ERHAN BEDİR/BURSA
2026 hububat hasadını değerlendiren Dramalı Un Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Tüydeş, son iki sezonda Marmara Bölgesi'nin hem verim hem de kalite açısından başarılı bir dönem geçirdiğini söyledi.
Bu yıl yağışların artmasının yabancı ot yoğunluğunu artırarak üreticilerin ilaçlama maliyetlerini yükselttiğini belirten Tüydeş, buna karşın başak olgunlaşma döneminde etkili olan poyrazın tane dolgunluğunu artırarak rekolteye olumlu katkı sağladığını ifade etti. Marmara Bölgesi'nde dönüm başına ortalama 650-700 kilogram verim elde edildiğini aktaran Tüydeş, bu seviyenin Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini ve üreticilerin birim maliyetlerini önemli ölçüde aşağı çektiğini kaydetti.

“En büyük maliyet kalemi mazot”
Tarımsal üretimde en büyük maliyet baskısının enerji kaynaklı olduğuna dikkat çeken Tüydeş, özellikle akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin kalite üzerinde de dolaylı etkiler oluşturduğunu söyledi. Çiftçilerin artan mazot maliyeti nedeniyle gübreleme, çinko uygulaması ve süne mücadelesi gibi kaliteyi doğrudan etkileyen işlemleri azaltmak zorunda kaldığını belirten Tüydeş, bunun hem ürün kalitesini hem de satış fiyatını olumsuz etkilediğini ifade etti. Tüydeş, “Üretimin sürdürülebilirliği için çiftçiye yönelik sübvansiyonlu akaryakıt desteği artık ihtiyaç olmaktan çıkıp zorunluluk haline geldi” dedi.
“TMO alımları piyasaya destek verdi”
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) yürüttüğü alımların üretici açısından önemli bir güvence oluşturduğunu belirten Tüydeş, 21 Mayıs-25 Temmuz döneminde yaklaşık 8,5 milyon ton hububat alımı gerçekleştirildiğini, ülke genelindeki yaklaşık 650 alım noktasında alımların sürdüğünü söyledi. TMO depolarındaki doluluk oranının yüzde 70 seviyelerine ulaştığının tahmin edildiğini belirten Tüydeş, Karadeniz havzasında üreticilerin buğdayı 200-230 dolar/ton seviyesinde satarken TMO'nun yaklaşık 300 dolar/ton düzeyinde alım yaptığını ifade etti. Ancak üretim maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle mevcut fiyatların üreticiyi tam anlamıyla memnun etmediğini dile getirdi.
“23,5 milyon tonluk üretim mümkün”
Türkiye'nin bu sezon yaklaşık 23,5 milyon tonluk hububat üretimine ulaşarak son 20 yılın rekorunu kırmasının beklendiğini söyleyen Tüydeş, son iki yılda iklim koşullarının üretim açısından elverişli seyretmesi ve tarım teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde azalan ekim alanlarına rağmen verimliliğin yükseldiğini belirtti. Küresel ölçekte savaşlar, liman sorunları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara rağmen Türkiye'nin güçlü bir üretim sezonu geçirdiğini ifade eden Tüydeş, bu tablonun gıda arz güvenliği açısından önemli bir avantaj oluşturacağını söyledi.
“İhracatın açılması stok baskısını azaltacak”
TMO'nun 29 Temmuz itibarıyla ekmeklik buğday ve buğday kırıkları ihracatını yeniden serbest bırakmasını sektör açısından olumlu değerlendiren Tüydeş, kararın kamu stoklarının ve finansman yükünün azaltılmasına katkı sağlayacağını belirtti. İhracatın kontrolsüz şekilde yapılmayacağını vurgulayan Tüydeş, başvuruların Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri üzerinden alınarak TMO onayıyla yürütülecek kontrollü bir mekanizmanın uygulanacağını ifade etti.
“Karadeniz piyasasında fiyat baskısı sürüyor”
Karadeniz havzasında Rusya ve Ukrayna'daki hasadın savaşın gölgesinde devam ettiğini belirten Tüydeş, limanlara erişim sorunları, gemi bulunabilirliği ve sigorta maliyetlerinin ihracatı zorlaştırdığını söyledi. Geçmiş dönem stoklarının yüksek seyretmesi ve ihracattaki aksaklıkların Karadeniz buğday fiyatları üzerinde yüzde 10-15 oranında baskı oluşturduğunu belirten Tüydeş, üreticilerin 180-200 dolar/ton seviyelerine gerileyen fiyatlardan memnun olmadığını, ihracatın hız kazanmaması halinde fiyatlarda kısa vadede güçlü bir toparlanma beklenmediğini ifade etti.
“Un sanayisinin gündemi finansman”
Un sanayisinin öncelikli gündeminin finansmana erişim olduğunu belirten Tüydeş, yüksek kredi faizleri ve tahsilat sorunlarının sektörün nakit akışını öngörülemez hale getirdiğini söyledi. Geçmiş yıllarda aylık üretim kapasitesinin 7-8 katına ulaşan stoklarla çalışılabildiğini hatırlatan Tüydeş, mevcut finansman maliyetleri nedeniyle bu modelin sürdürülemediğini belirtti. Sektörün, TMO'nun ekim ayı satış programının revize edilmesini veya vadeli satış uygulamasının yeniden devreye alınmasını beklediğini sözlerine ekledi.