Mevlana’nın dediği gibi, şubat dündü ve dünde kaldı, enflasyonda da ne olacaksa oldu, o da geride kaldı, artık mart ayına bakmak lazım.
TÜİK yarın gerçekleşmenin ne olduğunu açıklayınca şubat ayı oranı ortaya çıkacak. Tahminler yüzde 3 dolayında bir orana işaret ediyor. Yani şu aşamada da, yarın oran açıklandıktan sonra da şubat için ancak tahmin ile gerçekleşme arasında oluşabilecek küçük farklar konuşulacak.
Çünkü asıl bakılması, üstünde söz söylenilmesi gereken dünde kalan şubat değil, yarın olan mart!
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı, Hürmüz boğazının kapandığına ilişkin bilgiler ve petrol fiyatlarının korkulan düzeye, üç haneli düzeye çıkabileceğine dönük tahminler…
Dolayısıyla mart ayına öyle bir giriş yapıldı ki şubat çoktan unutulacak gibi. Şubat unutulacak, daha farklı bir ifadeyle belki de aranacak!
Merkez Bankası’nın öngörüsü!
Merkez Bankası 2026 yılına ilişkin enflasyon hedefini yüzde 16’da sabit bırakıp tahmin aralığını yüzde 13-19’dan yüzde 15-21’e çıkarırken bu yılın ham petrol fiyatlarına ilişkin tahminini 62,4 dolardan 60,9 dolara düşürmüştü. Merkez Bankası’nın bu tahmin revizyonunu açıklamasının üstünden daha üç hafta bile geçmedi. Enflasyon tahmin aralığı ve petrol fiyatlarına ilişkin revizyon 12 Şubat’ta açıklanan yılın ilk enflasyon raporu kapsamında yapıldı. Merkez Bankası bakın 12 Şubat’ta açıkladığı raporda petrol fiyatlarının seyrine ilişkin olarak hangi görüşleri dile getirmişti:
“Önümüzdeki dönemde OPEC ülkelerinin üretim seviyesi, küresel büyüme görünümü ve küresel para politikalarındaki sınırlı gevşeme alanı birlikte değerlendirildiğinde, jeopolitik belirsizliklerin azalmasıyla petrol fiyatlarının zayıf bir görünüm sergilemeye devam edeceği öngörülmektedir.”
İşte Merkez Bankası bu yaklaşımla petrol fiyatları beklentisini 62,4 dolardan 60,9 dolara düşürdü. Ne zaman, 12 Şubat’ta!
Sanırsınız ki o tarihte ABD ve İsrail ile İran arasında hiç mi hiç gerginlik yoktu, daha kısa bir süre önce İsrail ve İran karşılıklı hava saldırıları düzenlememişti, Trump sıranın İran’a geleceğini hiç söylemiyordu!
Ama neymiş, Merkez Bankası’na göre jeopolitik belirsizlikler azalıyormuş ve petrol fiyatlarına ilişkin beklenti diğer etkenlerle birlikte bu durum da göz önünde bulundurularak aşağı çekilmiş!
Ne oldu, petrol şimdi 70 doların üstünde ve bugünler için çok endişe verici düzeylerden söz ediliyor.
Aslında önemli olan petrol fiyatının birkaç günlüğüne çok yükselmesi değil elbette, o düzeyde ne kadar kalacağı.
Petrol fiyatları Merkez Bankası’nın tahmini olan yaklaşık 61 dolardan şimdiden aştığı 70 dolarlarda uzun süre kalır ve ortalama o düzeylerde oluşursa yüzde 15 artış yaşanacak demektir. 100 dolar civarındaki bir fiyat ise yüzde 50’den daha fazla bir artış anlamına gelir.
Varın o zaman akaryakıt fiyatları nerelere tırmanır, bir düşünün!
Yıllık oran yukarı dönecek
TÜİK’in yarın açıklayacağı şubat ayı oranının yüzde 3 dolayında beklendiğini belirttim. Bu düzeyde bir gerçekleşme olduğu takdirde geçen yılın aynı ayındaki yüzde 2,27’nin üstüne çıkılacağı için yıllık oran çok uzun bir aradan sonra yönünü yeniden yukarı çevirecek.
Şubat artışının yüzde 3 olması halinde yıllık oran yüzde 31,6’yı bulacak. Yıllık artış ocak ayı sonunda yüzde 30,6’ya inmişti.
Şubatın yüzde 3 düzeyinde gerçekleşmesiyle iki aylık toplam artış da yüzde 8’e ulaşacak. Bu durumda Merkez Bankası’nın yüzde 16’da sabit tuttuğu ve kolay kolay değiştirmeyecek gibi göründüğü yıllık enflasyon hedefi için de on aylık bir dönem için yüzde 7,4’lük bir hareket alanı kalacak.
Bu arada İstanbul Ticaret Odası'na göre tüketici fiyat endeksi şubat ayında yüzde 3,85 artış gösterdi.
Ya mart artışı?
Mart ayında nasıl bir gerçekleşme olacağı bilinemiyorsa da savaş yüzünden ortaya çıkacak tablonun çok karanlık olacağı ortada. Biraz önce izah etmeye çalıştığım gibi başta ham petrol olmak üzere enerji fiyatlarında ortaya çıkan artış yüzünden çok yüksek bir enflasyon ne yazık ki sürpriz olmayacak.
Geçen yılın mart ayında yüzde 2,46’lık bir TÜFE artışı yaşanmıştı. Bu kez hem şubat ayında yüzde 3 dolayında beklenen artışı, hem de geçen yılın mart ayındaki yüzde 2,46’lık artışı mumla aratacak bir oran görülmesi söz konusu.
Hamaney ve üst düzey komutanların öldürülmesi savaşın çok kısa sürede bitmesi sonucunu mu doğuracak, yoksa süreç çok mu uzayacak, tahmin yürütmek zor. Ama artık şu kesin; İran’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yalnızca İran’da mı, tüm bölgede.
Taşlar gün gelip yerine oturmaya başlayacak başlamaya da, ne zaman?
İşte o zamana kadar çok keskin fiyat hareketleri görülmesi muhtemel.
Bu durum haliyle enerjide çok büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye’yi de etkileyecek.
Akaryakıt kaynaklı zamlar kalıcı oluyor
TÜİK verilerine göre ocak ayı itibarıyla son bir yılda elektrik yüzde 42,4, doğalgaz yüzde 37,1, motorin yüzde 19,8, benzin yüzde 18,7, otogaz yüzde 10,2 zam gördü. Elektrik ve doğalgaza manşet enflasyonun üstünde zam gelirken, akaryakıta çok daha düşük zam yapıldığı ortada. Ama akaryakıta çok yüksek oranda zam yapıldığı algısı hakim.
Bu yazdığımdan “Akaryakıta zaten düşük zam yapılmıştı, şimdi bu fark giderilebilir” dediğim gibi bir anlam çıkaran umarım olmaz.
Akaryakıt en temel girdilerden biri ve bir maliyet kalemi.
Ama akaryakıt zamları kimileri için gerçekten bir maliyet unsuru, kimileri için de bahane kaynağı.
Ancak akaryakıtla ilgili şöyle bir sorun var. Akaryakıta yapılan zam, haklı ya da haksız, maliyete hemen yansıtılıyor da, gelen indirimler hiçbir zaman akaryakıt zammı gerekçesiyle yapılan fiyat artışlarının geri çekilmesi gibi bir sonuç doğurmuyor. Akaryakıt zamlarının yol açtığı fiyat artışları hep kalıcı. O yüzden de vatandaş akaryakıtta yalnızca zammı hatırlıyor, kimi dönemlerdeki indirim akaryakıt kaynaklı zamların geri alınması gibi bir sonuç doğurmadığı için akılda kalmıyor.
İşte ABD ve İsrail saldırısıyla başlayan savaş yüzünden tırmanacak petrol fiyatları ve bunun sonucunda çok artması muhtemel akaryakıt fiyatlarının etkisiyle yaşanacak enflasyon ne yazık ki kemikleşen bir yapıda olacak ve petrol fiyatları düşse bile bu fiyatlar çıktığı düzeyde kalacak.
