Trump’ın Kevin Warsh hamlesi, finansal aktörleri alışık oldukları konfor alanından çıkarıp piyasanın yeni ve sert parametreleriyle yüzleştiriyor. Bu tercih, 2008 krizinden bu yana küresel finansı suni bir oksijenle ayakta tutan genişlemeci politikaların artık sonuna gelindiğini tescilleyen bir kırılma noktasıdır. Warsh’un bir yandan Fed’in dev bilançosunu küçültürken diğer taraftan faizleri düşürmeyi hedefleyen yeni doktrini, likiditeyi küresel merkezlerin spekülatif koridorlarından çekip reel ekonominin damarlarına akıtmayı vadediyor.
Altın ve gümüşte cuma günü görülen rekor günlük kayıplar, aslında yatırım dünyasındaki sıcak havanın Warsh’un şahin gölgesiyle aniden soğumasından kaynaklanıyor. Gümüşün bir günde yüzde 30 değer kaybetmesi piyasada bir şok etkisi yaratsa da, ortamı aşırılıklardan arındıran sağlıklı bir düzeltme olarak okunmalıdır. Emtialar mevcut konjonktürde güvenli liman vasfını yitirmediler. Sadece bedava likidite rüzgârının kesilmesi durumunda fiyatların nasıl bir yer çekimine maruz kalabileceği görülüyor.
Bu yeni süreçte yatırımcılar adına pusula artık teknoloji devlerinden enerji ve madencilik sektörüne kayıyor. Madencilik şirketleri, fiyatlardaki sert düzeltmeye rağmen tertemiz bilançoları ve devasa nakit üretimleriyle tarihsel olarak hâlâ ucuz seviyelerdedir. Warsh devri borsalar açısından yüksek oynaklık, reel ekonomi noktasında ekstra nefes, disiplinli portföyler için panik dalgası dindiğinde hammadde odaklı bir fırsat kapısı anlamına geliyor.