TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR
Eskişehir’de muhasebe, finans ve vergi alanındaki güncel gelişmelerin ele alındığı ikincisi düzenlenen “Eskişehir Muhasebe, Finans ve Vergi Zirvesi”, akademi, kamu ve iş dünyasını aynı çatı altında buluşturdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen zirvede; sürdürülebilirlik ve raporlama standartları, vergi politikaları, dijital denetim uygulamaları, finans piyasalarındaki güncel gelişmeler ile kurumlar vergisine ilişkin yeni düzenlemeler kapsamlı şekilde ele alındı.
Bu alanlar ekonomik istikrarın temelidir
Zirvenin açılışında konuşan Prof. Dr. Nurullah Uçgun, muhasebe, finans ve vergi alanlarının günümüzde yalnızca teknik disiplinler olmaktan çıktığını belirterek, bu alanların ekonomik istikrar ve sürdürülebilir kalkınma açısından kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Zirvenin ortak aklın oluşmasına katkı sunduğunu vurgulayan Uçgun, “Bu yıl ikincisini gerçekleştirdiğimiz Muhasebe, Finans ve Vergi Zirvesi vesilesiyle sizleri burada ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İlkini başarıyla gerçekleştirdiğimiz zirvemizin bu yıl daha güçlü bir içerikle devam etmesi bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır.
Günümüz muhasebe, finans ve vergi alanları yalnızca teknik birer disiplin olmanın ötesine geçmiş durumdadır. Bu alanlar ekonomik istikrarın, şeffaflığın ve sürdürülebilir kalkınmanın temel yapı taşları haline gelmiştir. Bu zirve; kamu, akademi ve iş dünyasını bir araya getirerek ortak aklın oluşmasına katkı sunmayı, güncel gelişmeleri değerlendirmeyi ve geleceğe yönelik stratejik bakış açıları geliştirmeyi amaçlamaktadır ” diye konuştu.
Mevcut sistemde ciddi yapısal sorunlar var
Prof. Dr. Necdet Sağlam ise Türkiye’de finansal raporlama ve denetim süreçlerinde yaşanan teknik sorunlara dikkat çekerek, mevcut uygulamaların mevzuatla tam uyumlu olmadığını söyledi. Özellikle kayıt dışı yürütülen düzeltme işlemlerinin ciddi riskler barındırdığını belirten Sağlam, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’de defter kayıtları Vergi Usul Kanunu’na göre tutulurken, bağımsız denetime tabi şirketler dönem sonunda TFRS ya da BOBİ FRS’ye göre düzeltme ve sınıflandırmalar yaparak yeni finansal tablolar oluşturuyor. Ancak bu kayıtlar çoğu zaman yasal defterlerin dışında, Excel gibi araçlarla tutuluyor.
Yarın bir hukuki süreçte ‘defter ve belgeler’ istendiğinde, bu dış kayıtların nasıl değerlendirileceği ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Türk Ticaret Kanunu finansal tabloların standartlara uygun hazırlanmasını emrediyor, ancak bu işlemlerin deftere işlenmemesi önemli bir boşluk yaratıyor.
Bu nedenle söz konusu kayıtların yasal defterlere işlenmesine yönelik bir düzenleme yapılması gerekiyor. Aksi halde mevcut sistem, sağlıklı bir yapıdan uzak, parçalı bir görünüm sergiliyor.”
Denetim ve hazırlama süreçleri ayrılmalı
Sağlam, denetim süreçlerinde yaşanan çıkar çatışmalarına da işaret ederek, finansal tabloların hazırlanması ile denetlenmesinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Sağlam,
“Türkiye’de finansal tabloların dönüştürülmesi sürecinin denetim şirketleri tarafından yürütülmesi, ardından aynı şirketlerin bu tabloları denetlemesi ciddi bir çıkar çatışması yaratmaktadır. Uluslararası uygulamalarda bu durumun yasak olduğunu görüyoruz.
Finansal tabloların hazırlanması şirket yönetimlerinin sorumluluğunda olmalı, denetçiler ise yalnızca bu tabloları bağımsız bir gözle değerlendirmelidir. Aksi takdirde denetimin güvenilirliği ve tarafsızlığı zedelenir” dedi. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojilerin muhasebe süreçlerine entegrasyonu da artık kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Sağlam, Bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için düzenleyici kurumların ve akademinin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Muhasebesiz ekonomi olmaz
TÜRMOB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cemal İbiş de konuşmasında muhasebe, finans ve verginin ekonomi için taşıdığı temel role dikkat çekerek, mesleğin dönüşüm sürecine vurgu yaptı. İbiş, şu ifadeleri kullandı:
“Ekonomiyi doğru anlamak için muhasebeyi, finansı ve vergiyi birlikte okumak zorundayız. Bugün yapay zekâdan dijital denetime, sürdürülebilirlikten vergi politikalarına kadar pek çok başlık mesleğimizin geleceğini doğrudan şekillendiriyor.
Peter Drucker’ın da ifade ettiği gibi ‘ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz.’ Biz de diyoruz ki muhasebesiz ekonomi olmaz, finanssız büyüme olmaz, vergisiz devlet olmaz.
Eskişehir gibi gençliği, üretim gücü ve girişimcilik ruhuyla öne çıkan bir şehirde bu zirvenin düzenlenmesini son derece kıymetli buluyoruz. Bu şehirde muhasebe konuşuluyorsa gelecek, finans konuşuluyorsa değer üretimi, vergi konuşuluyorsa adalet konuşuluyordur.”
Eskişehir vergi uyumunda örnek şehir
Eskişehir Defterdarı Cemil Müsevitoğlu ise kentin mali disiplin ve vergi uyumu açısından güçlü bir performans sergilediğini belirtti. Müsevitoğlu, Eskişehir’in vergi bilinci yüksek bir şehir olduğuna dikkat çekerek “Eskişehir, eğitim ve kültür alanındaki başarısının yanı sıra güçlü mali disiplini ve yüksek vergi uyumu ile de öne çıkmaktadır. Vatandaşlarımızın vergiye gönüllü uyum konusundaki hassasiyeti, kamu maliyesi açısından son derece kıymetlidir.
İlimiz, cari tahakkuk tahsilat oranlarında yüzde 92’nin üzerinde bir ortalamaya ulaşarak ülke bütçesine güçlü katkı sunmaktadır. Bu başarı, Eskişehir’de yerleşmiş mali sorumluluk kültürünün somut bir göstergesidir. Artan mükellef sayısı ve beyanname oranları da şehrimizin ekonomik dinamizmini ortaya koymaktadır. Bu tablo, Eskişehir’in yalnızca üretimde değil, mali disiplin ve vergi uyumunda da örnek bir il olduğunu açıkça göstermektedir ”şeklinde konuştu.