FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) BM İlkim Değişikliği Zirvesi COP 31 öncesi Antalya’da su yönetimini tartışmak amacıyla 23 Eylül 2026’da Su Zirvesi Çalıştayı düzenleyecek. Zirve öncesi, STK, kamu, özel sektör ile suyu en çok kullanan tarım, turizm ve sanayi sektör temsilcileriyle su kullanımı ve yönetimi konusunu masaya yatırıldı.
ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın su geleceğinin yalnızca kamu kurumlarının ya da belirli sektörlerin sorumluluğunda olmadığını, kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Tarımdan turizme, sanayiden kent yaşamına kadar tüm alanlarda suyun verimli, ölçülü ve sürdürülebilir kullanılmasının önemine dikkat çeken Çandır, şunları kaydetti:
‘’“Biz sadece sorunları konuşmak istemiyoruz. Antalya’nın su geleceği için uygulanabilir, ölçülebilir ve ortak akla dayanan bir yol haritası ortaya koymak istiyoruz. Gelecek nesillere suyu eksiltmeden ulaştırmayı hedefliyoruz. Antalya olarak kendi üzerimize düşeni yapacağımızı, suyu koruyan ve geleceğe taşıyan bir anlayışı birlikte ortaya koyacağımızı COP31’de dünyaya deklare etmek istiyoruz.’’
Antalya’nın geleceğinin, suyun geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini anlatan Çandır, şöyle devam etti:
‘’Antalya’nın geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız. Çünkü, Antalya’yı Antalya yapan değerlerin başında tarım, turizm, ticaret ve sanayi geliyor. Bu sektörlerin ortak paydası su. Su, tarımdır, turizmdir, üretimdir, ticarettir, kent yaşamıdır. En önemlisi Antalya’nın geleceğidir. İklim değişikliği, değişen yağış rejimi, artan kuraklık riski ve nüfus artışı, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Çandır, artık yalnızca “Ne kadar suyumuz var?” sorusunun yeterli olmadığını vurguladı. Çandır, “Asıl sorumuz, sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullandığımız olmalı.’’
Suyun tek bir sektörün meselesi olmadığını anlatan Ali Çandır, ‘’Tarımda sulama verimliliğini artırmadan, turizmde su tüketimini azaltıp yeniden kullanımı geliştirmeden, sanayide su verimliliğini sağlamadan, kentimizde kayıp ve kaçakları azaltmadan ve su kaynaklarımızı korumadan Antalya’nın su geleceğini güvence altına almamız mümkün değildir” dedi.
Toplantıların sonunda Antalya Su Eylem Planını ortaya koymayı hedeflediklerini anlatan Çandır, şöyle devam etti:
‘’Planda ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl ve ne zaman yapılmalı ve sonuçlar nasıl izlenmeli sorularına yanıt verilmesi gerekiyor. Artık plan yapıp rafa kaldırma zamanı değil, eyleme geçme zamanıdır. 23 Eylül’de Su Zirvesi’nde Antalya’nın ortak su iradesi daha güçlü ve somut bir çerçeveye dönüştürülecek. COP31’in Antalya’da düzenlenmesi önemli bir fırsat olacak. Antalya, yalnızca COP31’e ev sahipliği yapan değil; su sorunlarını ele almış, önceliklerini belirlemiş ve bu doğrultuda harekete geçmiş örnek bir kent olabilir. Su; ortak değerimiz, ortak sorumluluğumuz, ortak geleceğimizdir. Artık Antalya için suyu koruma, suyu verimli kullanma ve su için birlikte harekete geçme zamanı.’’
"Su kullanımında sektörler birlikte çözüm üretmeli"
Antalya OSB Başkanı Hasan Ali Gönen de, Antalya için suyun, tarımsal üretimin, turizmin, sanayinin, ekosistemlerin ve şehir hayatının ortak paydası olduğunu söyledi.
İklim değişikliğinin ve kuraklık baskısının arttığı bir dönemde suyu yönetmenin yalnızca bir çevre meselesi değil, ekonomik dayanıklılık, gıda güvenliği, şehir güvenliği ve kalkınma meselesi olduğuna dikkat çeken Gönen, şunları kaydetti:
‘’Tarımda suyun verimli kullanılması, kentlerde kayıpların azaltılması, turizmde kaynak yönetiminin güçlendirilmesi ve sanayide döngüsel su kullanımının yaygınlaştırılması birbirinden ayrı meseleler değil. Bunların tamamı aynı geleceğin parçaları. Bu nedenle Antalya’nın su meselesine sektörlerin birbirinden pay istediği bir konu olarak değil, birlikte çözüm üretmesi gereken ortak bir sorumluluk olarak bakmalıyız. Antalya OSB olarak su tasarrufuyla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Biz suyu yalnızca daha az tüketmek istemiyoruz. Suyu daha akıllı yönetmek istiyoruz. Suyun sahibi yok; hepimiz onun emanetçisiyiz.’’
"Yeraltı su kaynakları derinleşiyor"
Antalya Su ve Atıksu (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay ise , iklim değişikliğinin yağış rejimlerini değiştirdiğine, kuraklık ve aşırı yağışların aynı anda yaşanabildiğine dikkat çekti. Antalya’da yeraltı su seviyelerinin de giderek derinleştiğini belirten Gülebay, ‘’ASAT içme suyunun büyük bölümünü derin sondaj kuyularından temin ediyor. Yeni kaynaklara yönelmek tek başına çözüm olmayacak. Mmevcut suyun daha verimli kullanılması gerekiyor.. ASAT, su da kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57’ye kadar düşürdü. Hedefimiz bu oranı yüzde 25 seviyesine indirmek. Son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar liralık yatırım yapıldı. Arıtma tesislerinden çıkan su yeniden değerlendirilmesi Antalya için önemli bir potansiyel. Günlük yaklaşık 750 bin metreküp arıtılmış su denize deşarj ediliyor. Bu su gerekli arıtma süreçlerinden geçirilerek tarımda kullanılması hem su kaynaklarının korunmasına hem de tarımsal üretime katkı sağlayacak’’ diye konuştu.