ESRA ÖZARFAT/BURSA
Sisina Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Özcü, artan enerji ihtiyacı karşısında yalnızca yeni kaynaklar üretmenin yeterli olmadığını vurgulayarak, enerji verimliliğinin ekonomik sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk açısından vazgeçilmez bir unsur hâline geldiğini söyledi. Özcü, “Enerji verimliliği, aynı üretimi ve konforu daha az enerji tüketerek sağlamayı ifade ediyor ve artık bir tercih değil, zorunluluk olarak öne çıkıyor” dedi. Enerjinin kullanıldığı her alanda hayata geçirilecek verimlilik önlemleri, enerji maliyetlerini düşürmenin yanı sıra dışa bağımlılığı azaltarak karbon salımını da önemli ölçüde sınırlıyor. Özcü, özellikle enerji fiyatlarının yükseldiği ve iklim krizinin etkilerinin daha belirgin hissedildiği bir dönemde bu yaklaşımın stratejik önem taşıdığını belirtti.
Enerji verimliliğinin aynı zamanda enerji dönüşümünün ilk adımı olduğunu ifade eden Orhan Özcü, 1 Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği’nde tam uygulamaya geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarını sanayi için bir tercih olmaktan çıkarıp rekabet gücünü belirleyen zorunlu bir unsura dönüştürdüğünü vurguladı. “Bilinçli ve verimli tüketim ortamını oluşturmadan sadece yeni enerji kaynakları üretmeye odaklanmak sürdürülebilir bir çözüm sunmaz. Bu nedenle ‘önce verimlilik’ yaklaşımı, ülkelerden işletmelere kadar herkesin enerji politikalarının merkezinde yer almalıdır” diye konuştu. Özcü, bu anlayışla 2000’li yılların başında Türkiye Enerji Verimliliği Derneği’nin kuruluşunda yer aldıklarını ve Türkiye’de resmî olarak kurulan ilk üç güneş enerjisi santralinin yapımını gerçekleştirerek, ülkede enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanında farkındalık çalışmalarının başlamasına katkı sunduklarını hatırlattı.
“Tüketim GES ile desteklenmeli”
Artan enerji ihtiyacının karşılanmasında fosil yakıtların yerini her geçen gün yenilenebilir enerji kaynaklarının aldığını ifade eden Orhan Özcü, verimli kullanılan enerjinin yenilenebilir kaynaklarla üretildiğinde gerçek bir ekonomik ve çevresel dönüşüm sağlanacağını vurguladı. Özcü, depolamalı güneş enerjisi santralleri ve GES’ler için geliştirilen toplayıcılık faaliyetlerinin, üretimin şebekeye daha dengeli, stabil ve kararlı şekilde aktarılmasını mümkün kıldığını belirtti. Özcü, “Enerji verimliliği daha az tüketmeyi, yenilenebilir enerji ise temiz üretmeyi temsil eder. Bu iki yaklaşım birlikte ele alındığında, net sıfır karbon hedefi ve enerji bağımsızlığına giden yol daha sağlam hâle gelir” değerlendirmesinde bulundu.
“GES, enerji politikalarının merkezinde yer almaya devam edecek”
Türkiye’nin yüksek güneş enerjisi potansiyeline rağmen sektörde bazı yapısal sorunlar yaşandığını dile getiren Özcü, yenilenebilir enerji için ayrılan trafo kapasitelerinin yetersizliği, izin süreçlerinin uzaması, mevzuattaki belirsizlikler ve bölgesel uygulama farklılıklarının yatırımların önünde engel oluşturduğunu kaydetti. Orhan Özcü, bu sorunların yalnızca yatırımcıları değil, sanayicileri, uygulayıcı firmaları ve nihai tüketicileri de doğrudan etkilediğini söyledi. Enerji dönüşümünün sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde ilerleyebilmesi için çözüm odaklı, yatırımcıyı ve kullanıcıyı destekleyen yaklaşımların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özcü, önümüzdeki yıllarda enerji verimliliği ve güneş enerjisinin Türkiye’nin enerji politikalarının merkezinde yer almaya devam edeceğini ifade etti. Artan enerji maliyetleri, iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji arz güvenliği ihtiyacının bu dönüşümü hızlandırdığını kaydeden Özcü, başarının yalnızca kurulan santral sayısıyla değil, doğru planlanmış, verimli çalışan ve uzun vadede değer üreten yatırımlarla mümkün olacağını vurguladı.