Bu hafta cuma günü mesai saatinin bitimi ile bir adli yıl daha sona eriyor. Zira İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6494 sayılı Kanun’la değişik 61. maddesine göre 20 Temmuz ilâ 31 Ağustos (bu günler de dâhil) arasındaki günler adli tatil süresidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (md. 102), Ceza Muhakemesi Kanunu (md. 331), Danıştay Kanunu (md. 86), Sayıştay Kanunu (md. 101), Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş Kanunu, Askeri Yargıtay Kanunu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu (md. 85), Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu (md. 5) gibi kanunlarda da paralel düzenlemeler yapılarak adli tatilin süresi konusunda yargı kolları arasında birlik sağlanmıştır. Bu düzenlemeler uyarınca adli tatil 31 Ağustos Pazar akşamına kadar sürecek ve yeni adli yıl 1 Eylül Salı günü başlayacaktır. Adli tatilin en önemli etkisi süreleredir. Yazımda konuyu vergi yargısı bağlamında ele alacağım.
İYUK’un 8/3. maddesine göre, “Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılır.” Dikkat edilirse burada adli tatil, süreyi durduran bir sebep olarak değil, süreyi uzatan bir sebep olarak düzenlenmiştir.
Bu hükmün kapsamına İYUK’ta yazılı bütün süreler, dava açma süreleri (bu Kanun’la belirlenmiş dava açma süreleri), idarenin veya davacıların cevap süreleri, istinaf veya temyiz yoluna başvuru süreleri, 20.07.2016’dan önce açılmış davalarla ilgili olarak karar düzeltme süresi girmektedir.
Dolayısıyla 20 Haziran gününden itibaren 1 Ağustos tarihine kadar (bu tarih dâhil) tebliğ edilecek vergi ceza ihbarnamelerine karşı 7 Eylül Pazartesi mesai saati bitimine kadar (UYAP üzerinden yapılacak işlemlerde gün sonuna kadar) dava açmak mümkün hâle gelmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, sürenin son gününün adli tatil içerisine rastlamasıdır. Örneğin 5 Temmuz günü tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamesine karşı 30 günlük dava açma süresinin son günü olan 4 Ağustos, adli tatil içerisinde kaldığından süre 7 Eylül mesai saati bitimine kadar uzayacaktır. Buna karşılık 3 Ağustos günü tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamesine karşı dava açma süresinin son günü 2 Eylül olduğundan ve bu tarih adli tatil içine rastlamadığından dava açma süresi uzamayacak ve 2 Eylül günü sona erecektir.
Burada hemen belirtelim: Dava açmak veya yukarıda sıraladığımız yargısal başvuruları yapmak isteyenlerin adli tatilin bitmesini beklemelerine gerek yoktur. Adli tatil içerisinde de dava açılabilir veya diğer dilekçeler verilebilir.
Süre uzamasının kapsamı
İYUK’un 8/3. maddesinin adli tatil dolayısıyla uzayacağını belirttiği süreler, İYUK’ta yazılı sürelerdir. Diğer kanunlarda yazılı süreler konusunda mevzuatımızda netlik yoktur. Örneğin ödeme emrine karşı açılacak davalarla ilgili süre, İYUK’ta değil, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da (15 gün) yer almıştır. Bu sürelerin sonunun adli tatile rastlaması hâlinde bu sürenin de uzayıp uzamayacağı tartışmalıdır. Bu konudaki içtihatlar da çelişkilidir. Bu nedenle sürelerin İYUK dışında diğer kanunlarda yazılı olduğu hâllerde ilgili kanundaki süreye itibar etmekte yarar vardır.
Yanılgılara ve hak kayıplarına da yol açan bu belirsizliğin giderilmesi ve bütün dava açma sürelerinin adli tatilden etkileneceğinin kanunda açıklıkla belirtilmesi zorunludur. Önerimiz, Kanun’un 8/3. maddesinde yer alan “Bu Kanunda yazılı sürelerin” ibaresinden sonraya “ve diğer kanunlarda idare veya vergi mahkemelerinde dava açma süresi olarak belirlenmiş sürelerin” ibaresinin eklenmesidir. Böylece sorun ve duraksamalar ortadan kalkar. Bu öneriyi defalarca yapmamıza rağmen duraksamalara yol açan bu düzenleme eksikliği giderilmemektedir.
Adli tatilde, adli yargıda bütün mahkemeler tatil yapmaz. Örneğin sulh hukuk mahkemeleri, iş mahkemeleri, kadastro mahkemeleri ve icra daireleri çalışmalarına devam ettiği gibi bazı davalara adli tatilde de devam edilir (örneğin basit yargılama usulüne tabi davalar gibi). İdari yargıda da her bir Bölge İdare Mahkemesi görev alanı içerisinde çalışmak üzere “nöbetçi mahkemeler” oluşturulmaktadır. Bu nöbetçi mahkemeler sadece adli tatil süresince görev yaparlar ve yürütmenin durdurulması taleplerinin değerlendirilmesi, delillerin tespiti gibi işlerle ve kanunun belli süreler içerisinde yapılmasını istediği işlerle ilgilenirler. Benzeri uygulama Danıştay için de söz konusudur.
Yürütmeyi durdurmada tartışma
Son zamanlarda yürütmeyi durdurma kararlarına karşı itiraz süresinin sonunun adli tatile rastlaması da tartışmalı hâle gelmiştir. Bu konuda da itirazı değerlendirecek olanın nöbetçi daire olduğu, nöbetçi dairelerin ise adli tatilde de çalıştığı, bu nedenle yürütmeyi durdurma veya durdurmama kararlarına yapılacak itirazlarda sürenin adli tatil dolayısıyla uzamayacağı ileri sürülmektedir. Nitekim aksi yönde olduğu gibi bu yönde de istinaf mahkemesi kararları vardır. Öte yandan aynı tartışma, 61/1. maddede yer alan “Yargı çevresine dâhil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve sadece bir idare veya bir vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki idari yargı mercileri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar. Bu mahkemeler, görevlerine devam ederler.” düzenlemesi ile ilgili olarak da yaşanabilir. Burada da bu mahkemeler için sürelerin adli tatil dolayısıyla uzamayacağı ileri sürülebilir. Bu konulara da dikkat etmek gerekiyor.
Benim gördüğüm, yargıya erişim gibi bir temel hakkın en önemli noktası olan süre konusunu dahi basit bir düzenlemeye kavuşturamamış, kişilerin kafasını karıştırıp hak kaybına yol açacak şekilde oldukça karmaşık hâle getirmişiz. Süre konusunda daha önce de yazdığım pek çok karmaşık sorun vardır. Bu konuya hemen her adli yıl başında değinmeme rağmen maalesef yasa koyucu bu konuya bir türlü el atmamakta ve sırf bu yüzden pek çok hak kaybı yaşanmaktadır.
Benim bu konudaki önerim ise ileride bir süre tartışması yaşamamak, bir hak kaybına uğramamak için adli tatili boş verip dava açma, cevap verme, temyiz veya itiraz/istinaf başvurusunda bulunma, karar düzeltmesi gibi işlemleri sanki tatil yokmuşçasına süresinde yapmanızdır.
Bu yazımla konuyu hem adli tatil münasebetiyle hem de hâlen Mecliste olan Yargı Paketi dolayısıyla tekrar gündeme getireyim istedim. Çünkü geçen yıldan bu yana bu konularda bir adım dahi yol alamadık.