FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Öztürk yönetiminde gerçekleşti.
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yaptığı konuşmada, enflasyon, kur ve politika faizi, 2025 yılı tarımsal üretim endeksi ile Ortadoğu'da yaşanan gerilime ilişkin gelişmelerin iş dünyasına etkilerini anlattı.
Küresel ticarette yaşanan dalgalanmaların ve AB’nin serbest ticaret anlaşmalarının, avantaj ve dezavantajları da beraberinde getirdiğini belirten Hacısüleyman, “Küresel ölçekte herkes kendi sınırları içerisinde verimliliğini artırmaya çalışıyor. Ancak bunun dışında kalındığında üretim zorlaşıyor, ihracat yapmak güçleşiyor ve teknolojik gelişim de sekteye uğruyor” dedi.
Berlin ve Moskova turizm fuarlarına katıldıklarını anlatan Hacısüleyman, şunları kaydetti:
‘’Deneyimlerimiz bize ekonomik algıyı, fiyat ve harcama durumlarını gösteriyor. Moskova’da ise hayat pahalılığı bizdeki kadar ciddiydi, petrol ve doğalgaz gelirleri olmasına rağmen insanlar fiyat artışlarından şikayetçiydi. Moskova turizmde bizim birinci kaynak pazarımız, 4 milyon misafir geliyor. 2025 yılında Türkiye 64 milyon ziyaretçi aldı, 65 milyar dolarlık gelir elde ettik. Genelde dünyada olumsuz bir gelişme olduğunda, rezervasyon akışında yaklaşık bir ay süreyle bir azalma yaşanıyor. Bu çok doğal bir durum. İnsan olarak, insani duygularımızla, sorunlu bir bölgeye seyahat etmekten kaçınırız. Hele ki şu anda, Antalya’da sezon dönemi bitmek üzereyken, yani 31 Mart civarında, aileler rezervasyon yaparken çoluk çocuğu olanlar biraz daha ihtiyatlı davranıyor. Çünkü kendi sorumluluğunuz başka, çocuğunuzun sorumluluğu başka. Dolayısıyla bazı rezervasyonları geri çeviremeyeceğiz, bunu bilmemiz lazım.’’
Savaş sürecinin ne kadar uzayacağını ise hiç kimsenin bilemediğini ifade eden Yusuf Hacısüleyman, şöyle devam etti.
‘’Dolayısıyla sürecin ne kadar süreceğini öngörmek mümkün değil. Uzadıkça ne olur? İnsanların tatil modeli, seyahat aslında bir moral kaynağıdır. Bu nedenle turizmde bir miktar doluluk kaybı ve ziyaretçi kaybı yaşanabilir. Ama bunu abartmamak lazım; kayıp yüzde 50’ler, yüzde 30’lar gibi yüksek oranlarda değil. Tek haneli eksilmeler olabilir. Elbette, savaşlardan veya doğal afetlerden faydalanmak gibi bir düşüncemiz yok. Hepimiz insani duygularla hareket ediyoruz. Ancak bazı bölgelerde doğal afetler veya savaş gibi jeopolitik riskler yaşandığında, o ülkelerin turizm potansiyeli diğer ülkeler tarafından değerlendirilir. Burada da bir döngü vardır.”
2025 ekonomik verileri ve büyüme
2025 ekonomik verilerin yavaş yavaş şekillenmeye başladığını anımsatan Hacısüleyman, şunları kaydetti:
‘’Bu yıl, yüzde 3,6 büyüme yakalamışız. GSYİH 1,6 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Kişi başına düşen gelire baktığımızda ise Türkiye genelinde ortalama 18 bin dolar civarında. Antalya’da biraz daha düşük, ama toparlanma sürecindeyiz ve 17 binlerin üzerine çıkmış durumdayız. Mal ihracatımız 273 milyar dolar, ithalatımız ise 365 milyar dolar. Aradaki fark 92 milyar dolar, ama hizmet ihracatıyla bu farkın bir kısmını kapatıyoruz. Böyle baktığımızda 2025’i yaklaşık 28,5 milyar dolarlık bir açıkla kapatmış durumdayız. Elbette arzumuz, bu açığın artı yönde gerçekleşmesi. Bu konuda Türkiye’deki tüm iş dünyası çalışmalarını sürdürüyor.”
"MB’den faiz indirimi beklenmiyor"
Şubat ayı enflasyon verilerini de değerlendiren ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘’TÜFE yüzde 52,96, yıllık bazda yüzde 31,53, ÜFE ise yüzde 27,56 oldu. Kurda da bir miktar hareketlenme var, dünya projektöründe bir sıkıntı oluşunca kurlarda bir sıçrama olabiliyor. Altın sektörümüze de oldu, fakat tekrar aşağıya doğru indi. Petrol rezervlerindeki değişiklikler ekonomi üzerinde etkili oldu. Para Politikası Kurulu 22 Nisan’da toplanacak; geçen sefer faizi yüzde 30,75 olarak bırakmıştı. Bundan sonraki aşamada kolay kolay yeni bir indirim beklememiz doğru değil. Yani 22 Nisan’daki beklentim, faizin yine aynı seviyede kalacağı yönünde.”
AB’nin Hindistan ve Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ı kapsayan Mercosur ülkeleriyle yapılan serbest ticaret anlaşmaları hakkında da bilgi veren Hacısüleyman, şöyle konuştu:
‘’Son olarak Avustralya ile de bir serbest ticaret anlaşması imzalandı. İki yıldır ticaret savaşlarını konuşuyoruz. Sonuçlarından etkilenmemek için bu anlaşmalar AB açısından büyük önem taşıyor. Hindistan’a yapılan ihracat sıfır vergilerle veya çok düşük vergilerle gerçekleşiyor. Türkiye olarak biz bu avantajları tam olarak elde edemiyoruz, bize gelen ithalatlarda avantaj sağlanıyor ama biz ihracat yaparken hala vergilere tabiyiz. Bu dengesizliğin ve adaletsizliğin giderilmesi gerekiyor. AB kendi iç ekonomisini geliştirmek ve dış ülkelerden ithalatı zorlaştırmak için devlet alımlarını kendi içinde döndürme kararı aldı. Eskiden biz de Avrupa’daki kamu alımlarına mal satıyorduk, bu yeni bir şey değil ama artık dışarıda kalmamamız gerekiyor. Çin mallarının avantajları gibi, bizim de bu anlaşmaların dışında kalmamamız gerekiyor, aksi takdirde üretim yapmamız ve ihracatımız zorlaşır.’’