MESLEK büyüğüm Erkan Yiğit’i 1981 yılı sonlarında Tercüman Gazetesi istihbarat servisinde muhabir olarak çalışmaya başladığımda tanıdım.
Erkan Abi, Tercüman Gazetesi’nin o dönemde Yavuz Donat’ın yönettiği Ankara Bürosu’nda İstihbarat Şefi idi. Daha sonra İstanbul’a taşındı. Ben 1984 yılı Nisan ayında Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’ne geçtiğimde Erkan Yiğit, Tercüman Gazetesi’nde çalışmaya devam ediyordu.
Erkan Abi ile yolumuz daha sonra Milliyet Gazetesi’nde kesişti. 1987 yılı sonbaharında Erkan Çelebi ve Celal Pir’le birlikte Necati Doğru’nun başında bulunduğu Milliyet Gazetesi Ekonomi Servisi’ne geçtiğimizde Erkan Abi, İstihbarat Şefi Güngör Gönültaş’ın yardımcısıydı. Daha sonra uzun süre Milliyet’in İstihbarat Servisi’ni yönetti.
Meslektaşların akıllarında Erkan Abi’nin Milliyet’teki dönemi daha çok yer etmiş olmalı ki, Medyaradar geçen Pazar günü vefat haberini şöyle duyurdu:
- Milliyet Gazetesi’nin efsane isimlerinden Erkan Yiğit hayatını kaybetti…
Oysa Erkan Abi, Tercüman Gazetesi’nde de efsane idi, Milliyet’te de efsaneliği sürdü. Zamanla medyada daralma, küçülme yaşanınca Erkan Abi de halkla ilişkiler sektörüne de emek veren meslektaşlarımız arasında yerini aldı. Ancak, o benim için hep “Efsane gazeteci Erkan Abi” olarak kaldı.
Cenaze namazı için Zincirlikuyu Camisi’nin avlusuna girdiğimde ilk karşılaştığım isim spor yazarı meslek büyüğüm, Tercüman yıllarında tanıştığımız Kemal Belgin oldu. Belgin, üzgündü:
- Artık çoğunlukla cenazelerde karşılaşıyoruz.
Daha sonra Milliyet’ten Tunca Bengin, önceki Yazı İşleri Müdürlerinden Turgut Güngör, Tahir Özyurtseven, 1980’li yılların ikinci yarısı, 1990’ların başları arasındaki dönemde muhabirlik yapan arkadaşlarımdan Atilla Güner, Ali Fuat Duatepe, Arife Avcu, Coşkun Yeniay, Mustafa Kemal Çolak ile Erkan Yiğit’le geçen günler üzerine konuştuk.
Milliyet ekibinin yanından 1981-1984 döneminde Tercüman Gazetesi’nde birlikte çalıştığımız arkadaşların bulunduğu noktaya gittim. Mustafa Eşmen, Ahmet Yabuloğlu, Kamuran Abacıoğlu, Ahmet Ürkmezgil’le Tercüman günlerini andık.
Mustafa Eşmen, Tercüman Gazetesi haber merkezinde birlikte görev yaptığı meslek büyüklerimi sıraladı:
- Şakir Süter, Esen Yalçın ve Erkan Yiğit… Önce Esen Yalçın vefat etti. Sonra Şakir Süter… Şimdi de Erkan Yiğit…
Eşmen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş ve bana şu konuda teşekkür etti:
- İyi ki TGC vefat eden meslektaşlarımızla ilgili SMS gönderiyor. Ben Silivri’deydim. Erkan Yiğit’in vefatı mesajı ulaşınca Silivri’den kalkıp Zincirlikuyu’ya cenazeye geldim.
Sibel Güneş, genç meslektaşlardan yönelen şikayeti aktardı:
- Genç üyelerimiz, “TGC sürekli cenaze mesajı gönderiyor” diyor. Doğru, gönderdiğimiz her 4 kısa mesajdan biri vefat oluyor. 4 bine yakın üyesi olan bir kuruluşta bu oran normal.
Başsağlığı için oğulları spor yazarı Kartal Yiğit ile Beşiktaş JK Altyapısında antrenör olarak görev yapan Sarp Yiğit’in yanına gidince tabutun üzerindeki Beşiktaş bayrağını gördüm, yıllar önceye uzandım.
Erkan Yiğit, yıllar önce Beşiktaş’ın bir şampiyonluk maçına kalbi dayanmaz diye gidememiş, evinin balkonunda radyodan dinlemeyi tercih etmişti. Maç bitip, Beşiktaş’ın lig şampiyonluğu kesinleşince sevincinden cama yumruk atmış, bileği ciddi şekilde yara almıştı.
Erkan Abi’yi çoğu Milliyet ve Tercüman’dan meslektaşlar ve Beşiktaş camiasından oluşan bir cemaatin katılımıyla son yolculuğuna uğurladık.
Erkan Yiğit’e Allah’tan rahmet diliyorum…
Mekanın cennet olsun Erkan Abi…
Burası uzun saçlıların çalıştığı gazete değil
1969 yılı Kasım ayında dönemin Tercüman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Oktay Verel, saçları omuzlarından da aşağı sarkan bir genci İstihbarat Şefi Şemsi Sılkım’a götürdü:
- Bu genç 1946 doğumlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü mezunu Erkan Yiğit. İngilizce biliyor. Muhabir olarak çalışmasını uygun görüp yetiştirirsen kendisinden yararlanırız.
Tercüman Gazetesi’nin sahibi Kemal Ilıcak, her sabah gazetede önce yazıişlerine uğrardı. Ertesi sabah İstihbarat Servisi’ne uğradığında Erkan Yiğit hemen dikkatini çekti. Şemsi Sılkım, Erkan Yiğit’i çağırıp Ilıcak’a tanıttı.
Kemal Ilıcak, Şemsi Sılkım’ın koluna girdi, İstihbarat Servisinin dışına çıkınca Erkan Yiğit’i işaret edip oldukça sert ifadeyle konuştu:
- Bu adamı oturtma, hemen defet… Burası uzun saçlıların çalıştığı gazete değil. Bu tür adamlar gazetemizin imajını zedeler…
Şemsi Sılkım savunmaya geçti:
- O genci gazeteye Oktay Verel getirdi. Benim de gözüm tuttu. İngilizce biliyor. Bu yönde ihtiyacımızı karşılar. Kendisini Beyoğlu muhabiri olarak değerlendirmeyi düşünüyorum. Saçları için de kendisiyle konuşurum.
Kemal Ilıcak, şu yanıtı verdi:
- Ben tipini beğenmedim. Bize yaramaz ama yine de sen bilirsin. Karşıma çıkmasın, gözüme gözükmesin.
Erkan Yiğit, Şemsi Sılkım’ın beklediğinden daha kısa sürede gazetecilikte yetişti, birinci sayfaya alınan, manşete çıkan haberlere imza attı. Bir röportajıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) ödülüne layık görüldü.
Yiğit, Tarabya Oteli’nde gerçekleşen törende ödülünü aldıktan sonra Şemsi Sılkım, Kemal Ilıcak’ın bulunduğu masaya gitti:
- “Bir halt olmaz, defet gitsin” dediğiniz Erkan Yiğit, yılın gazetecisi oldu…
Kemal Ilıcak, hışımla yerinden kalkar gibi yaptı, Şemsi Sılkım’ı alnından öptü…
Tercüman Gazetesi’nde aynı dönemde yolumun kesiştiği meslek büyüklerimden olan Şemsi Sılkım’ın Yeniçağ’da yazdığı bu anısına Medyaradar, Erkan Abi’nin vefat haberinde yer verdi.
Ben de oradan alıntı yapıp paylaşmak istedim…
Emre Şener, ‘Şeytan Tüyü’ İle TUGFO’nun 20’nci yılı ‘Müziğin Sihri’ turnesinde
SABANCI Vakfı’nın ana destekçisi olarak kuruluşunda önemli rol oynadığı, Şef Cem Mansur yönetimindeki “Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası”nın (TUGFO) 20’nci yılında Türkiye ve Avrupa’nın sanat merkezlerinde çok özel turneye çıkacağı konusunda mesaj geldi.
Mesajda yer alan bilgilere göre TUGFO, 10 konserlik turnesinde Ayvalık, İzmir, Bursa ve İstanbul konserlerinin ardından Almanya’da Berlin ve Bayreuth, Romanya’da ise Bükreş ve Sinaia’da önemli festivallerde sahne alacak.
80 genç müzisyenden oluşan orkestranın konserlerinde Moskova Konservatuarı’nın son yıllarda yetiştirdiği en parlak piyanistlerden Özgür Ünaldı solist olarak sahnede yerini alacak.
Türkiye’nin genç bestecilerini uluslararası sahnelere taşıma misyonunu kuruluşundan bu yana sürdüren TUGFO, bu yıl geleneğini dünyanın en iyi müzik okullarından New York’taki Julliard School mezunu 25 yaşındaki besteci Emre Şener’le devam ettirecek.
Emre Şener’in orkestranın 20. Yılına özel bestelediği “Je ne Sais Quoi” (Şeytan Tüyü) eserini repertuarına alan TUGFO, genç bestecinin müziğini Türkiye ve Avrupa’daki dinleyicilerle buluşturmuş olacak.
Gönderilen mesajdaki bilgilere göre, TUGFO’da yer almak için her yıl başvuran 100’lerce konservatuar öğrencisi arasından sınavla seçilen 16-22 yaşlarındaki 80 müzisyen, bu yıl 28 Temmuz-12 Ağustos dönemindeki turnede sihir ve masal dünyasından ilhan alan renkli bir repertuvarla dinleyici karşısına çıkacak.
“Hansel” ve “Gretel Uvertürü”nden “Sihirbazın Çırağı”na, “Fındıkkıran Süiti”nden romantik konçertolara kadar uzanan zengin program, klasik müziğin unutulmaz eserleri genç müzisyenlerin yorumuyla sanatseverlere sunulacak.
Sabancı Vakfı’nın desteğiyle, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren “Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası”nın 20.’nci yıl turnesine öncü sponsor olarak Rönesans Sağlık Yatırım da destek veriyor.
Gelen bilgi notunda Emre Şener’in adını görünce ayrıca gurur duydum. Ünite’nin kurucu ortağı Ercüment Şener’in oğlu Emre Şener’i Londra’ya müzik eğitimi için gittiği günlerden beri izliyorum. Emre Şener, Londra’daki eğitimini tamamladıktan sonra Julliard School’dan kabul aldı. Oradaki eğitimini de tamamladı.
Emre Şener, öğrenciliğinin ilk dönemlerinden itibaren önemli eserlere imza attı…
Emre Şener’i Ercüment Şener’in oğlu olarak tanıdım ama artık tanınmışlık açısından roller değişiyor…
Bundan sonra Ercüment Şener’e, “Emre Şener’in babası” diyeceğiz…
