MEHMET KAYA/ANKARA
Antalya’da tamamlanan 6. Uluslararası Katılımlı Akademik Hematoloji ve Onkoloji Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, belirli şartlar altında kanserin artık tedavi edilebilir bir hastalık olma yönünde büyük ilerleme sağlandığı vurgulandı.
Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği (AHOD) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, her bir kişinin hastalığına yönelik kişiselleştirilmiş tedavilerin, yeni ilaçların başarısının giderek arttığını vurgularken, bu alanda Türkiye’nin daha fazla ilaç araştırması yapması, toplumun da bu araştırmaya ilgisinin artırılması yönünde mesajlar verilmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Halil Başar da, “Genel tedavi yaklaşımları ile birlikte bireysel tedavi planlamalarına kadar artık evrilen bir süreçteyiz” dedi. Basın toplantısına Doç. Dr. Fatih Yıldız, Prof. Dr. Öztürk Ateş, Prof. Dr. Göktürk Fındık, Doç. Dr. Derya Yenibertiz ve Doç. Dr. Ahmet Karayiğit de katıldı.
Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği (AHOD) tarafından düzenlenen kongreye ilişkin basın toplantısında, hedefe yönelik, kişiselleştirilmiş “akıllı” tedavilerin başarısının giderek arttığı ve hali hazırda önemli kazanımlar elde edildiği, sağ kalım oranlarında belirgin bir ilerleme sağlandığı belirtildi. Bu kapsamda, hedefe yönelik (akıllı) tedavilerde KML’de Philadelphia kromozomu, meme ve prostat kanserlerinde BRCA mutasyonları, akciğer kanserinde EGFR, KRAS, HER2 mutasyonlarında sağlanan başarılar örnek gösterildi. Tedaviye yönelik başarılarda immünoterapi- bağışıklık sisteminin gücünü kullanan yeni nesil tedavi yaklaşımlarına örnek olarak da immün kontrol noktası inhibitörleri, bispesifik T-hücre bağlayıcılar, antikor–ilaç konjugatları (ADC’ler), CAR-T hücre tedavileri, CAR-T gibi yenilikçi yaklaşımların daha önce tedaviye dirençli kabul edilen lösemi ve lenfoma vakalarında dahi yüksek başarı oranları sağladığı vurgulandı.
Bu tür kişiselleştirilmiş yeni teknoloji ve yaklaşımlara yönelik bilimsel araştırmaların devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, klinik araştırmaların her geçen gün olumlu yönde ilerleme sağladığını vurgulayarak, bireylerin klinik araştırmalara katılmasını sağlamanın önemine işaret etti. Altuntaş şunları söyledi:
“Kanserde başarı en az 2-3 kat artmış, her geçen gün de bu oran artmakta. Bu nedenle hastalara şu mesajı veriyoruz: Umutsuz değilsiniz. Her geçen gün yeni bir ilaç, yeni bir teknoloji, yeni bir molekül, yeni bir uygulama, yeni bir tedavi kombinasyonları devreye girmekte. Bu bağlamda sağkalım uzamakta. Lütfen ama lütfen umutsuz olmayın. Bu bağlamda klinik araştırmalara katılın. Klinik araştırmalara katılmayı teşvik edin. Eğer bu sağkalım uzuyorsa, yaşam kalitesi gelişiyorsa, bunların en önemli sebeplerinden birinin klinik araştırmalar olduğunu söylüyoruz.”
Prof. Dr. Altuntaş, Kongre kapsamında klinik araştırmalar kursu da düzenlediklerini, yeni molekül ve Türkiye’deki araştırmaların mevcut durumu, olası işbirlikleri ve beklenen yeni klinik araştırma gelişmelerinin ele alındığını kaydetti.
“Daha fazla araştırma yapmalıyız”
Fevzi Altuntaş, Türkiye’de de ilaç geliştirme, klinik araştırma sonuçlarının ilaca dönüşmesinin de önemine ilişkin yaptığı değerlendirmede, somut çıktılar elde etmenin önemine değinerek, “Gelinen noktaya bakıldığı zaman evet dünden daha iyiyiz ama daha iyi olmalıyız. Potansiyelimiz daha yüksek. Potansiyelimizi daha verimli hale getirmeliyiz. Bu nedenle de evet, (araştırma ve üretime yönelik) motive edici faktörler var, teşvik edici uygulamalar var. Bunu biz akademisyen olarak biraz daha kafamızı kaldırıp işbirliklerini geliştirmemiz lazım. Ben şuna inanıyorum; ‘Üreten Sağlık Modeli’, ‘Üreten Türkiye’ hayal değil. Bunun için için biraz daha bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemiz lazım” dedi.
Prof. Dr. Halil Başar: Tedavide yeni bir süreçteyiz
“Genel tedavi yaklaşımları ile birlikte bireysel tedavi planlamalarına kadar artık evrilen bir süreçteyiz” diyen Kongre Düzenleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar da erkeklerde akciğer kanserlerinden sonra en sık görülen kanser türü olan prostat kanserlerinin ölüme sebebiyette 6-7. Sırada bulunduğunu, bunda çeşitli dönemlerde başarılı tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinin etkili olduğunu kaydetti. Yeni dönemde kamoyunda ‘akıllı ilaç’ olarak adlandırılan yeni tedavilerin hızla geliştiğini vurgulayan Başar, “İmmün checkpoint inhibitörleri diye söylediğimiz ya da halk arasında yine akıllı ilaç diye bilinenler, bunlar da artık metastatik prostat kanserlerinin tedavisine girdi. Şükür ki elimizdeki bu tedavi olanakları cerrahiyle birlikte radyoterapi, oradan fokal ablasyon tedavilerine evrildi. Bunlarla birlikte metastatik kanserlerde işte hormon tedavilerine ilaveten bu sonu bu akıllı ilaçlarla birlikte ölüm oranlarını ciddi ciddi azalttık” dedi.
Prof.Dr. Başar, kanser tedavisinde en uygun tedavileri kullanmanın devam ettiğini belirterek, cerrahi dahil gerekli tedavilerin uygulamasının sürdüğünün altını çizdi.
Sayısallaşma etkisiyle “duvarı olmayan kanser merkezi” yaklaşımı gündemde
Basın toplantısında, kanser tedavisinde sayısallaşmanın getirdiği yeni sistemlerin kullanılmasıyla, hem hastalarla iletişim, hastalığın takibi vb. konularda, hem de kanserle ilgili konularda başka merkezlerle işbirliği, yapay zekanın kullanıldığı çeşitli karar destek sistemlerinin devreye alınması gibi çalışmaların arttığını da belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Biz şunu söylüyoruz; akademisyen olarak dünyanın gittiği nokta dijitalizasyon, dünyanın gittiği nokta yapay zekâ devri, dünyanın gittiği nokta karar ve destek sistemleri. Bunları akademiye, kanser yönetimine entegre etmek lazım. Entegre ederek duvarları yıkmış, standardizasyonu sağlamış, süreçleri kolaylaştırmış, başarı oranlarının artırılmasını beklemiş oluyoruz. Kasıt teknoloji ve dijitalleşme. Bilgiden algoritmaya, algoritmadan da yaşama yansıtmaya gayret ediyoruz ki bu önümüzdeki yıllarda da bu böyle olacaktır. Bu bağlamda da Dernek olarak, ekip olarak bir çabamız var. Bunu sadece ülkemiz insanlarına değil, akraba topluluklarına da sunma gayretimiz var. Dernek olarak "Duvarları olmayan kanser merkezi" olma gayreti içerisindeyiz. Artık kanserde tedavi değil yönetimi konuşmak gerektiğini, sadece ülkemiz bazında değil evet akraba toplulukların da sadece tedavi değil yönetimi konuşması gerektiğini, bu bağlamda kendi bilgi ve görgümüzü, deneyimimizi paylaşma çabası içerisindeyiz” diye konuştu.