Gelgitlerle dolu ve dalga boyu giderek büyüyen bir ABD politikası ikinci Trump döneminde yeni normal haline geldi.
ABD Başkanı Trump, Grönland’ı satın alma hedefine ulaşmak için oyunu sertleştiriyor. ABD, Grönland konusundaki tutumu nedeniyle sekiz Avrupa ülkesine (Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İsveç, Norveç) şubat başından itibaren geçerli %10 gümrük vergisi koydu. Avrupa ülkelerinin mevcut politikalarını sürdürmesi durumunda vergi oranı haziran başında %25’e çıkartılacak.
Başkan Trump’ın Grönland için uzun dönemli stratejik ortağı ve NATO üyesi olan ülkelere baskı yapması sürpriz değil. Gelgitlerle dolu ve dalga boyu giderek büyüyen bir ABD politikası ikinci Trump döneminde yeni normal haline geldi.
Venezuela’da iktidarı değiştirmekten, İran’a müdahale tehdidine, Fed başkanına dava açılmasından, Grönland’ın baskı ile satın alınmak istenmesine kadar uzanan bir dolu ABD zorbalığına alıştık. Piyasalar Trump’ın uluslararası hukuku ayaklar altına almasına değerli madenler ve savunma temalarını satın alarak cevap verdi.
Brent petrol, kaybının yarısını geri kazandı
İran’da iktidarı değiştirmeyi amaçlayan bir müdahale spekülasyonunun enerji piyasasına etkisi sınırlı ve geçici oldu. Gelişmeleri açık kalp ameliyatı detayında izleyen piyasalar, iktidarı devirme şansı olmayan ABD’nin İran’a müdahalesine düşük bir ihtimal veriyor. İran’a müdahale riskini %10 artış ile fiyatlayan Brent petrol kaybının neredeyse yarısını geri kazandı.
Petrol fiyatlarındaki artışın İran riski ile mi, yoksa müdahale sonrasında %75 azalan Venezuela ihracatı yüzünden mi olduğuna emin değiliz. Venezuela, petrolünü müdahale sonrası ağırlıklı olarak ABD’ye satıyor. ABD, İran’ı da kontrol altına alırsa petrol üzerinde hakimiyetini artırarak Çin’in nadir elementler konusunda üstünlüğüne karşı kullanacağı bir koz elde edecek.
Jeopolitik risklerdeki artışın Türkiye'ye ekonomik maliyeti kısa vadede negatif tarafta doların güçlenmesi ve petrol fiyatlarında artış ile sınırlı kaldı. Orta vadede savunma harcamalarını milli gelirin %0,5-1,0’i bandında artırmak zorunda kalacağız.
Pozitif tarafta ise altın fiyatlarında artışın yarattığı servet etkisi söz konusu. Hesaplamalara göre yastık altı dahil 500-600 milyar dolarlık bir altın stoku ve 200-250 milyar dolarlık altın kaynaklı servet etkisi söz konusu. Bu hesaplamaları, iyimser varsayımlara dayandığı için iskonto ile okuyoruz.
Türkiye için orta-uzun vadede daha önemli olan kuzeyimizde Ukrayna, doğumuzda İran, güneydoğumuzda Suriye'de olası (iç)savaşlar. İran’daki iktidarı devirme amaçlı bir ABD-İsrail müdahalesi petrol fiyatlarında %100’ü aşan artış, ve doğu sınırlarımızda milyonlarca kişilik bir göç dalgasıyla bizi vurur.
Suriye’de, iktidar ile anlaşamayan SDG, Fırat’ın doğusuna sürülerek, istikrarsızlık riski şimdilik önlendi. Arap nüfusun SDG’ye karşı direnmesi ve Şara’nın SDG ile Kürt nüfusu ayrıştıran politikaları bu sonuçta etkili oldu. Suriye ordusu Fırat’ın doğusundaki Rakka merkezinde kontrolü ele alacak şekilde operasyonu genişletti. Ama ABD ve İsrail’in desteği nedeniyle SDG riskini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil.
Söz konusu gelişmelerin ve risklerin Türkiye ekonomisine kısa vadeli etkisi enflasyonl ile, orta vadeli etkisi, dış dengede sınırlı bozulma ile sınırlı olur. Petrol fiyatlarında ve gıda fiyatlarında artış, ocak ayı enflasyonunu %4-4,5 bandına çekerek yıla kötü bir başlangıç yapmamıza neden olacak. Savunma harcamalarındaki artış, havacılığın büyümesi kaynaklı uçak alımları ve altın ithalatı ile birleşerek cari dengemizin 2026-2027 yıllarında milli gelirin %2-2,5 bandına yükselmesine neden olabilir.
Enflasyon beklentilerde bozulmaya yol açmamasını bekliyoruz
2026 yılı stratejimizi yılın ilk yarısında 150 baz puanlık, ikinci yarısında 100 baz puanlık adımlarla ilerleyen bir faiz indirim döngüsü üzerine kurduk. Ocak ayında yüksek gelecek enflasyonun şubatta yeniden gerilemesini ve beklentilerde bozulmaya yol açmamasını bekliyoruz.
Eğer beklentilerde ve şirketlerin fiyatlama alışkanlığında bozulma olursa Merkez Bankası piyasadaki likiditeyi çekerek ve faiz indirim adımını 100 baz puana çekerek cevap verir. Piyasalar faiz indirim hızının yavaşlamasına kısa-orta vadeli tahvillerde ve bankalarda satış ile cevap verir. Son dönemdeki piyasa hareketinin arkasında kısmen bu dinamikler yatıyor.
