İMAM GÜNEŞ - VEYSEL AĞDAR
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçıların yurt dışı kaynaklı dövizlerini Türk lirasına dönüştürmelerini teşvik etmek amacıyla uyguladığı döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 1 Ekim’de başladı. Yeni sistemle bir ay boyunca döviz almama taahhüdü kaldırılırken, firmaların döviz pozisyonu ve yarattıkları katma değer destekten yararlanmada daha belirleyici hale geldi. Firma başına yıllık destek 100 milyon TL ile sınırlandırılırken, likit döviz varlıklarına yönelik yüzde 10’luk kriter de yeni sistemin önemli unsurları arasında yer aldı.
Yeni uygulamayı EKONOMİ’ye değerlendiren ihracatçı birlikleri ve sektör temsilcileri, döviz almama taahhüdünün kaldırılmasını ve desteğin katma değerle ilişkilendirilmesini genel olarak olumlu karşılarken, sistemin bazı noktalarında ‘ince ayar’ yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sektörlerden destek oranının yüzde 3’ün üzerine çıkarılması, 100 milyon TL’lik tavanın yükseltilmesi veya kaldırılması, yüzde 10’luk döviz pozisyonu sınırının esnetilmesi ve bürokrasinin azaltılması yönünde talepler geldi. Özellikle yüksek ihracat yapan, ithalat bağımlılığı düşük ve işçilik payı sınırlı firmalar açısından katma değer hesabının desteğin etkisini azaltabileceği belirtilirken, sabit destek tavanının da farklı büyüklükteki ihracatçıları aynı limite tabi tuttuğuna dikkat çekildi. İhracatçılar, yeni sistemin sahadaki sonuçlarının izlenerek gerekli revizyonların yapılmasını isterken, kur ve maliyet baskısının sürdüğü mevcut koşullarda desteğin finansman yükünü daha fazla hafifletecek bir yapıya kavuşturulması beklentisini dile getirdi.
İhracatçıların yeni sisteme ilişkin değerlendirme ve beklentileri şöyle:
“DESTEK ORANININ ARTTIRILMASINI TALEP EDİYORUZ”
■ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı: “Otomotiv endüstrisi olarak küresel rekabetin son derece çetin geçtiği, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hız kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte ihracatçımızın finansman yükünü hafifl etecek, öngörülebilirliği artıracak her adımı son derece kıymetli buluyoruz. Son yapılan değişimle birlikte ihtiyaca göre döviz alımının önünün açılmasını pozitif bir adım olarak görüyoruz fakat doviz pozisyon sınırının yüzde 10 oran ile sınırlandırılması yerine bu değerin yüzde 15 seviyesine çıkartılmasının şirketlere rahatlık getireceğini düşünüyoruz. Eski durumda işlemlerin 3 aylık mali verilere göre kontrol edilirken yeni durumda bürokrasinin arttırıldığını görüyoruz ve işlemlerin basitleştirilmesini talep ediyoruz. Biz ihracatçılar olarak üretmeye, istihdam yaratmaya, ülkemize döviz getirmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. İhracatı desteklemek için en büyük sıkıntımız olan, enflasyon ile €/TL arasındaki dengesiz değişimin getirdiği maliyet baskısını azaltmak için, döviz dönüşüm destek oranının arttırılmasını çok önemli görüyor ve talep ediyoruz.”
“100 MİLYON DOLAR SINIRLAMA BÜYÜK İHRACATÇILARIMIZI MOTİVE ETMİYOR”
■ Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu: “Yeni sistemde yaratılan katma değer, faaliyet kârı, üretim ve istihdam gibi unsurların dikkate alınmasını olumlu buluyoruz. Ancak asıl sorun firma başına 100 milyon TL ile sınırlandırılan destek limiti. 60 milyon dolarlık ihracat yapan bir firma ile 600 milyon dolarlık ihracat yapan firmanın aynı limitten yararlanması adaletsizlik yaratıyor ve büyük ihracatçılarımızı motive etmiyor. Bu nedenle limitin en az 300 milyon TL’ye çıkarılması ya da statik bir model yerine ihracat tutarı yükseldikçe destek oranının kademeli olarak azaltıldığı bir sistem uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Küçük firmalar açısından mevcut yapı büyük ölçüde korunurken, yüksek ihracat yapan firmaların desteği azalıyor ve büyük ihracatçılar dezavantajlı duruma düşüyor. Bunun yanında düzenlemenin hesaplama ve kontrol mekanizmalarının da ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekiyor.”
“İHRACATÇI İÇİN ASIL BEKLENTİ İSTİKRAR VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK”
■ Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz: “Yürürlüğe giren yeni döviz dönüşüm desteği uygulamasını, ekonomi yönetimimizin ihracatçıyı gözetme ve sistemi rasyonelleştirme iradesini gösteren kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Bu dönemde desteğin yüzde kaç olacağından ziyade sistemin nasıl işleyeceği, uygulamaların sürekli değişmemesi ve kalıcı bir istikrarın sağlanması çok daha önemli. Sanayiciyi zorlayan katı taahhüt yükümlülüklerinden arındırılarak uygulamanın döviz pozisyonu esasına göre sadeleştirilmesini ve firmaların finansal hareket alanının genişletilmesini son derece olumlu buluyoruz. Desteğin firmaların yarattığı katma değerle ilişkilendirilmesi de başından beri savunduğumuz bir ilke. İthalat bağımlılığı düşük, yerli sanayi entegrasyonu yüksek ve ülkeye net döviz kazandıran üretim modellerinin teşvik sisteminde ayrıştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte aracılı ihracatta desteğin katma değeri üreten asıl imalatçıya aktarılması ve makine ile gemi- yat sektörlerinde bir yılı aşabilen proje bazlı işlerde müşteriden alınan avansların da döviz dönüşüm desteği kapsamına alınması önem taşıyor. Beklentimiz, ihracatçıya dış pazardaki fiyatlama ve uzun vadeli sözleşmelerini güvenle kurgulayabilmesi için en az bir yıllık net bir ufuk sunan, öngörülebilir ve istikrarlı bir teşvik ikliminin oluşturulmasıdır.”
“YENİ SİSTEMİN ETKİSİNİ BİR AY SAHADA GÖZLEMLEYECEĞİZ”
■ İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı: “Eski modelde destekler ihracat bedeli üzerinden şirketlere eşit şartlarda sağlanırken, yeni düzenlemede firmaların yarattığı katma değer ve bilanço yapısı belirleyici olacak. Döviz almama taahhüdünün kaldırılması ve özellikle ithal girdi kullanan firmalara döviz alabilme serbestliği getirilmesini nakit akışı açısından olumlu buluyoruz. Aracılı ihracatta tedarikçilerin döviz dönüşüm sürecini kendi adlarına işleterek desteği doğrudan alabilmeleri de önemli bir değişiklik. Buna karşılık 15 günde bir bankalara döviz pozisyonu bildirim formu verilmesi ve YMM onay süreci ciddi sıkıntı yaratabilir. Bankalarda da hangi döneme ilişkin bildirim yapılacağı konusunda henüz netlik bulunmuyor. Ticaret Bakanlığı heyetiyle düzenlemenin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirdik. Uygulamanın sektörlere etkisini bir ay boyunca gözlemleyip ekim sonunda Merkez Bankası ile yeniden bir araya gelme kararı aldık. Yeni sistemin ne ölçüde fayda sağlayacağını ve olası olumsuz etkilerini bu süreç sonunda daha net görebileceğiz. Ardından Ticaret Bakanlığı ile yeniden bir araya gelerek değerlendirmelerimizi paylaşacağız. Bu sürecin sonunda düzenlemeye ilişkin daha net bir açıklama yapabileceğiz.”
YAPISAL ADIMLARLA GÜÇLENDİRİLMELİ”
■ Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (ADMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi İncetan: Desteğin tabana yayılmasını olumlu bulmakla birlikte, finansmana erişimin zorlaştığı ve kur baskısının sürdüğü bu dönemde ihracatçımızın daha güçlü desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Desteğe erişim kolay ve düşük maliyetli olmalıdır. Bu noktada YMM raporu zorunluluğu küçük firmalarımıza ek yük getirirken, bankaların yüzde 1’lik komisyonu da net katkıyı azaltmaktadır. Demir ve demir dışı metaller sektöründe ihracat yüksek, kâr marjı düşüktür. Mevcut limitler finansman ihtiyacını karşılamakta sınırlı kaldığından destek üst limitinin kaldırılmasını ve ekonomi yönetimimizin düzenlemeyi yapısal adımlarla güçlendirmesini bekliyoruz.
“YENİ SİSTEM NET İHRACATÇIYI DEZAVANTAJLI DURUMA GETİRİYOR”
■ Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Osman Sabır: “İhracatçıların beklentisi döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten yüzde 5-10 seviyelerine çıkarılmasıydı. Yeni düzenlemede destek yüzde 3’te kaldı ve 100 milyon TL’lik üst limit getirildi. Ancak asıl sorun limitten çok katma değer hesabının nasıl yapıldığı. Yeni sistemde işçilik maliyeti ve faaliyet kârı üzerinden hesaplanan tutar destek değil, firmanın bozabileceği döviz miktarı olarak belirleniyor. Örneğin 40 milyon dolar ihracat yapan bir fındık ihracatçısı, işçilik payının düşük olması nedeniyle bunun yalnızca yaklaşık 3 milyon dolarını destek kapsamında bozabilecek. Bu formül net ihracatçıyı, ithalatı olmayan ve satışlarının büyük bölümünü yurt dışına yapan firmaları dezavantajlı hale getirirken, iç piyasaya daha fazla çalışan firmalara avantaj sağlayabiliyor. Katma değer hesabının bozulabilecek döviz miktarı yerine primin belirlenmesinde kullanılmasını öneriyoruz ve bu konuda revizyon beklentimiz yüksek. Ayrıca düzenlemenin önceden açıklanarak ihracatçıya uyum süresi verilmesi gerekirdi; çünkü firmalar satışlarını ve fiyatlamalarını aylar öncesinden yapıyor. Buna karşılık destekten yararlanan firmaların döviz almasının önündeki bir aylık kısıtlamanın kaldırılmasını olumlu buluyoruz.”
KATMA DEĞER KRİTERİ ÖNE ÇIKIYOR
Döviz dönüşüm desteğinde yapılan değişiklikleri değerlendiren Dış Ticaret Uzmanı Şefik Ergönül, Türkiye’de üretim ve ihracatın önemli bölümünün ithal girdilere bağlı olduğuna dikkat çekerek, “Bir ay süresince döviz almama mecburiyetinin kaldırılması, özellikle ithalata bağlı firmalarda yaşanan sıkıntıları azaltacaktır” diye konuştu. Aracı ihracatçıların aldıkları desteği üreticilere yansıtabilmesinin de önemli olduğunu belirten Ergönül, böylece desteğin ihracat zincirindeki üreticilere ulaşacağını ifade etti. Düzenlemede ayrıca firmaların likit döviz varlıklarına, net satış hasılatı veya aktif büyüklüğünden yüksek olan tutarın yüzde 10’u sınırı getirildiğini belirten Ergönül, bunun desteğin daha hakkaniyetli dağıtılmasına katkı sağlayacağını söyledi. Destekte 100 milyon liralık tavan bulunduğunu da hatırlatan Ergönül, “Değişikliğin en önemli tarafı katma değer kriterinin getirilmesi. Bu ölçüt, desteğin daha hakkaniyetli kullanılmasını sağlayacak” dedi.
“İHRACAT KADAR TÜRKİYE’DE BIRAKILAN DEĞER DE ÖNEMLİ”
Döviz dönüşüm desteğinde bugün yürürlüğe giren yeni uygulamayı EKONOMİ’ye değerlendiren TRASTA CEO’su, Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Bülent Görer, şunları söyledi: “Yeni sistem yalnızca bir döviz dönüşüm düzenlemesi olarak görülmemeli; şirketlerin mali yapısını, istihdamını, muhasebe kayıtlarını ve tedarik zincirini de doğrudan ilgilendiriyor. Bir ay boyunca döviz almama taahhüdünün kaldırılması önemli bir değişiklik ancak artık şirketlerin döviz pozisyonu ve yarattığı katma değer belirleyici olacak. Katma değer, yıllık faaliyet kârı ile 12 aylık işgücü maliyetinin toplamı üzerinden hesaplanırken, bir firmanın yıllık toplam döviz dönüşüm desteği 100 milyon TL ile sınırlandırılacak. Dolayısıyla aynı tutarda ihracat yapan iki şirket destekten aynı ölçüde yararlanamayacak; üretim, istihdam ve faaliyet kârı öne çıkacak. Ayrıca aracı ihracatçının kendi katma değer limitini doldurduktan sonra kalan ihracat dövizinin dönüşümünü tedarikçisi adına gerçekleştirebilmesiyle desteğin katma değeri üreten firmalara ulaşmasının da önü açılıyor. Yeni yaklaşımda artık yalnızca ne kadar ihracat yapıldığı değil, bu ihracatın Türkiye’de ne kadar ekonomik değer bıraktığı da belirleyici hale geliyor.”