2025'te yurt dışındaki Türk kökenli girişimler 1,1 milyar dolar yatırım toplarken üç yeni unicorn çıkardı: Airalo, Periodic Labs ve Fal. Türkiye'de kayıtlı şirketler arasında ise yeni bir unicorn görünmedi.
Türkiye'nin girişim ekosistemi, 2025 yılını bir kırılma noktasında tamamladı. Startups.watch'ın Ocak 2026'da yayımladığı yıl sonu raporuna göre, geçen yıl toplam 589 milyon dolar yatırım gerçekleşti; yani bir önceki yıla kıyasla yatırım büyüklüğü yüzde 45, deal sayısı ise yüzde 48 geriledi. Ama asıl dikkat çekici olan rakam, toplam miktarın kendisi değil. 2025, Türkiye'de ticaret siciline kayıtlı şirketlere yönelik ileri aşama yatırımın (Series C ve üzeri) sıfıra indiği ilk yıl oldu.
Üstelik bunun temel nedeni sermayenin ortadan kalkması değil; daha derin bir yapısal kaymayı yansıtıyor: Series A alan girişimlerin büyük bölümü bir sonraki tura girmeden önce şirket adresini yurt dışına taşıyor. Rapor bu olguyu açıkça adlandırıyor: "Seri A sonrası yatırımların başka yerlere taşınması, sonraki aşama yatırım faaliyetlerindeki eksikliğin önemli bir nedeni olarak ortaya çıktı." Başka bir deyişle, ileri aşama yatırım yok değil; Türkiye'nin dışına taşınmış durumda.
Bu tablo tesadüf değil; yapısal bir sorunun yıllar içinde olgunlaşmış halidir. Son üç yılda 334 GSYF ve 20 geleneksel VC fonu kurulmuş olsa da bu fonların medyan büyüklüğü yalnızca 2 milyon dolar düzeyinde. Sayıca bolluk var, ama derinlik yok. Ekosistemi en iyi özetleyen veri ise aşamalar arası dönüşüm oranıdır. Tohum aşamasından erken aşama VC'ye geçiş oranı İngiltere, Fransa ve Almanya'da yüzde 50 civarında seyrederken, Türkiye'de bu oran yüzde 13'te kalıyor. Her sekiz tohum aşaması girişimden yalnızca biri bir üst ligde yatırım alabiliyor.
Türkiye girişim ekosistemindeki paradoks
Diaspora rakamları tablonun diğer yüzünü net biçimde ortaya koyuyor: 2025'te yurt dışındaki Türk kökenli girişimler 1,1 milyar dolar yatırım toplarken üç yeni unicorn çıkardı: Airalo, Periodic Labs ve Fal. Türkiye'de kayıtlı şirketler arasında ise yeni bir unicorn görünmedi. Bir ülke aynı anda hem dünya standartlarında girişimciler üretiyor hem de onları büyüme sermayesiyle tutamıyor. Bu paradoks, ekosistemin bugünkü en temel çelişkisidir.
Sermaye yoğunlaşması meselesi de ayrıca ele alınmayı hak ediyor. 2025'te yapılan toplam yatırımın yüzde 62'si yalnızca yedi şirkete gitti. Bu tablo, erken aşamada çok sayıda küçük deal yapılırken büyük turların son derece seçici bir havuza sıkıştığını gösteriyor. Orta ölçekli büyüme fonlarının yokluğu, sermayeyi uç noktalara -çok küçük ya da çok büyük- hapsediyor.
Sorun yatırımcıların iştahında değil, zeminin kendisinde
Fon yöneticilerinin bakış açısı da benzer bir kaygıyı yansıtıyor. Aralık 2025'te yapılan VC anketine katılanların yüzde 56'sı fon toplama koşullarının kötüleştiğini belirtti. Ekosistem sorunları sıralamasında birinci sırayı ekonomik çalkantı (kur, faiz), ikincisini öngörülemeyen politikalar aldı. Bu tablo, sorunun yatırımcıların iştahıyla değil, zeminin kendisiyle ilgili olduğunu işaret ediyor.
İşte tam bu noktada T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Mayıs 2026'da açıkladığı yeni girişim sermayesi stratejisi kritik bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Bakan Mehmet Fatih Kacır, 300 milyon dolarlık kamu kaynağının kaldıraç etkisiyle 750 milyon dolara ulaşan bir yatırım hacmi oluşturmasının hedeflendiğini açıkladı. Altı farklı fon çağrısını kapsayan strateji, erken aşamadan ileri aşamaya uzanan bir devamlılık kurguluyor: TÜBİTAK BiGG erken aşamayı, KOSGEB büyüme sürecini, Bakanlık ise 100 milyon dolarlık taahhüdüyle ileri aşama ve global ölçeklenmeyi destekleyecek. Yapay zeka, biyoteknoloji ve yeşil dönüşüm gibi öncelikli alanlara odaklanan tematik fonlar da bu yapının ayrılmaz bir parçası. Bu hamle, yıllardır kırık olan halkanın devlet eliyle onarılmaya başlandığının somut göstergesi.
Asıl soru şu: Devletin açtığı bu yolda özel sektör de yürüyecek mi? Bakanlığın modeli özünde bir kaldıraç mekanizması; kamu kaynağı özel sermayeyi harekete geçirmek için tasarlanmış. Büyük kurumsal yatırımcılara, sigorta ve emeklilik fonlarına, holdinglara ve aile ofislerine ciddi bir sorumluluk düşüyor. Son beş yılda Türk kökenli yeni bir global VC çıkmadığı düşünüldüğünde, tablonun yalnızca yerel bir sorun olmadığı da ortaya çıkıyor.
Türkiye'de girişim ekosistemi tohum aşamasında dünyayla yarışacak bir canlılığa sahip. 2025'te her dört yatırımdan biri yapay zekâ girişimlerine gitti, fintech rekor bir yıl yaşadı, 96 CVC aktif durumda ve her üç anlaşmadan birine kurumsal bir yatırımcı katıldı. Zemin var, enerji var, insan kaynağı var. Eksik olan halka, erken aşama sermayeyi büyüme sermayesine bağlayan köprü fonlardır. Bakanlık bu köprünün temelini attı; özel sektörün de inşaata katılma vakti geldi.
