DUYGU GÖKSU/DENİZLİ
Temelleri 1974’te Denizli’de atılan, 1980'de ihracata başlayan ve 1985’te fabrikasyon üretime geçen Çiçek Tekstil'in, biri 25 ton, diğeri 15 ton olmak üzere iki hat ile günlük 40 ton kurulu boya kapasitesiyle faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi.
Çiçek Tekstil Genel Müdürü Özer Köseoğlu, çevre dostu projeler geliştirdiklerini belirterek, su tasarrufu ve karbon ayak izinin azaltımı konusunda çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Günümüzde üretimlerinin yüzde 80’ini ihracatçı firmalara yaptıklarını dile getiren Köseoğlu, “Denizli'nin satış ivmesi yüksek, ihracatçı firmalarına hızlı ve kaliteli hizmet sunuyoruz. Akredite bir laboratuvara sahibiz, Ekotex 100 Çevre Kontrolü Güvence Sertifikası ve Etko Organıc Textile Standard Sertifikamız var. İç piyasada sektörün en iyilerinden olmak için çalışıyoruz” dedi.

2025’in her açıdan zorlayıcı geçtiğini dile getiren Köseoğlu, “Döviz kurları istediğimiz oranda bizi desteklemedi. Enerji ve işçilik maliyetleri oldukça zorlayıcıydı. Bunlara ilave olarak, geçmiş yıllarda ekonomik zorluklarda ortalama yüzde 15 iş azalırken, 2025 yılında yaşadığımız krizde iş kaybı yüzde 35’leri buldu. İş kaybının ihracatta olması firmaları iç piyasaya yönlendirdi. İç piyasada çok ciddi bir fiyat baskısı var. Yaklaşık olarak yüzde 25 oranında fiyat farkı doğdu. İç piyasada firmaların düşük montanlı siparişleri olduğundan krizi fırsata çevirdiler, Bu firmaların üretim maliyetleri bize göre daha düşük. Biz ise daha ihracata yönelik çalıştığımız için küçük boyahanelere göre daha fazla etkilendik” ifadelerini kullandı.
“Mevcudu korurken, yatırımlara devam ettik”
Geçen yıl için mevcudu korumayı hedeflediklerini söyleyen Köseoğlu, “Geçmiş yıllardan süregelen Ar-Ge çalışmalarımız vardı. Bunların önemli bir kısmı için 2024 yılında bir kısmının yatırımlarına başlamıştık. Geçen yıl da devam ettirdik. Teknolojik bir makine geliştirdik, bu ürün için minimum 600 bin dolar yatırım gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra, Manisa’da güneş enerjisi santrali yatırımı yaptık” dedi.
Belirsizlikler nedeniyle tüm senaryolara hazırlıklı olmak için çalıştıklarını dile getiren Köseoğlu, “2026 yılı için de net hedefler belirlemek oldukça zor. Bütçelerimizle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bu yıl, gemiyi rotada tutmaya çalışacağımız bir yıl olacak. Belirsizliği yönetmeye odaklandık. En kötü senaryoyu önümüze koyduk. Birlikte çalıştığımız firmaların güveni tam, beraber yürüdüğümüz finans kuruluşları var, mali disiplinimiz tam” ifadelerini kullandı.
“Sektörün dinamikleri çok geniş”
Sektörün sayısız kumaş çeşidi, iç giyim, dış giyim gibi çok sayıda dinamiği olduğunu vurgulayan Köseoğlu, “Bazen aynı şehirde bir firma iş yetiştiremezken diğer firma iş yapamıyor. Sektörün en büyük sorunu markalaşamamak. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği’nin Gümrük Birliği anlaşmaları ve işbirlikleri bize gösteriyor ki yeterince oralara dahil olamadık. Dışa bağımlıyız ve fasoncu kimliğimiz çok yüksek olduğu için tekstil sektörü gelişmelerden ciddi şekilde etkileniyor. Ancak tekstilin kaderi de bu. Bir reklam yapmaya kalksanız, ürünün kilogram fiyatı 5 dolar, reklam gideri 50 dolar. Ancak biz, Denizli olarak ürünlerimizi çeşitlendirebilirdik. Tekstilin bir avantajı var, o da ülke değiştirebiliyor olması. Yüksek adetli işler, işçiliğin ucuz olduğu ülkelere kayar. Üretim merkezlerinin Avrupa’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Mısır’a, Sri Lanka'ya, Pakistan'a gitmesi gibi” ifadelerini kullandı.
“4,5 tondan 900 litreye kadar su tasarrufu sağlayacağız”
Karbon ayak izinin azaltımı ile ilgili çalışmalarına ağırlık verdiklerini, 34 kalem çalışmadan en önemlisi suyun verimli kullanımı olduğunu dile getiren Köseoğlu, “Partnerlerimiz ile birlikte çalışmaların yüzde 90’ını tamamladık. 600 kilogramlık bir makine işini 4,5 ton suyla tamamlarken, biz bu miktarı 900 litreye kadar düşürüyoruz. Su tasarrufu ile birlikte, kömür kullanımı düşecek, böylece karbon ayak izimizi de düşürmüş olacağız” dedi.