YENER KARADENİZ/DÜSSELDORF
Türk çelik sektörü, artan enerji ve lojistik maliyetlerine karşı çözümü yenilenebilir enerji yatırımlarında arıyor. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, elektrik, doğalgaz ve navlun giderlerindeki yükselişin üretim maliyetlerini artırdığını belirtirken, sektörün yeşil dönüşüm kapsamında güneş enerjisi başta olmak üzere alternatif kaynaklara yöneldiğini söyledi. Yılmaz, mevcut durumda çelik üreticilerinin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 15-20’sinin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığını, 4 Nisan’da gelen doğalgaz ve elektrik zammı ile birlikte bu oranın önümüzdeki dönemde hızlanarak daha da artmasının beklendiğini ifade ederek, “Çünkü başka türlü bizim bir enerji avantajı sağlamamız çok mümkün görünmüyor açıkçası” dedi. Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen Wire & Tube 2026 Fuarı’nda konuşan Yılmaz, İran- ABD gerilimi sonrası navlun fiyatlarında yüzde 30-40’a varan artış yaşandığını da belirterek, buna rağmen Türk çelik sektörünün üretim gücü, hızlı teslimat avantajı ve kalite standardıyla Avrupa için stratejik tedarikçi olmaya devam ettiğini vurguladı.

En büyük 3. katılımcı ülke oldu
Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), yeni iş fırsatları yaratmak ve mevcut pazarlardaki ihracat payını artırmak amacıyla 13– 17 Nisan 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen Wire & Tube 2026 Fuarı’na güçlü bir katılım sağladı. Dünyanın alanında en büyük organizasyonu olan etkinlikte en büyük 3. katılımcı ülke olarak 197 Türk firma ile yer alan Türkiye, çelik sektöründeki küresel konumu ve rekabet gücünü bir kez daha uluslararası platformda sergiledi. Etkinlik kapsamında basın mensupları ile bir araya gelerek sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, Türk çelik sanayisinin bugün dünyada 7’nci, Avrupa’da 1’inci sırada yer aldığını ve yine dünyanın en büyük 4. ihracatçı ülkesi olduğunu belirterek, 2025 yılının 38 milyon ton sıvı çelik üretimiyle tamamlandığını söyledi. Yılmaz, yaklaşık 19 milyon tonluk ihracatla Türkiye’nin küresel pazarda güçlü konumunu sürdürdüğünü ifade etti.
AB ile kota için görüşmeler yapılıyor
Çelik sektöründe dış ticaret açısından yüzde 60’a yakın ihracat oranı ile Avrupa Birliği pazarı kritik önemini koruyor. Ancak Trump'ın Amerika'ya başkan olmasından itibaren korumacılık tedbirleri tüm dünyada yayılmaya başladı. Avrupa Birliği ise uyguladığı kota aşımında sonra yüzde 25 vergi uyguluyor. Her çeyrek yenilenen bu kotanın 1 Temmuz 2026 tarihinde tekrardan değerlendirilmesi gündemde. Geçen hafta da yine Avrupa Birliği, yeni düzenlemeyle gümrüksüz ithalatı 18,3 milyon tonla sınırlandırılırken, kota aşımına yüzde 50 vergi uygulanacağını açıkladı. Yılmaz, bu konu ile ilgili, “Henüz hangi ülkeden, hangi ürünün ne kadar azaltılacağıyla alakalı konu henüz net değil. O biraz süre içerisinde belli olacak. Zaten şu anda da Ticaret Bakanlığımızın Avrupa Komisyonu'yla görüşmeleri de devam ediyor. Çünkü biz Avrupa Birliği'nin aslında baktığınızda bir üyesi olmasak da Gümrük Birliği ile beraber bir parçası sayılabiliriz. Biz bundan yeteri kadar tam faydalanamıyoruz. Ticaret Bakanlığımız bu konuda görüşmelerini devam ettiriyor. Kota azalacağı kesin ama kota azalması bizim tarafta Türkiye tarafında daha az olması için bütün derneklerimizle beraber, bakanlık nezdinde ve Avrupa Komisyonu nezdinde de gerekli girişimleri yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
İngiltere de kota uygulayabilir
Avrupa’da yaşanabilecek olası daralmaya karşı Türk çelik sektörü yeni pazarlara yönelme stratejisini de sürdürüyor. ÇİB öncülüğünde dünyanın farklı bölgelerine düzenlenen ticaret heyetleriyle ihracatçılar yeni müşteri ve iş fırsatları arıyor. Yılmaz, AB’nin ardından İngiltere’nin de muhtemelen kendine göre Avrupa Birliği kararlarından sonra ayrı bir kota ve vergi uygulaması getirebileceğini dile getirdi ve ekledi, “Tüm bunlar mutlaka sektörü etkileyecektir. Çünkü çelik sektöründe hem uzun ürün hem de kısa ürün biz ihracat yapmak zorundayız. İster ister ister biraz kapasite kullanım oranlarında azalma olabilir ama geleceğe biz her türlü umutla bakıyoruz.”
Türkiye, AB için güvenli liman
Türk firmalarının fuarda öne çıkan en önemli avantajlarının coğrafi yakınlık, hızlı teslimat ve yüksek kalite olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları anlattı: “Türk çelik sektörü olarak Avrupa'ya yakın oluşumuzun çok büyük bir avantajı var. Çünkü buradan gemi çıktığında yaklaşık 48 saat içerisinde kendi limanlarına ulaşabiliyor. Ama bizim ihracat tarafındaki rakibimiz olan Hindistan, Vietnam, Tayvan gibi ülkeleri düşündüğünüzde, navlunun süresi zaten 25-30 gün. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler de uzun mesafeli tedarik zincirlerinin jeopolitik risklere ne kadar açık olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. O yüzden aslında Türkiye, Avrupa Birliği için her zaman güvenli bir liman. Bununla beraber kalite anlamında da hem yassı hem de uzun ürünlerde Türkiye kendini ispat etmiş durumda. Bu bize pozitif bir ayrımcılık da tanıyor ama ürünün emtia olması ve yüksek bedelli olması nedeniyle fiyat her zaman bir enstrüman olarak karşımıza çıkıyor."
2026 HEDEFLERİNDE SAPMA YOK
Çelik sektörü, tüm zorluklara rağmen 2026 hedeflerinde geri adım atmıyor. Yılmaz, sektörün bu yıl için 20 milyon ton ihracat ve 17 milyar dolar gelir hedefinde şu aşamada bir sapma öngörmediklerini belirterek, Türk çelik sektörünün her koşulda hedeflerine ulaşacak esnekliğe ve deneyime sahip olduğunu söyledi. Fiyat tarafındaki gelişmelere de değinen Yılmaz, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmaların birim fiyatları doğrudan etkilediğini belirterek, 2021 yılında 1.400 dolar seviyelerine çıkan çelik fiyatlarının bugün 600-700 dolar bandına gerilediğini hatırlattı. Bu nedenle yalnızca birim fiyat üzerinden değerlendirme yapılmasının yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Yılmaz, sektörün hem tonaj hem de katma değer odaklı büyüme stratejisini sürdürdüğünü ifade etti.