Amerikan borsa endeksleri yatırımcılara çelişkili sinyaller gönderiyor. Bunun nedenlerinden birisi, enflasyon konusunda bir netliğin olmamasıdır. Bir yanda ‘‘verimlilik artışı’’ adı altında gerçekleştirilen işten çıkarmalar ve yüksek gelirli çalışan kesimin harcama gücündeki düşüş, diğer tarafta hizmet sektörünün beklenmedik direnci var. Bu ayrışma, Fed’in faiz politikasını öngörülemez bir patikaya sokuyor. Yatırımcılar sadece teknoloji hisselerine odaklanmanın risklerini sorguluyorlar.
ABD hisselerine duyulan o sarsılmaz itimat, yerini bir denge arayışına bıraktı. Fırsatı kaçırma endişesinin körüklediği o coşkulu dönem bitti. 2024’ün sonundaki yazılarımda, Çin ve Avrupa hisselerinin 2025’te iyi performans gösterebileceklerini vurguladım. Buralardaki fırsatların sürdüğünü düşünüyorum. Sunduğu yapısal dönüşüm ve siyasi tablosuyla Japonya da bir çekim merkezi hâline gelebilir.
Japonya’nın ilk kadın başbakanı Takaichi'nin seçimlerdeki ezici zaferi, uzun süredir beklenen politik istikrarı sağladı. Ekonomi politikasında, 2022’de suikasta uğrayan akıl hocası Abe’nin ‘‘üç ok’’ (gevşek para politikası, genişleyici maliye politikası, yapısal reformlar) stratejisini takip ediyor. Vergi indirimleri ve 17 stratejik sektöre yönelik teşviklerle iç piyasayı canlandırmayı hedefliyor. Japon endekslerinin makul çarpanlarla işlem gördüklerini belirteyim. Yatırımlarını yıllardır yurt dışında yapan Japon fonlarının ülkelerine dönmeleri de konuya boyut kazandırabilir.