Dolar karşısında yüzde 13 değerlenen euro, 2025’te G10 ülkelerinin para birimlerinin yıldızıydı. Euro aslında geçen yıla kötü bir noktadan başladı. 2024 yılının kapanış seviyesi olan 1,02 bugüne kadarki en düşük yıllık kapanıştı. Bu durum, yıllardır hayal kırıklığı yaratan büyüme performanslarının bir sonucuydu.
Maliye politikasındaki sıkı duruşun gevşetilmesi, 2025’te oyunu değiştirdi. AB’nin lokomotif gücü Almanya; bir tarafta Rusya ve ABD kaynaklı siyasi baskıların, diğer tarafta Çin'in üretim hegemonyasının arasında kaldı. Şubattaki seçimde aşırı sağcı AfD'nin yüzde 21 oy alması da Alman siyasetçileri silkeledi. Büyüme odaklı politikalara geri dönülmesi mevcut düşük değerlemelerin sunduğu fırsatla birleşince, bölge sermaye için bir çekim merkezine dönüştü. Başta İspanyol IBEX olmak üzere, borsa endeksleri çok iyi kazandırdılar. Avrupa ekonomisi beklenen dinamik yapıya hâlâ kavuşmasa da politika yapıcıların kritik önceliklere odaklanması olumludur. İdeolojik saplantıların yerini pragmatik bir devlet aklına bırakması, piyasalar nezdinde güven tazeleyen bir dönüm noktasıdır.
Söz konusu makroekonomik eğilim, hâlen iskontolu sayılabilecek 1,17 seviyelerinden euroyu desteleyebilir. Paritenin; 2021 zirvesi 1.2350’ye, hatta 1,25’e yükselme potansiyeli var. Avrupa’daki toparlanma ve euronun güç kazanması, dış ticaretinin ağırlık merkezi AB olan Türkiye için pozitiftir. Maliyetleri dolar cinsinden olup gelirleri ağırlıklı olarak euroya dayanan ihracatçılar için parite, rekabet gücünü ve kârlılık rasyolarını doğrudan etkileyen parametredir.