatıları stres altında kalarak yaşadık, çaresizliklerle deneyimledik.
Piyasalarda altın ve gümüşün şiddetli ve nedensiz çöküşü, piyasa oyunları, savaş anlatıları vs.
Tüm bu operasyonlar ANLATI ile yapıldı, gerçeklik algısı değiştirildi.
Bilgi kontrolü ile yapılan ‘Zihin Savaşlar’ı, algı kontrolünün ne denli güçlü olduğunu gösterdi.
İnsanların devamlı korku, hastalık, ekonomik kriz, savaş içinde tutulmalarının nedeni zihni kaotik düşüncelerle zayıflatmak, çaresiz bırakarak tutsak almak.
Böyle bir tehdit algısı içinde yaşayan birey sorgulamaktan çok hayatta kalmaya odaklanır ve sadece 1.cil insani ihtiyaçları için mücadele eder.
Sorgusuz ve sualsiz anlatıya, hikâyeye inanır, pozisyon alır.
Ve bugün geldiğimiz noktada bilgi kontrolü ile daha ileri aşamalara gelindi, hedef yenilendi; İnsanı doğrudan yapay zekâ sistemlerine bağlamak…
Amaç; Bu modelde insan düşüncesi ve duygusal tepkisi insan kaynaklı olmayacak,
yapay zeka sistemi insanı devre dışı bırakacak, düşünceler ve algı sistem tarafından yönlendirilecek.
NARRATİVE WAR insanlığın dönüşümünü hem iki farklı anlatıyla sunuyor, hem de insana ‘KAÇINILMAZLIK FİKRİ’ önemle vurgulanıyor.
1;Yapay Zekâ ile birleşirsek SÜPER İNSAN olacağız.
2;YZ insanlıktan daha zeki hale gelecek, eğer onunla birleşmezsek yok olacağız.
İki farklı söylem, ancak tek bir sonuca çıkıyor.
İnsan ile yapay zekânın birleşmesi.
Bu süreçte kaçınılmazlık fikri özellikle vurgulanarak ‘Sen YZ’ya karşı direnç gösteremezsin, sadece etkisini azaltabilirsin’ fikri aşılanıyor.
Bugün tüm dünyada kurulan veri merkezleri, uydu ağları, küresel elektromanyetik altyapılar sadece iletişim için değil, aynı zamanda dijital kontrol ağı oluşturmak için inşa edildiği aşikar.
İNSANLIĞIN KİMLİK ÇÖKÜŞÜ VE YENİ KİMLİK
İnsan doğası itibar ile kendini nasıl tanımlarsa gerçekliğini de o şekilde algılar.
İş hayatı, sosyal hayat, aile ve toplum hayatında bize tanımlanmış kimliklerimiz var.
Bu kimlikler materyalist düzende sahip olmamız gereken ‘SAHTE KİMLİKLER’dir.
Bu kimliklerin kısıtlı kapasitesinde algılanan gerçeklik, günlük hayattaki rollerin kusursuz oynanmasını sağlar.
Kendini sadece sosyal etiketler ve fiziksel kimlik üzerinden tanımlayan insanın algısı istenen dar alanlara hapsedilir.
Ancak kendini bilinç olarak tanımlayan insan algısı sonsuz genişler.
Kendi ÖZ bilinci ile temasta olan kişi Gerçek Kimliği ve toplumsal hayatta sahip olduğu kimliği entegre ederek, etik değerler üzerinden formasyonunu sunarak yaşamayı tercih eder.
Zihinsel denge yaklaşımı ile kurulan bilinçli yaşam!
Bu yaklaşım günümüzde kurulmuş, kurulmaya çalışılan dijital kontrol sistemleri için en büyük tehdidi oluşturur.
Sonuç; yapay zekâ için panzehir zihnin sonsuz potansiyellerini harekete geçirerek bilinci yükseltmek, bu gerçeklik ile YAŞAMI DİZAYN ETMEK.
İnsan varlığı için sınırsız olasılıklar alanında var olabilmek bilinçli bir yaşam yaklaşımı olup en temel tercih nedenidir.
Burada vurgulamak istediğim husus, insanın kendi bilincinin gücünü fark etmesi, zihni yeniden formatlayarak YENİ ZİHİN YAPISI ile kendi geleceğini inşa etmesi.
Bunun için kendine şu soruyu sormalı: İnsanlık teknolojiyi mi yönetecek, yoksa teknoloji mi insanlığı yönetecek?
Gerçek olan şu ki; İnsanlık bilincini geliştirerek daha hızlı ve rasyonel düşünme, daha yüksek bilişsel kapasite ile geleceğine ait seçimlerine kendi karar vermesi.
Kısadan hisse; İnsanlık bilişsel kapasitesini yükseltmek zorunluğuyla karşı karşıyadır.
Bulunduğumuz tarihsel dönüşümde farkındalıklı BİLİNÇ SIÇRAMASI şarttır.
Çünkü insanlık kendi bilincinin gücünü fark ederek teknolojiyle birleşirse geleceğine hükmedebilir, kararını teknoloji değil, yapay zekâ değil, iradesini kullanan insan kararını özgürce verir.
Kaynak: Zihin Mühendisliği, WEF-Dünya Ekonomik Forumu 2026, Yuval Noah Harari, H.Tandoğan, Maria Hirniak
Görsel: A.Pianeta