
Enerji verimliliği, aynı hizmeti ya da üretimi daha az enerji kullanarak gerçekleştirmek anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, 'yaşam standardı, üretim kalitesi veya hizmet seviyesi düşmeden enerji tüketiminin azaltılmasıdır' da diyebiliriz. Bu yaklaşım yalnızca bireysel tüketimi değil; sanayi, ulaşım, tarım, hizmetler ve altyapı gibi tüm ekonomik faaliyetleri kapsıyor.
Mali kaynak yaratan çözümler öne çıkıyor
Verimlilik esaslı yatırımlar hızla arttığından, her geçen süreçte daha çok mali kaynağa ve teknolojik desteğe ihtiyaç ortaya koyuyor.
Türkiye’de tüketilen toplam enerjinin üçte birini kullanan sanayideki enerji verimliliği yatırımları özellikle son iki yıldır artan finansman maliyetleri nedeniyle sekteye uğradı. Projelerin rafa kaldırılmasına yol açan bu durum Türkiye’nin 2030’a kadar yalnızca enerji verimliliği ile 100 milyon ton emisyon azaltım hedefi önünde risk teşkil ettiği gibi özellikle ihracatçı firmaların rekabetçiliğini de olumsuz yönde etkiliyor. Sanayi sektöründe daha az enerjiyle daha fazla üretim yapılması hedeflenirken, yatırım süreçlerinde mali kaynak gereksinimine çözüm odaklı, verim yaratan modeller ortaya çıkmaya başladı. Kendi kaynağını yaratan, verimlilik talebiyle yatırıma soyunan firmalara yük oluşturmayan modeller, yakın gelecekte piyasadaki kullanım alanını daha da genişletecek.
Verimli enerji talebi kamuda da hızlı artıyor
Özel sektörün verimlilik esaslı taleplerine, son dönemde katılım gösteren kamu kuruluşlarının sayısı da artıyor olması sevindirici. Ulaşımda daha verimli motor teknolojileri, toplu taşımanın yaygınlaştırılması ve elektrikli araçlara geçiş enerji tüketimini düşüren temel adımlar arasında yer alıyor. Hizmet sektöründe ofisler, özel sektör yanında devlet okulları ve kamu hastaneleri, enerjiyi verimli kullanma çağrısına katılım gösteriyor.
Enerji verimliliği neden önemli
Enerji verimliliği ekonomik, çevresel ve stratejik açılardan çok boyutlu kazanımlar sunuyor. Enerji maliyetlerinin düşmesi hem işletmelerin rekabet gücünü artırır hem de hane halkı bütçesine katkı sağlıyor. Enerji talebinin azalması, dışa bağımlılığı azaltarak enerji güvenliğini güçlendiriyor. Aynı zamanda sera gazı salımlarının düşmesi, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir araç. Enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması ise uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Enerji verimliliği artış hızının yaklaşık iki katına çıkarılması gerekiyor
Küresel ölçekte enerji verimliliği, genellikle enerji yoğunluğu göstergesiyle değerlendiriliyor. Bu gösterge, bir birim ekonomik çıktı üretmek için ne kadar enerji tüketildiğini ifade ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2025 yılında küresel enerji yoğunluğu iyileşmesi yaklaşık yüzde 1,8 seviyesine ulaşıyor. Bu oran, bir önceki yıla kıyasla artışa işaret etse de, küresel iklim ve sürdürülebilirlik hedefleri açısından hala yeterli görülmüyor. Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında, enerji verimliliği artış hızının 2030’a kadar mevcut seviyenin yaklaşık iki katına çıkarılması gerekiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde artan enerji talebi, verimliliğin önemini daha da artırıyor. Yeni enerji kaynakları kadar mevcut enerjinin daha etkin kullanılması da kritik hale geliyor.
20 milyar doların üzerinde yatırım hedefleniyor
Türkiye, enerji verimliliği alanında son yıllarda küresel ortalamanın üzerinde bir performans sergiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı değerlendirmelerine göre Türkiye’nin enerji yoğunluğu iyileşmesi 2020 sonrası dönemde yıllık ortalama yüzde 6’nın üzerinde gerçekleşiyor. Bu performans, Türkiye’nin enerji verimliliği politikalarının etkisini gösteriyor. 2024-2030 dönemini kapsayan Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile toplam 20 milyar doların üzerinde yatırım hedefleniyor. Bu kapsamda 2030’a kadar yaklaşık 37 milyon ton eşdeğer petrol enerji tasarrufu sağlanması ve 100 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyonun azaltılması amaçlanıyor. Dünya Bankası destekli projelerde, kamu binalarında gerçekleştirilen verimlilik uygulamaları sayesinde enerji kullanımında ortalama yüzde 40’a varan tasarruflar elde edilmesi, bu politikaların somut çıktıları arasında yer alıyor.
TÜRKİYE’DE 5 YILLIK ENERJİ VERİMLİLİĞİ TRENDLERİ (2026-2030)
1. Ulusal enerji verimliliği planlarının uygulama odaklı hale gelmesi
2. Sanayide enerji yönetim sistemlerinin yaygınlaşması
3. Kamu binaları ve yerel yönetimlerde verimlilik programları
4. Özel sektörde enerji performans sözleşmeleri
5. Akıllı şebeke ve ölçüm teknolojilerine yatırım
6. Yeşil finansman ve teşvik mekanizmalarının artışı
İş birliği, yaratıcı çözümler yatırım talebini tetikler
Buna karşın hem globalde hem de Türkiye’de enerji verimliliği alanında önemli zorluklar bulunuyor. Küresel ölçekte artan elektrik talebi, verimlilik kazanımlarının istenen hızda gerçekleşmesini zorlaştırıyor. Ülkeler arasındaki teknoloji ve finansman farkları uygulamaları sınırlanıyor. Türkiye’de ise enerji verimliliği yatırımlarının henüz istenen seviyeye ulaşmaması, özel sektör finansman modellerinin yeterince yaygınlaşmaması ve enerji etütleri ile yönetim sistemlerinin tüm sanayiye homojen şekilde entegre edilememesi başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Yenilenebilir enerji yatırımları ile enerji verimliliğinin birlikte ele alınması, elektrifikasyonun desteklenmesi ve teknoloji transferinin hızlandırılması temel stratejiler arasında yer alıyor. Türkiye’de ise kamu-özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi, teşvik mekanizmalarının genişletilmesi, yeni mali modeller, enerji verimliliği eğitimleri ve sertifikasyon programları ile farkındalığın artırılması önem taşıyor.