FARID Bidgoli, 2024 yılında Roche İlaç Türkiye Genel Müdürlüğü görevine atandığında bir süre İstanbul Levent’teki Wyndham Grand Otel’de konakladı.
Roche Türkiye’deki yönetim ekibi, Farid Bidgoli’ye konakladığı oteli anlatırken şu bilgiyi verdi:
- Wyndham Grand Otel ve yanındaki Özdilek AVM’nin yerinde çok önceleri Roche İlaç fabrikası vardı. Yani, burada üretim yapılıyordu.
Ekip, Bidgoli’ye Roche Türkiye’nin tarihçesini özetledi:
- Roche, Türkiye’de 1958 yılında üretime başladı. 1971 yılında Levent Büyükdere Caddesi’ndeki yerine taşındı.
- 2005 yılında üretim Gebze’deki tesislere yöneldi. Roche, küresel küçülme kararı ve Türkiye’de o dönemde karşılaştığı fiyat davalarının ardından 2007 yılında üretimi durdurdu.
- Roche’un Gebze’deki tesisleri 2007 yılında Sandoz’a satıldı.
Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli ve Medikal Direktörü Dr. Mahir Kurt, geçen hafta düzenledikleri sohbet toplantısında Roche’un Türkiye’deki stratejisini anlattı.
Sohbetin başında Bidgoli’ye sordum:
- Türkiye’de fason üretim yaptırıyor musunuz? Varsa ne kadarlık bir üretim söz konusu? Kaç ilaç tesisi ile çalışıyorsunuz?
Bidgoli, yanıta şöyle girdi:
- Roche’un Türkiye’deki varlığı 1958 yılında dayanıyor. 65 yılı aşan bu yolculuk, Roche’un Türkiye’ye olan bağlılığının uzun vadeli, kalıcı ve çok boyutlu bir anlayışla şekillendiğini ortaya koyuyor.
Roche’un Türkiye serüvenini şöyle tanımladı:
- Roche İlaç Türkiye’nin yolculuğu, istikrarlı bir büyüme yolculuğunun ötesinde, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne eşlik eden uzun soluklu bir ortaklığın ve güçlü bir paydaşlığın yansıması.
Ardından klinik araştırmalara işaret etti:
- Son 10 yılda Roche’un Türkiye’ye yaptığı yatırım yüzde 800’ün üzerinde artarak klinik araştırmalara harcaması 4.1 milyar liraya (89 milyon dolar) ulaştı.
Aynı dönemde şirketin 12 milyonun üzerinde hastanın tedaviye erişimine katkı verdiğini kaydetti:
- Bu rakamlar, Roche’un Türkiye’de yenilikçi tedavilere erişim ile birlikte, aynı zamanda sağlık sisteminin bilimsel, teknolojik ve kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik uzun vadeli bir katkı sunduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’nin Roche için klinik araştırmalar açısından stratejik bir konuma sahip olduğu iddiasını ortaya koydu:
- Türkiye’de son 26 yılda, 1128 klinik araştırma merkezinde 722 araştırmacı ile birlikte 63 binden fazla hastaya doğrudan fayda sağlayan yaklaşık 200 klinik çalışma yürütüldü.
Mevcut verilerin altını çizdi:
- Şu anda 109 farklı kurumda ve 29 yenilikçi molekülle yürütülen klinik çalışmalar, 6 terapötik (iyileştirici) alanı kapsıyor. Bu tablo, Türkiye’nin global klinik araştırma ekosisteminde daha güçlü bir konuma gelme potansiyelini ortaya koyuyor.
Roche İlaç’ın klinik araştırma harcaması konusunda Türkiye’nin ikinci en büyüğü olduğunu irdeledi:
- Klinik araştırmalar bence fabrika kurmaktan daha etkili sonuç veriyor.
Türkiye’nin klinik araştırma liginde dünyada 26’ncı sırada olduğuna dikkat çekti:
- İngiltere, klinik araştırmalarda dünya 3’üncüsü. İlaç şirketlerinin İngiltere’ye yaptığı klinik araştırma yatırımı 8 milyar poundu (10.5 milyar dolar) buluyor.
Türkiye’de klinik araştırma harcamalarının artması konusunda öneri ve beklentilerini sordum, anlattı:
- Klinik araştırmalara daha çok teşvik verilmesi lazım. Örneğin Tayland’da klinik araştırması gerçekleştirilen ilacın olumlu etki yapması halinde hükümet o araştırmada harcanan kaynağın yarısını karşılıyor. Yüzde 10 düzeyinde prim de verebiliyor.
ABD örneğine uzandı:
- ABD’de klinik çalışmalarda pozitif sonuç alındığında o ilaçla ilgili FDA onayları çok hızlanıyor. İlacı ABD’de hızlı bir şekilde ruhsatlandırıp piyasaya çıkarabiliyoruz. Böylece o ilaçtan yararlanan hasta sayısı aynı hızla artıyor.
Ardından ekledi:
- Türkiye, bunları yapsa, daha fazla klinik araştırma çalışmasını çekebilir…
Hükümet “benzer ilaç”ların ülkemizde üretilmesi konusunda kuralları uyguluyor, fabrikası olmayanlar fason da olsa üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor…
Yenilikçi ilaç ve klinik araştırmaları daha fazla çekebilmek için İngiltere, ABD gibi gelişmiş ülkelerin modellerini dikkatle inceleyip örnek almayı düşünsek mi?
Roche İlaç, Türkiye’nin sağlık ekosistemine katkıyı 5 ana eksende yürütüyor
ROCHE İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli, ülkemizin sağlık ekosistemine katkılarını 5 ana eksen etrafında şekillendirdiklerini belirtip sıraladı:
- Bilgi, altyapı, teknoloji, sağlık politikaları ve toplumsal değer…
Bu yaklaşımla sağlık sisteminin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki dönüşümüne de katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydedip, 5 ana ekseni biraz daha açtı:
- Bilgi ekseninde, sağlık profesyonellerinin bilimsel gelişmelere erişimini destekleyen programlar yürütüyoruz. 43 klinik çalışmalar okulunda eğitim programı düzenledik, katılımcı sayısı 2 bini aştı. “Medikaynak” da 15 bin üyeye sahip bilimsel bilgi platformuna dönüştü.
- Altyapıdahastanelerde en iyi klinik uygulamaların hayata geçirilmesi için “infüzyon merkezleri” (sıvı, ilaç ve besinin damar yoluyla belirli hızla verilmesi) ve klinik araştırma merkezlerine destek veriyoruz. Ayrıca, 10 yılda 9 bine yakın mamografi taraması sağladık.
- Teknolojide dijital çözümler ve veri odaklı uygulamalarla sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir, verimli ve hasta odaklı hale gelmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu ile “Sanal Konsey Platformu”nu hayata geçirdik.
- Sağlık politikaları ekseninde, sağlık sistemlerinin daha sürdürülebilir ve veri temelli kararlar almasına katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz.
- Toplumsal değer vizyonumuz, bilimsel inovasyonu hasta ihtiyaçları ve toplumsal etki ile birleştirerek daha bütüncül çözümler üretme amacı doğrultusunda şekilleniyor.
Bu noktada yapay zeka konusunda da değindi:
- Roche, yapay zekayı sağlık sistemlerinin geleceğini şekillendirmeye katkı sunan stratejik bir dönüşüm gücü olarak görüyor. Yapay zeka, sağlık profesyonellerinin karar alma süreçlerini destekleyen, tanı ve tedavi süreçlerini daha verimli hale getiren araç olarak konumlanıyor.
Meme kanserinde ‘kişiselleşmiş tedavi’, 10 yılda 25.4 milyar lira tasarruf sağlayabiliyor
ROCHE İlaç Türkiye Medikal Direktörü Dr. Mahir Kurt, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Simten Malhan ve Ankara Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Mehmet Ali Nahit Şendur’un katkısıyla hazırlanan, “Erken Evre HER2+ Meme Kanserinde Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımının Klinik, Ekonomik ve Toplumsal Değeri” araştırmasına değindi:
- Araştırmaya göre, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımıyla 3 bin 859 metastaz vakasının önlenmesi, 102 bin 183 yaşam yılı kazanılması, 79 bin 877 kaliteli yaşam yılı elde edilmesi ve 63 bin 294 üretken yaşam yılının geri kazanılması potansiyeli bulunuyor.
- Aynı çalışma, kişiselleştirilmiş tedavinin 10 yıl içinde 25.4 milyar lira doğrudan maliyet tasarrufu ve 7.1 milyar lira dolaylı tasarruf sağlayabileceğini ortaya koyuyor.
- Meme kanseri maliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’inin dolaylı maliyetlerden oluşması, inovatif tedavilerin yalnızca klinik sonuçları değil, sağlık ekonomisinin ve toplumsal üretkenliği de etkilediğini gösteriyor.
Sağlık yatırımı ‘milli güvenlik’ konusu olarak görülmeli
ROCHE İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli, “gelecek vizyon”larını şöyle ortaya koydu:
- Roche İlaç Türkiye’nin gelecek öncelikleri, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşüm hedefleriyle uyumlu olarak şekilleniyor.
- Roche İlaç Türkiye olarak, “Türkiye Sağlıklı Yüzyıl vizyonu ve Sağlık Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı” ile ortak hedef doğrultusunda hareket ediyoruz.
- 2030 yılına kadar belirlediğimiz hedeflerden biri, 5 kat daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere zamanında erişimini desteklemek.
Farid Bidgoli, Türkiye’nin hastane altyapısı ve sağlık sisteminin sosyal yönüyle dünyada öne çıktığını belirtip, ekledi:
- Ülkeler sağlık yatırımlarını milli güvenlik konusu gibi görmeli, ona göre hareket etmeli.
