Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Nomura Yatırım Forumunda bu hafta verdiği mesajlar, dezenflasyon programından taviz verilmeyeceğini ortaya koyuyor. Bütçe açığının kontrol altına alınması ve kur hedefi gözetmeksizin Türk lirasına olan güvenin artırılması gibi ifadeler, makro dengelerin korunacağını gösteriyor. Tabii finansal hedeflere ulaşmaya ve istikrarı sağlamaya odaklanırken, üretimin kalbini oluşturan reel sektörü göz ardı etmek Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik yapısını sarsma potansiyeli taşıyor.
Nitekim yılın ilk çeyreğinde ekonomik büyümenin hız kesmesi ve sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralması, uygulanan politikanın bir yansımasıdır. Hâlihazırdaki öncü göstergeler de yüksek finansman maliyetleri altındaki sanayicinin zorlandığını tescilliyor. Sıkılaşma adımlarının üretim tabanında kalıcı bir zayıflamaya yol açması, dezenflasyon sürecinin getirdiği en kritik risklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Yabancı sermayeye sağlanan geniş teşviklerin, daralma sürecine giren sanayiciden de esirgenmemesi gerekiyor. Enflasyon düşürülmeye çalışılırken, kaynakların verimli dağıtılması ve istihdam deposu olan sektörlerin seçici kredi kanallarıyla desteklenmesi önem arz ediyor. Üreticilerin korunmadığı bir ortamda, dışarıdan yeni yatırımları çekmek beklenen ekonomik faydayı sağlamayabilir. Dış pazarlarda iddialı ve yüksek katma değerli ihracat hedeflerini yakalamak, ancak sanayinin üretim gücü korunarak mümkün olabilir.