ESRA ÖZARFAT/BURSA
Işıksoy Tekstil, Türkiye tekstil sektöründe entegre üretim yapısı, iplikten kumaşa uzanan üretim zinciri ve farklı bölgelerdeki tesis yapılanmasıyla faaliyet gösteriyor. Şirketin son yıllarda hayata geçirdiği yatırımlarla sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olarak değil, aynı zamanda iş modelinin temel rekabet unsurlarından biri olarak konumlandırdığı belirtildi.
Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Işık, özellikle enerji dönüşümüne yönelik yatırımların üretim maliyetleri, ihracat kabiliyeti ve uluslararası müşteri beklentileri açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, küresel pazarda sürdürülebilir üretim kriterlerinin artık belirleyici hale geldiğini söyledi. Enerji yatırımlarının belirli bir olgunluğa ulaştığını ifade eden Arzu Işık, Şanlıurfa’daki üretim tesislerinde kurulu 4,7 MW kapasiteli çatı tipi güneş enerjisi santralinin aktif olarak devrede bulunduğunu, Balıkesir’de gerçekleştirilen rüzgar enerjisi yatırımlarının ise toplamda 8,8 MW kurulu güce ulaştığını kaydetti. Bursa ve Şanlıurfa’daki çatı üstü güneş enerjisi sistemleri ile rüzgar türbinlerinin birlikte şirketin enerji dönüşümünün ana omurgasını oluşturduğunu dile getiren Işık, özellikle enerji yoğun üretim yapan tekstil sanayisinde bu yatırımların artık ertelenebilir olmadığını vurguladı.
“Enerji kritik bir unsur haline geldi”
Bursa’daki dokuma, tekstüre ve boyahane tesislerinde kullanılan elektriğin yaklaşık yüzde 80’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandığını belirten Işık, kalan bölüm için de yeni projelerin devreye alınmasının planlandığını söyledi. Nihai hedeflerinin üretimin tamamında enerji bağımsızlığını sağlamak olduğunu ifade eden Işık, “Enerji artık yalnızca maliyet kalemi değil; tedarik zincirinde güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve müşteri bağlılığı açısından da kritik bir unsur haline geldi. Biz bu nedenle üretim altyapımızı geleceğin ticaret kurallarına göre yeniden şekillendiriyoruz” dedi. Uluslararası müşterilerin satın alma süreçlerinde karbon ayak izi verilerini doğrudan sorguladığını belirten Arzu Işık, özellikle Avrupa pazarında sürdürülebilirlik kriterlerinin artık sözleşmelerin önemli maddelerinden biri haline geldiğine dikkat çekti. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın tekstil sektörü üzerindeki etkilerinin giderek daha görünür olacağını ifade eden Işık, şirket olarak bu dönüşüme uzun süredir hazırlandıklarını söyledi. Işık, “Karbon ayak izi artık tercih edilen değil, tercih edilmek için zorunlu hale gelen bir kriter. Uluslararası müşteriler yalnızca ürün kalitesine değil, o ürünün hangi enerjiyle, hangi hammaddeyle ve hangi çevresel etkiyle üretildiğine de bakıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Baca gazı emisyonları Avrupa standartlarının altında
Şirketin çevresel performansını uluslararası standartlara göre yönettiğini aktaran Işık, kurumsal karbon ayak izinin ISO 14064 standardı kapsamında düzenli olarak hesaplandığını ve emisyon verilerinin sistematik biçimde izlendiğini belirtti. Elektrik ve doğalgaz kullanımından kaynaklanan emisyonların enerji verimliliği uygulamalarıyla azaltıldığını söyleyen Işık, karbon azaltımının şirket içinde üretim performansı kadar yakından takip edilen bir gösterge haline geldiğini dile getirdi. Üretim tesislerinde yapılan çevresel ölçümlerde baca gazı emisyonlarının Avrupa standartlarının altında seyrettiğini ifade eden Işık, sürdürülebilirlik yaklaşımının yalnızca enerji tarafıyla sınırlı kalmadığını, ham madde seçiminden üretim zincirinin tamamına yayıldığını vurguladı. Kullanılan geri dönüştürülmüş hammaddelerin GRS ve RCS sertifikalarıyla doğrulandığını kaydeden Işık, organik pamuk kullanılan ürünlerde ise OCS sertifikasyonunun esas alındığını belirtti. Better Cotton kapsamında temin edilen pamuklarla daha sürdürülebilir tarım uygulamalarına destek verdiklerini de sözlerine ekledi.

Sürdürülebilirlik yatırım kararlarının merkezinde
Bursa’daki üretim tesislerinde iplik üretiminin yanı sıra kadın ve erkek dış giyim üretiminin de sürdüğünü belirten Arzu Işık, burada üretilen ipliklerin bir bölümünün grup içinde değerlendirildiğini, kalan kısmının ise doğrudan pazara sunulduğunu söyledi. Sentetik iplik, gipe iplik ve kumaş üretiminin yapıldığı Bursa tesislerinden çok sayıda büyük markaya tedarik sağlandığını ifade eden Işık, özellikle Avrupa merkezli markalarla sürdürülen iş birliklerinde kalite kadar sürdürülebilirlik performansının da belirleyici olduğunu dile getirdi. Dolaylı ihracat kanalıyla özellikle İtalya başta olmak üzere Avrupa pazarına güçlü bir ürün akışı sağladıklarını belirten Işık, moda endüstrisinin dönüşümünde tedarikçilerin rolünün her geçen yıl daha fazla önem kazandığını söyledi. Üretici firmaların artık yalnızca kapasiteyle değil, çevresel sorumluluklarıyla da değerlendirildiğini kaydeden Işık, bu nedenle şirketin gelecek planlamasında sürdürülebilirliğin tüm yatırım kararlarının merkezinde yer aldığını vurguladı.
Şanlıurfa üretimde yeni merkez haline geliyor
Işıksoy Tekstil’in yatırım gündeminde Şanlıurfa tesisleri stratejik ağırlığını artırıyor. Şirketin son dönemde dokuma tezgâhlarının bir bölümünü bu bölgeye taşıdığını belirten Arzu Işık, yatırım odağının kademeli olarak Şanlıurfa’ya kaydığını söyledi. İplik ve dokuma üretiminin sürdüğü tesiste aynı zamanda katma değerli ürünlere yönelik üretim altyapısının güçlendirildiğini ifade eden Işık, kaşmir–ipek karışımı özel iplikler ile viskon ve farklı karışımlı ipliklerin burada üretildiğini belirtti. Bölgedeki yatırımın yalnızca kapasite artışı değil, nitelikli istihdam açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu kaydeden Işık, Şanlıurfa’nın şirketin gelecek üretim planlamasında daha güçlü bir merkez haline geleceğini söyledi.