Orta Doğu'daki savaş, 2026 yılının en kritik siyasi sınavına dönüştü. İsrail’de genel seçim 27 Ekim’de, ABD’de ara seçim 3 Kasım’da yapılacak. Netanyahu ve Trump seçimlerden önce net bir zafer elde etmek istiyorlar. Seçmenleri ikna etmek için askeri başarıyı ekonomik istikrarla birleştirmeyi hedefliyorlar. Bu nedenle, Trump’ın öngördüğü gibi operasyonun 4-5 hafta içinde bitmesi, kendileri açısından stratejik bir zorunluluktur. Ucu açık bir savaşın enerji fiyatları üzerinden yaratacağı enflasyon, iki ismin şansını azaltır. Kısacası bu yılki seçimlerin kaderi, askeri adımların petrol piyasasında kuracağı o kritik dengeye bağlı duruyor.
Petrol fiyatı şu aşamada en kötü senaryoyu fiyatlıyor. Mevcut fiyatın içinde 7-8 dolarlık bir savaş primi bulunuyor. Ancak bu gergin bekleyiş, aslında büyük bir rahatlama potansiyelini de içinde barındırıyor. Sahadaki en ufak bir yumuşama emaresi, fiyatlardaki bu jeopolitik balonu hızla söndürebilir. Savaş priminin ortadan kalkması ve İran arzının yeniden devreye girmesiyle petrol fiyatı makul seviyelere çekilir.
Türkiye’de dün açıklanan enflasyon rakamından sonra, Merkez’in yılsonu hedefi konusunda manevra alanı kalmadı. Gıda ve konut fiyatlarındaki kronik katılık sürerken, bir de enerji kanalıyla ithal edilecek yeni bir maliyet şokuyla boğuşmayalım. Enerji fiyatlarında uzun süreli bir yükseliş, yurt içindeki dezenflasyon sürecine dair kırılgan beklentileri bütünüyle geçersiz kılabilir.