FERZAN ÇAKIR
Enflasyon, döviz kuru ve finansmana ilişkin belirsizlikler şirketlerin yatırım kararlarını zorlaştırırken, Bain & Company Kıdemli Ortağı ve Küresel Strateji ve Dönüşüm Başkanı Hernan Saenz, koşulların netleşmesini bekleyen şirketlerin büyüme fırsatlarını kaçırabileceğine dikkat çekti. İstikrarlı dönemlerde pazar payı kazanmanın zor olduğunu, ekonomik çalkantı dönemlerinde ise rakipleri yatırım yapmaktan çekinirken harekete geçen şirketlerin öne çıkabileceğini belirten Saenz, “Türbülans rahatsız edici hissettirir ama aslında iyi bir haberdir. Ancak kenarda oturarak bu fırsatı değerlendiremezsiniz” dedi.
Küresel belirsizlikler ve yapay zekanın iş dünyasına etkileri üzerine sorularımızı yanıtlayan Bain & Company Kıdemli Ortağı ve Küresel Strateji ve Dönüşüm Başkanı Hernan Saenz, günümüz dünyasında her stratejik kararın geleceğe ilişkin bir bahis olduğunu belirterek, “Öngörünüzden eminseniz hızlanın. Emin değilseniz gerektiğinde geri dönebileceğiniz bir açık kapı bırakın” dedi.
“Emin olduğunuz alanlarda hızlanın”
Enflasyon, kur ve finansman koşullarının yatırım kararlarında belirleyici olduğu ekonomilerde şirketlerin nasıl hareket etmesi gerektiğini değerlendiren Saenz, yöneticilerin öncelikle geleceğe ilişkin varsayımlarını açıkça ortaya koyması gerektiğini söyledi. İki seçenek üzerinden hazırlanan senaryoların günümüz dünyasının değişim hızını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade ederek, “İki seçenekten oluşan bir dünyada yaşamıyoruz. Her gün değişen çoklu seçeneklerin olduğu bir dünyadayız. Bu, belirsizlik değil; türbülans” dedi. Saenz’e göre şirketlerin her öngörüyü iki soruyla değerlendirmesi gerekiyor: Öngörünün gerçekleşeceğinden ne kadar eminler ve yanılmanın maliyeti ne olacak? Yönetim ekiplerinin bu değerlendirmeyi birlikte yapmasını öneren Saenz “Bir öngörünüzden çok eminseniz hızlanın. Çünkü bugün insanlar hızlanmıyor. Emin değilseniz esneklik sağlayın. İki yönlü kapılar oluşturun; içeri girebilin ama gerektiğinde geri de çıkabilin” ifadelerini kullandı.
İnovasyondan 2,2 trilyon dolarlık kâr beklentisi
Bain’in analizine göre yapay zeka, 2035’e kadar toplam 4,7 trilyon dolarlık kârın oluşmasına veya şirketler arasında kârın el değiştirmesine yol açacak. Saenz, verimlilik artışı, inovasyon ve rekabetteki değişimden kaynaklanacak bu dönüşümün internetin yarattığı değişimden daha büyük ve hızlı olacağını söyledi. Yapay zeka kaynaklı verimlilik artışından şirketlerin elde edeceği net kazancı 1,1 trilyon dolar olarak hesapladıklarını belirten Saenz, sağlanan tasarrufun bir bölümünün fiyat indirimleriyle müşterilere yansıyacağını kaydetti. Yapay zeka sayesinde geliştirilecek yeni ürün ve hizmetlerden ise 2,2 trilyon dolarlık kâr beklendiğini açıklayan Saenz, “Bu tutar, verimlilikten beklenen kazancın iki katı. Pek çok kişi yapay zekayı verimlilik üzerinden ele alıyor ama daha büyük fırsat inovasyonda” dedi. Saenz, para kazanma biçimleri değiştikçe kazanan şirketlerin de değişeceğini, yaklaşık 1,3 trilyon dolarlık mevcut kârın bu yolla farklı şirketlere geçmesini beklediklerini ifade etti.
Üretimde rekabet avantajı fırsatı
Yapay zekanın etkilerine göre sektörleri dört grupta değerlendiren Saenz; bulut, veri merkezleri, yarı iletkenler ve enerjide büyük talep oluşacağını; müşteri hizmetlerinde yapay zekayla hizmetin sunulma biçiminin değişeceğini, elde edilen kârın da yapay zeka sistemlerini elinde bulunduran şirketlere yöneleceğini kaydetti. Turizm ve konaklamada yapay zekayı pazarlama ve müşteri kazanımında iyi kullananların öne çıkacağını belirten Saenz, dördüncü grup olarak tanımladıkları ilaç, danışmanlık, siber güvenlik ve lojistikte ise iş yapma biçimlerinin köklü değişime uğrayacağını söyledi. Türkiye gibi üretim ve ihracata dayalı ekonomilerde talep tahmininin iyileştirilebileceğini belirten Saenz, makine öğrenimi, yapay zeka ve insansı robotları birlikte kullanan üreticilerin önemli rekabet avantajı elde edebileceğini söyledi.