FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Bu yıl 20. Yılını kutlayan Enerji Dönüşüm Fuarı ve Kongresi (EIF), Antalya Fuarcılık ve Yatırım A.Ş (ANFAŞ) fuar merkezinde kapılarını açtı. Türkiye’nin enerji sektörünün dev firmalarının da yer aldığı fuarda son teknolojik ürünler de görücüye çıktı.
EIF Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dilek, açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki üretim kapasitesi ile yerli sanayinin gelişimi için yatırımların sürekliliğinin önemini dikkat çekti.
Fuarda, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji depolama teknolojileri ve yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, sektörün dönüşümünde öncelikli başlıkların arasında yer aldığını ifade eden Dilek, şunları kaydetti:
‘’Türkiye, güneş ve rüzgâr enerjisinde güçlü bir bölgesel üretim kabiliyetine sahip. Kamunun yıllık 5 bin MW’lık kurulu güç planı yerli sanayi açısından önemli bir fırsat oluşturuyor. Bu hedefin süreklilik kazanması yerli üreticilerin ve EPC şirketlerinin ölçek ekonomisine ulaşarak uluslararası pazarlarda rekabet gücü elde etmesine katkı sağlayacak. Bölgesel imalat kabiliyetimizi maksimum seviyede kullanabilmek için tek bir şeye ihtiyacımız var: Sürekli yatırım. Sanayimizi bisiklete binmeye benzetiyoruz; dengede kalabilmek için sürekli pedal çevirmek zorundasınız.’’
2027’de dünya enerji yatırımları 3 trilyon dolar
Türkiye’nin enerji ekipmanları ve yan komponent üretimindeki kapasitesinin küresel pazarlarda önemli fırsatlar sunduğunu anlatan Murat Dilek, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’2027 yılına kadar dünyada gerçekleşmesi beklenen 3 trilyon dolarlık enerji yatırımlarından Türkiye’nin yüzde 1 pay almasının 30 milyar dolarlık kaynak yaratabilecek. Yerli üreticilerin küresel rekabette güçlenmesi için destek mekanizmaları da çok önemli. Türkiye’nin mühendislik birikimi ve güçlü imalat altyapısıyla dünya enerji pazarında daha fazla söz sahibi olabilecek.’’
İsveç ve Türkiye arasında yeşil dönüşüm iş birliği
İsveç’in İstanbul Başkonsolosu Karin Hernmarck da, enerji talebindeki artış ve jeopolitik gelişmelerin güvenli, verimli ve düşük karbonlu enerji sistemlerine duyulan ihtiyacı artırdığını söyledi. İsveç ile Türkiye arasında enerji teknolojileri ve yeşil dönüşüm alanlarında güçlü bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu vurgulayan Hernmarck, “İsveçli şirketlerin enerji verimliliği, akıllı şebekeler, elektrifikasyon ve dijitalleşme alanlarında geliştirdiği çözümler Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunuyor. Deneyimimizi paylaşmaya ve Türk ortaklarımızla Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmeye hazırız’’ dedi.
"Enerji depolama önemli hale geliyor"
İklim Enerji Kurucu Ortağı Prof. Dr. Kutalmış Güven ise, küresel elektrik talebinin yıllık yüzde 3–4 oranında arttığını belirterek elektrikli araçlar, ısı pompaları, sanayide elektrifikasyon ve veri merkezlerinin bu yükselişte etkili olduğunu bildirdi.
Uluslararası Enerji Ajansı öngörülerine göre veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030 yılına kadar iki katından fazla artmasının beklendiğini anlatan Güven, artan talebin karşılanmasında enerji depolama sistemlerinin önemine dikkat çekti. Güven, şunları kaydetti:
‘’Son 15 yılda lityum iyon pil fiyatları yüzde 90’dan fazla düşerek kilovatsaat başına 110 doların altına indi. Sodyum iyon pillerin yanı sıra akış pilleri, sıkıştırılmış hava, termal depolama ve pompaj depolamalı sistemlerin de farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor. Yenilenebilir enerjinin depolanması ve elektrik sisteminin dengede tutulması büyük önem taşıyor.’’
"Savaşların nedeni enerji kaynaklarına sahip olmak"
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şubesi Başkanı Şaban Tat, savaşların nedenlerin temelinde enerji kaynaklarına sahip olmak olduğunu anımsattı.
Enerjinin, günümüzde yalnızca bir üretim ve tüketim konusu değil, ekonomik kalkınmanın, sanayide rekabet gücünün ve sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olduğunu belirten tat, şöyle devam etti:
‘’Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, depolama teknolojileri ve dijitalleşme alanındaki gelişmeler, iş dünyamızın geleceğini doğrudan şekillendirmektedir. Bugün artık yalnızca ne kadar enerji ürettiğimizi değil, ürettiğimiz enerjiyi ne kadar verimli, güvenilir ve akıllı yönettiğimizi de konuşmak zorundayız.
Bugün günün enerjinin ucuz olduğu saatte depolayıp, pahalı olduğu saat diliminde satmak. Gene yenilenebilir enerjiden ürettiğimiz enerji karşılığı kazandığımız karbon sertifikaları ile sınırda karbon uygulaması ve karbon borsasında etkin güç olmak firmalarımızın ne denli rekabet gücünü arttıracağını da hepimiz biliyoruz.’’
Antalya’nın güçlü turizm sektörü, tarımsal üretimi, gelişen sanayisi ve yüksek güneş enerjisi potansiyeliyle yenilenebilir enerji dönüşümde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten tat, şunları kaydetti:
‘’ATSO olarak enerji dönüşümünü yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, işletmelerimizin rekabet gücünü artıracak, yeni yatırımları teşvik edecek ve şehrimizin ekonomik geleceğini güçlendirecek stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Özellikle işletmelerimizin enerji maliyetlerini azaltacak, verimliliğini artıracak ve yenilenebilir enerji yatırımlarını kolaylaştıracak uygulamaların yaygınlaştırılmasını önemsiyoruz. Bu dönüşümün yalnızca büyük işletmelerle sınırlı kalmaması, küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin de sürece etkin şekilde katılması gerektiğine inanıyoruz. Antalya'nın COP31'e ev sahipliği yapacak olması, şehrimiz açısından önemli bir fırsattır. Bu sürecin, temiz enerji yatırımlarına, yeşil dönüşüme ve yeni ticari iş birliklerine katkı sağlamasını önemsiyoruz. ATSO olarak, şehrimizin ekonomik gelişimine ve sürdürülebilir yatırımlara destek vermeye devam edeceğiz.’’