Girdi maliyetleri enflasyonunun Kasım 2025'ten bu yana en düşük hızına gerilemesi ve satış fiyatları enflasyonunun 2026 başından bu yana en düşük seviyede kaydedilmesi, fiyat cephesinde bir rahatlamaya işaret eden olumlu bir gelişme.
Bu hafta başında İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve S&P Global iş birliğiyle yayımlanan Temmuz 2026 Türkiye İmalat Sanayi PMI Raporu ile Temmuz 2026 Türkiye Sektörel PMI Raporu verilerini karşılaştırmalı olarak derinlemesine incelemek istedim.
Temmuz 2026 döneminde İSO Türkiye İmalat PMI, haziran ayındaki 47,1 seviyesinden 47,7'ye yükselerek hafif bir toparlanma sinyali verdi. Bu iyi bir gelişme. Ancak endeks hâlâ 50,0 eşik değerinin altında kalmaya devam ediyor. Temmuz verisinin de 50’nin altında gelmesiyle birlikte, imalat sanayisindeki kesintisiz daralma eğilimi 28. aya ulaşmış durumda. Bir rekora doğru gidiyoruz.
Daha önce, hızla artan enerji maliyetleri, zayıflayan dış talep ve otomotiv ile sanayi üretimi sektörlerindeki yapısal zorlukların etkisiyle Almanya, 37 ay süren (Temmuz 2022 – Temmuz 2025) kesintisiz bir imalat daralması yaşamıştı.
Yine Avusturya ve Çekya, Almanya'nın imalat tedarik zincirine doğrudan entegre olmuş temel sanayi tedarikçileri konumunda olduklarından, her iki ülke de 2022 ortası ile 2025 ortası arasında 30 ila 36 ayı aşan sürelerle daralma bölgesinde seyreden paralel gerilemeler yaşamıştı.
Toplam Euro Bölgesi İmalat PMI, Temmuz 2022'den Temmuz 2025'e kadar aralıksız olarak 50 seviyesinin altında kaldı ve Ağustos 2025'te geçici bir genişleme (50,7) görülmeden önce 37 aylık bir seri oluşturmuştu.
Benzer şekilde, ABD ISM (Tedarik Yönetimi Enstitüsü) İmalat PMI, Kasım 2022'den Aralık 2024'e kadar 26 ay süren bir daralma kaydetmiş ve ardından Ocak 2025'te (50,9) bu seriyi sonlandırmıştı. Kesintisiz 28 ay sınırına ulaşmamış olsa da, ABD imalat sektörü daha geniş bir zaman diliminde toplam 38 ayın 36'sını 50 seviyesinin altında geçirmişti.
Bütün bunları mevcut durumun sadece bizde yaşanmadığına işaret etmek ve umutsuzluğa kapılmamamız için söylemek istedim. Ancak bardağın boş tarafına bakarsak, dünyadan ayrışmış bir yapıda gittiğimizi ve gittiğimiz yolda da tek başımıza olduğumuzu söylemekte fayda var.
Bir rekora doğru gidiyoruz
Yukarıdaki kısa bilgilendirici veriden sonra, yeniden Temmuz 2026 Türkiye İmalat Sanayi PMI Raporu ile Temmuz 2026 Türkiye Sektörel PMI Raporu’na dönelim.
Manşet PMI, yeni siparişler, üretim, istihdam, tedarikçi teslim süreleri ve girdi stokları alt endekslerinin ağırlıklandırılmasıyla hesaplanan bileşik bir gösterge.
Hazirandan temmuza görülen 0,6 puanlık artış, faaliyet koşullarındaki bozulmanın hız kestiğine işaret etmekle birlikte, endeksin 50,0 sınırının hâlâ belirgin biçimde altında kalması sektörün genel olarak daralma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Yeni siparişlerdeki azalışın Orta Doğu’daki savaşın olumsuz etkilediği piyasa koşullarına ve fiyat baskılarına bağlanması, dış talep kaynaklı risklerin sürdüğünü de teyit ediyor. Öte yandan girdi maliyetleri enflasyonunun Kasım 2025'ten bu yana en düşük hızına gerilemesi ve satış fiyatları enflasyonunun 2026 başından bu yana en düşük seviyede kaydedilmesi, fiyat cephesinde bir rahatlamaya işaret eden olumlu bir gelişme.
İSO Türkiye Sektörel PMI Anketi’nde ise yaklaşık 800 şirketten oluşan panelden elde edilen verilerle 10 farklı imalat sektörü aylık olarak izleniyor.
İstihdam büyümesinin güçlendiğini söyleyebiliriz
Sektörel PMI verileri incelendiğinde, makro göstergenin sunduğu olumsuz tablonun altında önemli bir ayrışma ve dipte toparlanma emareleri dikkat çekiyor.
Haziran ayında 10 sektörden sadece 2'sinde üretim artışı yaşanmışken, temmuz ayında üretimini artıran sektör sayısı 3'e yükselmiş durumda (giyim ve deri ürünleri, elektrikli ve elektronik ürünler, metalik olmayan mineral ürünler). Basitçe ifade etmek gerekirse, Temmuz 2026 verilerine göre üretim genişlemesi yaygınlaşmış. Bu olumlu bir durum.
Manşet veride istihdam genel olarak çalışanların işten ayrılmaları ve zayıf iş yükü nedeniyle düşerken (burada 20 aydır süren bir düşüş olduğunu da dikkate alalım), sektörel bazda 10 sektörün yarısında, yani 5 sektörde, istihdam artışı gerçekleşmiş. Yayılıma baktığımızda, Şubat 2026'dan bu yana en yüksek sektörel istihdam yayılımına ulaşılmış. Temmuz 2026 verileriyle istihdam büyümesinin güçlendiğini söyleyebiliriz. Bunu da olumlular hanesine yazalım.
Hem manşet PMI raporunda hem de sektörel PMI raporlarında ortak olan en olumlu gelişme, girdi ve ürün fiyatları enflasyonundaki belirgin düşüş olarak gözüküyor.
Girdi maliyetleri, Kasım 2025'ten bu yana en düşük seviyesine inmiş. Örneğin, girdi maliyetleri enflasyonu, ağaç ve kâğıt ürünleri hariç tüm sektörlerde yavaşlamış. Makine ve metal ürünlerinde girdi maliyeti artışı serinin başladığı Ocak 2016'dan bu yana en düşük seviyeye gerilemiş. Enflasyonist baskılarda görülen yavaşlama da diğer bir olumlu durum.
Sektörel bazda bakmaya devam ederek olumlu bulduğum hususları biraz daha sıralayayım.
Giyim ve deri ürünleri sektörü (54,2) temmuz ayının en güçlü performans sergileyen sektörü olmuş. Yeni siparişler Mayıs 2022'den bu yana en hızlı artışını kaydetmiş. Üretim, istihdam ve satın alma faaliyetleri de belirgin şekilde genişlemiş. Bu sektörde uzun zaman sonra görülen kayda değer iyileşme sevindirici.
Elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe (52,5) beş ayın ilk üretim artışı gerçekleşmiş. Küresel yapay zekâ yatırımlarının olumlu etkisiyle yeni ihracat siparişleri yeniden büyümeye başlamış gibi görünüyor. Bu durum birçok Avrupa ülkesinde aynı sektörlerdeki firmalar için de geçerli. Yapay zekâ moda mı yoksa gerçekten yatırım mı tartışmalarını bence artık sonlandırmakta fayda var. İstihdam ise 2026’nın başından bu yana en hızlı artışı kaydetmiş.
Metalik olmayan mineral ürünler sektörü (50,3), 7 aylık daralma döneminin ardından yeniden büyüme bölgesine girmiş durumda. Yeni siparişler Kasım 2025'ten bu yana ilk kez artmış.
Kara ve deniz taşıtları sektöründe, tedarikçilerin teslimat sürelerindeki iyileşme, anketin başladığı Ocak 2016'dan bu yana en yüksek düzeye ulaşmış. Tedarik zinciri performansında belirgin bir iyileşme gözlemleniyor.
10 sektör içinde en belirgin daralma gıdada
Elbette her şey toz pembe değil. Olumsuz yönler mevcut ve hâlâ devam ediyor.
Örneğin, incelenen alt sektörlerin yedisi hâlâ 50 eşiğinin altında. Ağaç ve kâğıt (45), gıda (45,7), ana metal (46,3), makine ve metal (46,7), kimyasal-plastik-kauçuk (47,8), tekstil (48) ve kara-deniz taşıtları (48,8) sektörleri daralmaya devam ediyor.
Uzun zamandır alt sektörlerin yıldızı konumundaki gıda ürünleri sektöründe en sert üretim yavaşlaması Temmuz 2026’da görüldü. Üretim, üst üste beşinci ayda azaldı. Düşüş, son bir yılın en yüksek hızında gerçekleşti ve on sektör içinde en belirgin daralma bu sektörde görülüyor. Çok geç olmadan bu sektörün derinlemesine analiz edilmesi gerekiyor. Alım gücündeki düşüş ve devam eden yüksek enflasyon en belirgin etki gibi dururken, kredi finansman koşullarındaki daralma ve ihracat pazarlarındaki duraksama da etkili olmuş olabilir.
Ana metal sanayisinde sipariş zayıflığı sürüyor. Yeni siparişler üst üste 11. ayda azalmış ve düşüş on sektör içindeki en yüksek orana ulaşmış durumda. Bu durum, üretim, istihdam ve satın almaların gerilemesine yol açmış görünüyor. Çok ama çok dikkat edilmesi gereken bir sektörden bahsediyoruz.
Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri sektöründe Temmuz 2026’da belirgin bir istihdam kaybı var. İstihdamda yaklaşık 1 yılın en belirgin daralması yaşanmış (44,4). Üretim, yeni siparişler ve ihracat hazirandaki artışın ardından temmuzda gerilemiş.
Hizmetler PMI verilerinin olmaması büyük eksiklik
İstanbul Sanayi Odası’nın izlediği alt sektörler ile Küresel PMI verilerindeki alt sektörler tam olarak örtüşmüyor. Bu da sektörlerin küresel ölçekte karşılaştırılmasını oldukça zorlaştırıyor. Bu durumun S&P anket yöneticileri ile konuşulup uyumlaştırma çerçevesinde yeniden ele alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Bu uyumlaştırma olmadığı takdirde, sadece kendi verilerimize bakıp küreseldeki gelişmelerin nasıl olduğunu kaçırmış oluyoruz.
Bir de tabii bizde sadece imalat PMI verileri toplanıp açıklanırken, hizmetler sektörü PMI verilerinin olmaması çok büyük bir eksiklik. Bunun da yeniden değerlendirilmesinde bence fayda var, zira özellikle son dönemde hizmetler sektörü adeta imalat sanayisini yiyen bir yapıya dönüşmüş durumda.
