FERZAN ÇAKIR
Jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarını yeniden şekillendirdiği bir dönemde, TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar hem küresel riskleri hem de Türkiye’nin enerji dönüşümüne ilişkin yol haritasını değerlendirdi. Uyar’a göre, Hürmüz Boğazı etrafında şekillenen belirsizlikler kısa vadede fiyat baskısını artırıyor, ancak bu tablo Türkiye açısından yalnızca risk değil, aynı zamanda yeni fırsat alanları yaratıyor. Özellikle Uzak Doğu’nun tedarik ve navlun tarafında yaşayabileceği sıkıntılar, ana pazarı Avrupa olan Türkiye için belirli alanlarda boşluk doldurma imkanı yaratabilir. Ancak mevcut tabloyu tek bir senaryoyla okumak mümkün değil. Bu nedenle artık ekonomi yönetiminden finansman dünyasına kadar herkesin düşük olasılıklı görülen riskler dahil çok sayıda senaryo üzerinde çalışması gerekiyor.
Fizibilitenin önüne arz güvenliği geçti
TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, enerji yatırımlarında önceliklerin son dönemde belirgin biçimde değiştiğine dikkat çekti. Geçmişte enerji projelerinde ilk bakılan başlığın fizibilite, yani yatırımın geri dönüşü ve verimliliği olduğunu, bugün ise dünyada birinci temanın arz güvenliği haline geldiğini vurguladı.
Ozan Uyar’ın değerlendirmesine göre, siyasi söylemlerde zaman zaman aksi yönlü mesajlar öne çıksa da, rakamsal gerçekler yenilenebilir enerji yatırımlarında küresel ölçekte bir geri çekilmeye işaret etmiyor. Uyar, ABD Başkanı Donald Trump’ın zaman zaman yenilenebilir enerji karşıtı söylemlerine rağmen ABD’de dahi yenilenebilir enerji yatırımlarının artarak sürdüğünü, bu alanda küçülme değil büyüme yaşandığını belirtiyor.
Bu tablo Çin için daha çarpıcı bir boyut taşıyor. Çin, yenilenebilir enerji teknolojilerinde ve yatırımlarında artık açık biçimde belirleyici güç konumunda. Her ne kadar dünyanın en büyük karbon salınımı yapan ve en fazla kömür santrali işleten ülkesi olmayı sürdürse de, toplam yatırım hacmi açısından bakıldığında Çin’in yenilenebilir enerji alanında küresel dengeyi değiştiren bir ölçeğe ulaştığı görülüyor.
Uyar, dünyada yılda yaklaşık 3 trilyon dolarlık enerji yatırımı yapıldığına, bunun yaklaşık 2 trilyon dolarlık bölümünün yenilenebilir enerji alanına yöneldiğine dikkat çekiyor. Bu eğilimde yalnızca iklim politikalarının değil, maliyet tarafındaki gelişmelerin de belirleyici olduğu vurgulanıyor.
Güneş enerjisi ve depolama öne çıkıyor
Ozan Uyar’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise depolama yatırımları. Maliyetlerdeki düşüş bu alanı giderek daha cazip hale getiriyor ve bugün birçok yatırımcı açısından güneş artı depolama kombinasyonu en ekonomik seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Buna rağmen depolama projelerinde gelir kalemlerinin henüz tam netleşmemiş olması, fizibilite hesaplarını karmaşık hale getirebiliyor. Bu nedenle finansman kararlarında hâlâ ana üretim varlığı merkeze alınıyor. Yani GES ya da RES’in temel üretim kapasitesini esas kabul ederek hareket ediliyor. Bununla birlikte Uyar, TSKB’nin depolamalı yatırımları desteklediğini, finansman sağladığı bazı projelerin devreye girdiğini ve bu alandaki ivmenin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini belirtiyor.
COP31 hazırlıkları hızlandı
Kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla yakın çalışan TSKB, COP31’i yalnızca bir iklim zirvesi olarak değil, Türkiye’nin uluslararası görünürlüğü, kaynak erişimi ve iklim diplomasisindeki konumu açısından da stratejik bir fırsat olarak görüyor. TSKB’nin çok uluslu kalkınma bankalarıyla kurduğu ilişki ağı ve uluslararası platformlardaki üyelikleri nedeniyle zirvede aktif rol üstleneceği de vurgulanıyor.
TSKB, yeşil dönüşümün büyük şirketler için artık kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekerken, esas kritik alanlardan birinin KOBİ’ler olduğunu vurguluyor.
Düzenlemeler kadar kamu teşviklerinin de kritik önemde olduğunu hatırlatan Uyar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB gibi kurumların desteklerinin, dönüşümün tabana yayılmasında belirleyici olacağını ifade ediyor.
Türkiye’nin hem hedefi hem finansman ihtiyacı büyük
Son 15-20 yıllık dönemde Türkiye’nin enerji alanında önemli bir gelişim gösterdiğini belirten Uyar, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sırasında yaşanan Avrupa enerji krizinin, geçmişte atılan adımların değerini daha görünür hale getirdiğini düşünüyor.
Ancak yeni dönemin hedefleri çok daha yüksek. Uyar, 2035 perspektifinde yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık 3-4 kat artırılmasının konuşulduğunu, bunun da yıllık en az 10 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı anlamına geldiğini hesaplıyor. TSKB’ye göre Türk bankacılık sektörü normal koşullar altında bu dönüşümü finanse edecek kapasiteye sahip.
Banka, kendi verileri üzerinden de bu kapasiteyi ortaya koyuyor. Geçen yıl yaklaşık 2 milyar dolarlık, bir önceki yıl ise 1,8 milyar dolarlık kredi kullandırdığını belirten TSKB, toplam kredi portföyünün yaklaşık yüzde 30’unun enerji tarafında bulunduğunu, bunun da neredeyse tamamının yenilenebilir enerji projelerinden oluştuğunu kaydediyor.
Kaynak tarafında da uluslararası ilginin sürdüğüne işaret eden Uyar, 2024’te yaklaşık 1,7 milyar dolar, 2025’te ise 1,8 milyar dolar kaynak sağladığını belirtiyor. Öz kaynak hariç fonlamanın yaklaşık yüzde 60’ının kalkınma finansmanı kuruluşlarından geldiğini, Türkiye’ye yönelik ilginin sürdüğünü ve kaynak bulmakta zorlanmadıklarını ifade ediyor.
Türkiye Yeşil Fonu ile yeni model
TSKB’nin öne çıkardığı bir diğer başlık da öz kaynak yatırımları. Banka, Dünya Bankası’ndan sağlanan 155 milyon dolarlık uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynakla Türkiye Yeşil Fonu üzerinden firmalara azınlık ortak olarak yatırım yapıyor. Amaç, emisyon azaltımı, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda hedefleri bulunan şirketlerin dönüşümüne sermaye desteği sağlamak.
TSKB yönetimi, bu yapının Türkiye’de etki yatırımı alanı açısından önemli bir örnek olduğunu düşünerek 2026’da yatırım sayısının artmasını bekliyor. Uzun vadede bu yapının benzer yeni fonlar ve ilave yatırımcı ilgisi için de örnek teşkil etmesi hedefleniyor.
TSKB, kütüphane seferberliğini İç Anadolu’ya taşıdı
TSKB, 6 Şubat depremlerinin ardından başlattığı kütüphane seferberliğini İç Anadolu’ya genişleterek Nevşehir, Aksaray ve Niğde’de üç yeni okul kütüphanesi açtı. Böylece deprem bölgesinde kurulan 11 kütüphanenin yanı sıra açılan 3 kütüphaneyle birlikte toplam sayı 14’e ulaştı.
TSKB’nin bu alandaki yatırımları, yeni bir sosyal sorumluluk anlayışından ziyade uzun yıllara dayanan kurumsal birikime dayanıyor. 1971 yılında ihtisas kütüphanesini açan banka, bugün yaklaşık 60 bin kitap ve makaleden oluşan koleksiyonu ile yerli ve yabancı binlerce süreli yayını kapsayan güçlü bir bilgi altyapısına sahip.
TSKB’nin hayata geçirdiği 100. Yıl Cumhuriyet Kütüphaneleri, klasik kütüphane algısının ötesine geçiyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, bankanın kalkınma yaklaşımını çok boyutlu bir çerçevede ele aldıklarını belirterek, “TSKB olarak, çok katmanlı bir yapısı olan kalkınma kavramını ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Depremin hemen ardından eğitimde fırsat eşitliğine destek olmak için verdiğimiz 11 İlde 11 Kütüphane sözümüzü tutmanın gururunu yaşıyoruz. Kütüphaneler aracılığıyla yarattığımız sosyal ve kültürel etkiyi Nevşehir, Aksaray ve Niğde’deki yeni kütüphanelerimizle daha da genişletmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Eğitimde ve sanatta fırsat eşitliğini temel alan uzun soluklu projelerimizle Türkiye’nin aydınlık yarınları için çalışmaya devam edeceğiz” diyor.